Provalar çoktan bitmiş, herkes dağılmış ve batan güneşin hemen ardından şehre çöken akşam manzarası eşliğinde sahile gelmişti Seungmin ve Chan.
Seungmin uyandıktan hemen sonra Chan, biraz hava alıp kendine gelmesi için yürüyüş yapmayı teklif etmişti. Bunu duyan Minho ikilinin peşine kuyruk gibi takılmak üzereyken Jisung tarafından engellenmişti. Changbin, Felix'in randevusunun olduğunu öğrenince tartışma çıkarıp herkesi şaşkına çevirmiş, Hyunjin ve Jeongin ise zaten çok önceden planları olduğunu söyleyip yanlarından ayrılmıştı.
Dondurmasından bir kaşık alıp gözlerini kapatırken "Şu sesi duyuyor musun?" diye sordu.
"Ne sesi?"
"Huzurun sesini."
Seungmin gülerken "Duymaz olur muyum?" dedi. Çilekli dondurmasından bir kaşık alıp aromanın ağzında dağılmasına izin verdi. "Siz o çocuğa nasıl katlanıyorsunuz ya, ömür törpüsü resmen."
İç çekti Chan. "Daha minicik bebeyken yan yana olduğumuz için bağışıklık kazandım. Sonradan tanıştığı insanlara çarpıntı yapma gibi bir özelliği var, maalesef."
"Cidden mi ya?" dedi Seungmin. "Güçlü bir kişiliğin varmış, tebrik ederim."
Chan gülerken "Hyunjin de öyledir mesela ama Jeongin'den sonra biraz daha olgunlaştı." diye devam etti. "Onunla da çok küçükken tanışmıştık, diğerleriyle de liseden beri hep yan yanayız."
"Biz de Jeongin'le liseden bu zamana kadar hiç ayrılmadık." Seungmin'in bakışları gökyüzünde belli belirsiz görünen yıldızlara döndü. "En berbat zamanlarımda hep o vardı yanımda."
Chan konunun nereye bağlanacağını anlayıp dondurmasını yanına indirmişti. Yüzündeki donuk ifadeyi profilinden okuyabiliyordu. Sahilin ışıkları mor saçlarına çarpıp parlaklık vermiş ve kusursuz yüzüne tüm herkesi kıskandıracak kadar güzellik katmıştı.
Dudakları kıpırdanırken söylediği şeylere odaklanmakta güçlük çekiyordu Chan. "Şimdiye göre biraz daha kısaydı boyum, siyah saçlarım ve diş tellerim vardı. Bir de aptallığım."
Chan kaşlarını çattı fakat bir şey demedi. Devam etti Seungmin. "Lise yıllarımı boka çeviren birinden hoşlanıyordum. Ne zaman onunla ilgili iyi veya üzüldüğüm bir şey olsa hemen Jeongin'e koşardım. İçine sinmeyen şeyler vardı ve bunu dile getirirdi sürekli. Onun hayatımı kötü etkilediğini söylerdi fakat dinlemezdim onu."
Kafasını iki yana sallayıp derin bir nefes aldı. "Etrafında çok fazla kız vardı, beni görmeyi bırak, erkeklere ilgisi bile yoktu. Tam bir amcıydı yani." Chan normalde olsa bu lafına gülerdi ama dudaklarını birbirine bastırıp önüne dönmeyi seçti.
"Aptaldım, o kadar aptallaşmıştım ki onu etkileyeceğimi düşünüp her yerde karşısına çıkmış ve kısa sürede arkadaş olmuştum onunla. Arkadaşlığımız çıkar ilişkisinden öte değildi, çoğu ayak işlerini bana yaptırırdı hatta bir keresinde ödevlerini yaptığım için uyumamış ve hasta olmuştum. Ödevini ona teslim ettiğimde bana gülümsemesi ve saçlarımı okşayışı tüm her şeye bedeldi sözde."
Ellerini yüzüne kapatıp yerinde hafifçe tepindi. "Çocuğa o kadar yapışıktım ki aklıma geldikçe kendimi boğmak istiyorum."
"Sen?" dedi Chan inanamayarak. "Sen mi yapışıktın?"
"Bakma şu an çirkef ve soğuk durduğuma. O zamanlar öyleydim."
Chan Seungmin'in omzuna hafifçe vurdu. "Dostum, bir insanın aşk hayatı bu yüzden biter zaten."
Seungmin ona dönüp "Hayırdır, sen nereden biliyorsun?" diye sordu. Chan iç çekip "Önceki ilişkilerim hep çok fazla ilgi verdiğim için bitmiş sözde, yani onlar söylemeseydi farkında bile olmazdım." diye konuştu. "Hepsinin bana son sözü ne oldu biliyor musun? Çok yapışıksın, senden bıktım, falan. Sevince enayi oluyorsam benim suçum ne?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mitski, seungchan
Fiksi Remajachan gittiği konserde yanlışlıkla öpüştüğü ve yüzünü bile göremeden kaçan kişiyi her yerde aramaya başlar. texting+düz yazı
