Kafes'in kapıları açılmıştı, etrafta fazla kişi yoktu, zaten izleyiciler dövüşe birkaç dakika kala gelmeyi tercih ediyorlardı. Böyle bir mahallede dahi herkesin ilgilendiği işleri vardı kimse buna saatlerini harcamıyordu, gelirlerdi birkaç dakika boyunca kendilerini eğlendirirlerdi ortaya birkaç kuruş atarlardı ve sonuçlara göre ya kendilerini sevindirir ya da yenilen kişiye söverek buradan ayrılırlardı. Düzen böyleydi. Yıllardır buradaydım kendimden yaşça büyük insanlarla takılıyor onlarla muhattap oluyordum. Hayatım böyle saçmalıklarla geçmişti.
İçeri girdiğimde doğrudan alt kata inmiştim. Kafes toplamda üç kattan oluşuyordu. Dövüşlerin olduğu ve bahislerin toplandığı ver zeminde, bizlerin hazırlanması için odaların olduğu kısım bodrumdaydı. Bir de en üst kat vardı tabii. Oranın ne işe yaradığını bilmiyordum daha doğrusu bilmiyorduk. Kimse oraya çıkmazdı, yani çıkmak istesek bile bunu başaramazdık ya kapısı kilitli olurdu ya da takım elbiseli birkaç adam nöbette dururdu.
Elimdekilerle birlikte soyunma odasına girdiğimde bankta öylece oturan iki adama baktım. "Kanka iyi misin lan?" Sorusunun hemen ardından ayaklanıp yanıma ilişen Chris'e kağıdı uzattım. Bir şey dememe gerek olduğunu düşünmüyordum. Orada ne yazıyor bilmiyordum ama her şeyin açıkça belirtildiğinden şüphem yoktu.
Changbin bir şey demeden Chris'in yanına geçmiş kağıtla ilgilenmeye başlamıştı. Muhtemelen ne demesi gerektiğini bilmiyordu. Onu tanıyordum bu yüzden ona karşı hiçbir sinirim yoktu. Sadece anlam vermekte zorlanıyordum. Aklımda onlarca soru vardı. Benimle olan meselesine arkadaşımı dahil etmesi ve araya onu koyması gerilmeme neden oluyordu. Diğer açıdan da yanıma ilk geldiğinde neden bana uyuşturucu satıcısı rolü kestiğini merak ediyordum. Tüm bunlara gerek olduğunu sanmıyordum.
İkisi hâlâ kağıtla ilgilenirken üzerimdeki hırkayı çıkarttım ve askılığa astım. Dövüş öncesi oda rakip taraf ve onun yakınlarıyla dolu olurdu ama bu sefer biz dışında kimse yoktu. Garibime gitmişti bu ilk kez oluyordu. Duvardaki asılı saate baktım dokuza yaklaşık yarım saat kadar vardı. Muhtemelen biraz sonraya doğru gelirlerdi.
Lavabo tarafına ilerlerken Changbin'in şaşırma nidaları odayı inletiyordu. Ben bu kadar tepki vermemiştim amına koyayım. Ne olduğunu sormak istedim fakat vazgeçtim. Gerek yoktu.
Çeşmeyi açıp elimi suyun altına tuttum. Hiçbir zaman sıcak su akmazdı, bu sefer de akmıyordu. Garipti. Bazı şeyler düzen bozulmuş gibi hissettiriyordu ama çoğu şey de aynıydı.
Avucumun içinde biriktirebildiğim kadar suyla yüzümü ıslarken omuzumdaki elle irkildim. Ani hareketlerden hoşlanmazdım. Başımı yan tarafa döndürdüm ve endişeli gözlerle bana bakan Chris'le, merakıma engel olmaya çalışarak çeşmeyi kapadım. Chris güçlüydü, kolay kolay korkmaz veya ağlamazdı ama şu an yüzündeki ifade beni germeye yetmişti.
"Bizi bırakma." Bu ne demekti? Nereden çıkmıştı birden bire?
"Götümü satsam bu kadar para kazanamam. İşte adamda şans olacak. Bahtım kara benim." Changbin'in yakınmalarıyla banka bıraktıkları kağıda doğru ilerledim. Elime almadım dokunmak bile istememiştim. Oturdum öylece karşısına ve eğilerek başladım okumaya satırları.
"XXX kimlik numaralı Han Jisung ve XXX kimlik numaralı Lee Minho taraflarınca hazırlanan sözleşmenin konusu: Taraflar arasında anlaşma dışı çıkar ilişkisi bulunmadan kurulacak ilişkiye dayalıdır. Sözleşmenin süresi 3 yıl kadardır.
Lee Minho'nun Han Jisung üzerine talep ettiği hak ve yükümlülükleri; yalnızca tek bir maddeyle sınırlı kalmaktadır. Madde 1: Her ne zaman isterse Han Jisung ile görüşebilme (hastalık, olağanüstü hâl yahut haber verilen meşguliyet durumları dahil değildir).
ŞİMDİ OKUDUĞUN
addiction, minsung
FanfictionHan Jisung köşe mahallede doğup büyümüş, zorluklarla yaşayan bir gençtir ve kendisini uzun zamandır izleyen Lee Minho'dan habersizdir.
