Allah belanı ver... Te Allahım bu para hiçbir şeyi olmayıp , evi yanmış olan bir insan için ne kadar büyük bir para miktarı farkında mısınız ???! Of Halil. Yine iş ilanlarına bakıcam , resmen dejavu yaşıyorum. Neredeyse gazete alıcak param bile yok. Kafamı toparlamaya ihtiyacım var. Halil'in içinde olduğu ambulanstan çıktıktan sonra Erol'un içinde olduğu ambulansa girdim. İçeri girmeden önce gözleri kapalıydı ama içeri girdikten sonra hemen gözleri açıldı. Sedyede doğrulmaya çalıştı ama ona " lütfen rahatsız olma" der gibi omzuna dokundum ve onun baş ucuna gelicek şekilde bir yere oturdum. Ben: İyi misin ? Erol oksijen maskesinin içinde derin bir nefes aldı ve maskeyi çıkardı. Erol : İyiyim. Yüzüne karşı biraz tebessüm ettim. Ben: Umarım uyandırmadım rahatsız olmanı istemem. Erol: Yo hayır, mutlu oldum. Dedi gülümseyerek. Ben: Erol..yardımına ihtiyacım var. Aslında Erol'a böyle bir şey dememem gerekiyordu çünkü bana bir zamanlar "bana ihtiyacın olucak !" gibi laflar söylemişti şom ağızlı. Bana böyle bir şey niye dedi? Yani sanki bu olanları daha önceden biliyor gibi.. yok canım daha neler. Erol: Nasıl bir yardım mesela ? Hayret dalga geçmedi , gülmedi. Tam söyliyecektim ama maalesef ambulanslar hastaneye gidecekti. Hemen Erol'un olduğu ambulanstan çıktım direk Halil'in olduğu ambulansa bindim. Halil : Ne oldu abla ? Ben: Yok bir şey Halil yok bir şey. Dedim sakince. Hastaneye vardık tan sonra sedyeleri odalara çıkartıyorlardı Halil'in olduğu sedyenin peşinden gitmeye çalışıyordum ama yetişemiyordum. Ama nerden nereye gittiklerini son anda görüyordum. Tüm hastaları 2 odaya sığdırabildiler. 2 odada çok geniş odalardı sedyelerin arasında perdeler vardı. Benide hemen bir sedyeye oturttular . Perdenin ardında kim var diye baktığımda Erol vardı. Ne kadar telaşlı olsalarda belki Erol dan isteyeceğim şeyi hemşireler getirebilirdi. Ben: Hemşire hanım. Kapıdan koşarak çıkarken yakaladım hemen durdu. "Buyrun" dedi gülümseye çalışarak. Ben : Lütfen bana bir kalem ve bugünün gazetesini getirir misiniz çok ihtiyacım var . Hemşire: Tabii hemen getiriyorum. dedi. Erol : Derin ? Benden bir şey istemiştin. Dedi. Bir şeyler uydurmak için düşünüyordum ki hemşire hemen baş ucuma koydu ve koşuşturmaya devam etti. Teşekkür ederim bile diyemedim. Erol'a cevap vermedim bile. Herneyse iş ilanlarına bakarken yine Özel Yıldız Bale Okulu'nun kantin ilanı vardı. Oraya gitsem mi diye düşünüyordum. Gitmek zorundayım çünkü bu borcu ödemeliyim. Yoksa...Tanrım olacakları aklıma bile getirmek istemiyorum. Kendimi iyi hissediyordum. İyiyim ya iyiyim..etrafımı saran gazeteyi indirdiğimde bir sedyenin başında aileler çığlık çığlığa birine bağrıyolardı. Serum değilde iğne yaptılar ne işe yaradı bilmiyorum. Herneyse. Sedyeden kalkıp olay olan yere yürüdüm ve üstüme yürümeye başladılar. Aileler resmen kafama çıktılar , kolumdan tutup çekiştirdiler, kulağımın dibinde bağırdılar bazıları cümlesi "çocuğum senin yüzünden öldü" bazıları ise "çocuğum senin kardeşin yüzünden öldü " gürültüyü duyan herkes odaya üşüştü ayırmaya çalıştılar ve bunu başardılar , kardeşimin başına üşüştüklerini anlamam geç oldu onu koruyamadım. Hastane koridorundaki uğultular arttı , kendimi tutamayıp ağlamaya başladım. Beni ayrı sakin bir odaya aldılar. Bana "sanırım burda kalsan senin için daha iyi olur" dedi ardından " iyi misin ? " Ellerimle yüzümü kapatıp kafamı sağa sola doğru salladım. Yani hayır demek istedim. Kız sırtımı sıvazlayıp "her şey iyi olucak " dedi teselli etmeye çalışarak. Ama hiç bir işe yaramamıştı bile.. " Eğer bir şeye ihtiyacın olursa yatağının baş ucunda duvara takılı olan bir kırmızı buton var ona basabilirsin " kafamı ellerimden kaldırdıktan sonra başımla onaylayıp göz yaşlarımı sildim. Bu psikolojiyle nasıl yaşama bağlı kalıcam ?
