Seungmin, hemşirenin dikiş attığı yaradan bakışlarını çekip onun yüzüne çıkarırken Chan da aynı şekilde yapmış ve göz göze gelmişlerdi. Bir süre bakışmaya devam ederlerken ortamdaki sessizliği bozan Chan oldu.
"Ziya Gökalp kuzeniyle evlendirilmeye çalışıldıktan sonra intihara teşebbüs etmiş ama başarısız olmuş ve yıllarca kafasında kurşunla yaşamak zorunda kalmış. Hayatının son aylarında kurşunun hareket etmesiyle baş ağrıları o kadar artmış ki bağırıp kafasını duvarlara vuruyormuş, bu nedenle hastanenin o katı boşaltılmış."
Felix hariç hepsi yüzünü buruşturdu bu sırada. Felix arkadaşının aşktan kafasının gidikleşmesine daha önce şahit olmuştu çünkü. Bu yüzden Seungmin'in karşısında böylesine salaklaşması ona sadece keyif veriyordu.
"Ne alaka lan?" dedi Hyunjin.
Jisung endişeyle sordu. "Kafasına da bir baktırsa mıydık?"
Bunun üzerine sessizce Chan'ı inceleyen Minho yayıldığı koltuktan kalkmış "Açılın, o iş bende." diyip Chan'ın başucuna geçmişti. "Kanka parmağımı takip et şimdi." Parmağını gözlerinin önünde oynatmaya başladığında Chan eline yapıştırdı sertçe.
Dolayısıyla bu müdahalesi hem bacağına dikiş atan hemşireyi hem de elini sıkıca tuttuğu Seungmin'i sarsmıştı. Evet, uyandığından beri bir kez olsun bırakmamıştı elini. Hatta Seungmin elini ne zaman çekecek olsa acıtasyon yapıyordu.
Hemşire hareket etmemesi için Chan'ı, Seungmin de Minho'yu uyarırken "İyilik de yaramıyor ya." diyerek yerine geçmişti Minho. Az sonra hemşire işini bitirip kalktı. "Geçmiş olsun." demiş ve yanlarından ayrılmıştı.
Bacağını kırmamıştı neyseki ama yarası büyük olmasa da bayağı bir acımıştı.
"Madem motorunu çıkaracaktın, ne diye arabanı almama izin vermedin lan?" Hyunjin konuşurken diğerleri de ona katılmış neden motorla gittiğini sormuştu hep bir ağızdan. Chan bir Seungmin'e bir de onlara baktı. Sebebinin Seungmin'e havalı görünmek istemesi olduğunu söylemeli miydi?
Tutamadı ağzını her zamanki gibi. "Sevgilime fiyakalı görünmek istedim, ayrıca arabamı sizin elinize vermem demedim mi lan."
"Tamam yine görünmek iste de motorunu kaç yıldır çıkarmadın, doğru dürüst sürmeyi bilmeden niye çıkıyorsun yola?" dedi Felix."Ya bununla kurtulmasaydın?"
Bunu duyunca elini Chan'ın elinden hızla çekti Seungmin. Diğerlerine haber verirken konuşmuştu bir tek, sonra ağzını bile açmadı. Yine hiçbir şey demeden yanlarından ayrılıp hastaneden çıktı ve kendini hastane bahçesinin bankına bıraktı. O kadar korkmuştu ki, konuşacak hal bile bulamamıştı. Demin öğrendiği şey ise sinirlendirmişti. Nasıl böyle bir şey yapardı?
Titreyen ellerini izledi bir süre. Chan'ın sıcaklığı hala gitmemişti elinden. Oflayıp başını elleri arasına aldı, "Aptal herif." diye söylenirken.
Öte yandan sürekli Seungmin'i soran Chan bir saat kadar daha müşahede altında tutulmuş ve sonunda taburcu edilip arkadaşları tarafından hastaneden çıkarılmıştı. Jeongin Seungmin'i bulup haber verince o da kalkıp yanlarına gitti.
"Ee, bu benim arabam."
"Seni taksilerde süründürmek istemediğimiz için affet kanka." dedi Minho. Hyunjin ise "Bize muhtaç kaldın bak da gör." demişti.
Chan haklı oldukları için sesini çıkarmadı, Seungmin'e çevrildi bakışları. O ise kimseye bakmadan arabaya binmişti. Bunun üzerine hepsi yerleşmiş ve minik bir atışmanın ardından gelişte arabayı Minho sürdüğü için bu sefer Hyunjin geçmişti şoför koltuğuna.
Sessiz geçen yolculuğun ardından hepsi Chan'ın evine çıktı. Dikkatlice eve taşıdılar onu. Yatağına uzandığında "Bu saatte bir yere gitmeyin, yarın haftasonu zaten." diye konuştu. Seungmin'e ithafen konuşmuştu özellikle.
Hepsi onayladı, zaten yorgunlardı. Tepki vermeyen Seungmin içeri geçip oturdu. Saat ikiye geliyordu. Diğerleri bir köşede uyurken o da kıvrıldı bir kenara. "Sevgilinin yanında uyusana yenge ya, sıkıştık burada." diyen Minho'nun kafasına yastık fırlatıp kapatma tuşunu tutturmuş ve sessizliği fırsat bilerek uyumaya çalışmıştı.
Chan da zar zor uyumuştu, onu düşünmekten.
Ertesi sabah kahvaltılarını yaptıktan sonra Seungmin hepsini gönderdi. Madem kendisi yüzünden olmuştu o zaman kendisi bakacaktı ona.
"Seungmin bir şey söyle artık, çok korkuyorum."
"Ne söyleyeyim?" diye konuştu diğeri sinirle. "Nasıl endişelendiğimden mi, sırf bu yüzden konuşacak halim olmadığından mı bahsedeyim?"
Chan ağzını açıp bir şey diyecek olurken susturdu onu. "Sakın gevşek gevşek senin için endişelendiğimden bahsetme, sakın. Arkadaşlarının yanında rol yapmanı anlıyorum ama neden yanıma gelirken canını tehlikeye attın anlamıyorum."
"Gerçekten sana havalı görünmek istemiştim."
"Hala aynı şeyi yapıyorsun." Seungmin ayağa kalktı sinirle. "Dalga geçme benimle artık."
"Seungmin." dedi Chan nazikçe onun ellerine uzanırken. "Seninle hiçbir zaman dalga geçmedim, şimdi de geçmiyorum. Motoru senin için kullanmak istedim." Planı bu değildi, bu şekilde dan diye söylemek istemiyordu ama mor saçlı oğlan öyle zorluyordu ki şu an onu.
"Yapma." dedi Seungmin. Devamında ne geleceğini biliyordu ama hazır değildi buna. Dinledi onu, devam etmedi Chan. Sadece "Bir kere sana sarılabilir miyim?" diye sordu. "Lütfen."
Kafasını salladığını görünce anında kollarını oğlanın beline sardı. Burnunu gıdıklayan saçlarından kokusunu içine çekerken "Özür dilerim." demişti. "Sana yaşatılan tüm her şey için özür dilerim."
Sol gözünden hızlıca bir yaş akıp gitti Seungmin'in. Chan'ın görmediği, Seungmin'in sırrı olan bir gözyaşı.
seungmin:
chan:
seungmin:
chan: ziya gokalp...
13. bolumdeki son cumleyi okuyup gelin.. boyle ince ayrintilarin hastasiyiz kardesim AYRICA 15. bolumun niye okunma sayisi ve oylari az!!! yakistiramadim size
ŞİMDİ OKUDUĞUN
mitski, seungchan
Tienerfictiechan gittiği konserde yanlışlıkla öpüştüğü ve yüzünü bile göremeden kaçan kişiyi her yerde aramaya başlar. texting+düz yazı
