Müdürün odasına girdiğimde bana pek iyi bakışlar attığını söylemem. Gözlükleri burnuna kadar inik. Masanın üstünde bulmaca çözüyordu. Gözlüklerinin üstünden bana tip tip baktı. Ben sırıttım tabi. Kadının karşısına geçip : Hey dostum iş ilanına geldim o gözlüklerinin ardından bana tip tip bakma dostooğğmm yoksa gözlerini oyarıığğmm demedim. Sonuçta bu bir iş görüşmesi. Kadın gözlüğünü çıkarıp masanın üstüne koyduktan sonra karşısındaki koltuğa eliyle işaret ederek oturmamı söyledi. Bende oturdum. Müdür : Evet küçük hanım neden geldin ? sekreter neden geldiğimi söylememiş sanırım. Neyse. Ben : Ben kantinde çalışmak için geldim. Müdür: Anladım... E bir zahmet anla yani teyzecim. Sanki beni işe almicak gibi görünüyordu. Hayır yani kantincilik içinde belge falan mı var anlamadım....?? Müdür : Peki. Madem istiyorsun ol bakalım. İşe hoşgeldin. Bugün başlayabilirsin. dedi. Kadının arkasında eskiden kalma bale resimleri vardı. Konuşma bitti ama benim gözlerim arkadaki eski bale tablolarında kaldı. Çerçevelenmiş eski bale fotoğrafları. Keşke bende böyle olabilseydim. Kadın bana kalkmıyormusun der gibi bakıyordu ama ben sadece resimleri görüyordum. Ben: Müdürüm bu tablolardaki bayan siz misiniz acaba ? dedim tablolara bakarak . Müdür siyah ve büyük koltuğunundan ayağa kalkıp arkasına dönerek : Evet ne oldu ? Ben cevap veremedim. Kadının ödülleri , ona verilmiş belgeler , madalyalar vardı. Kadının neden müdür olduğu anlaşıldı. Kadın'ın ismide Yıldızdı. Sanırım bu okulu o açmıştı. Ben: Özür dilerim rahatsız ettim kusuruma bakmayın böyle dalgınlıkla sordum gerçekten özür dilerim. dedim. Kadın : Sorun değil. Umarım iş senin için bir umut olur. dedi. Ve tebessüm ederek yerine oturdu , gözlüklerini geri takıp bulmaca çözmeye başladı. Kadınla kötü bir diyaloğumuz olur sanmıştım ama sandığımından iyiydi. Ama yinede sertti. Sertliği onu asil tutuyordu. Ben arkama bakarak kapıyı açtım ve çıktım. Sekreter : Görüşmen iyi geçtimi dedi gülerek. Ben: Evet sandığımdanda iyi geçti. dedim kıza tebessüm ederek. Sekreter: Senin adına sevindim. Eee işe ne zaman başlıyorsun. dedi. Ben : Şimdi. dedim gülerek. Sekreter : Sevindim. Hadi o zaman fazla gecikme daha gelir gelmez müdür hanımın kızgın suratını görmek istemessin dedi. Bende hemen kantinin üstünde duran örtüyü aldım ve boyunuma taktım. O sıradada kızların mola vaktiydi. Kızlar bana dalga geçere gibi baktılar. Baştan aşşağa süzdüler, kulaktan kulağa fısıldaştılar. Bir şeyde diyemiyordum. Bir şey desem işten atılırdım. Kızlardan biri yanıma geldi ve : Merhaba canım ben bir tane soda istiyorum dedi. Eline aldım verdim. Kız bana baktı ve : Bunu nasıl açmamı düşünüyorsun canım... dedi. Elimi açtım ve ona uzattım. Sodayı elime koydu. Elimle ona sertçe bakarak açtım . Eline tutuşturdum ve parasını alıp gitti. Hayır yani ne kadar güçsüzler. Yazık. İşime devam ettim. Saatler sonra bale boşaldı.Evin anahtalarını aramak için eğildim.Masanın üstünde bugün kazandığım paralar duruyordu. Bir anda hepsi yere düştü onları topladım. Ayağa kalktığımda karşımda CEM'İ gördüm. Kantin masasının bir ucundan tutumuş bana bakıyor gülerek !! Cem : Opss... Görmedim kusura bakma dedi gülerek. Bende gülerek : Evet bende seni görmezden gelip anahtarlarımı aricam kusura bakma !! dedim. Ve paraları toplayıp tekrar masanın üstüne koydum. Cem : Senin burda ne işin var ? dedi. Ben : Sanane seni ilgilendirmez ! Hem asıl senin burda ne işin var bir şey mi istiyorsun yemek falan mı ne ? Haa zaten istesende vermem çünkü kapatıcam dedim. Bu arada kantin bale okulunun içindeydi dikdörtgen bir masanın içinde yiyecekler vardı. Az ötede musluk , su ısıtıcı falan filan... Cem : İlk önce ben bir şey istemiyorum ayrıca ben bu okulda bale yapıyorum. dedi. Ben yerde hala anahtarımı arayarak : Burda bale yaptığını biliyorum. Ayrıca ben sana o anlamda burda ne işin var demedim. Şuan ders verilmiyo burda ne yapıyorsun anlamında sordum !!... Cem: Kıyafetim burda kalmış onu almaya geldim. Hem ben sana neden hesap veriyorum sanane neden buraya geldiysem . Ben burda okuyorum istediğim zaman gider gelirim . dedi. Ben : Burda ne halt yaptığın neyi unuttuğun umrumda bile değil. Ayrıca senin bu okulda ders görmen benimle uğraşacağın anlamınada gelmez hatırlatıyim dedim!! Of ya lanet olası anahtarlarımıda bulamadım her yere baktım ama yoktu. Eee ne yapıcam ben şimdi lanet olsun ya. Dışardamı yatıcam ben şimdi !! Lanet olsun kimsede yoktu sadece ben ve Cem vardı. En sonunda yerden kalktım. Cem: Bu arada senin burda ne işin var ? Artık dayanamadım ve ofladım ve : Artık buranın kantininde çalışıcam !! Mutlu oldunmu . Al kıyafetini ve burdan git ! dedim. Cem: Tamam kızma... Sen neyini kaybettin yarım saatir aranıyorsun ? Ben : Ya sanane! Ne kadar çok soru soruyorsun sen ya ! Allahım ya !.. Bir şey demeden kıyafetini almak için koridora gidip kıyafetini alıp geri gitti. Cem kapıdan çıkmadan : Kendine dikkat et bilmiş hanım. dedi gülerek ve gitti. Masaya paraları toplamak için baktığımda bir kağıt onun üstündede telefon numarası yazıyordu. Telefon numarasının üst kısmınada Cem diye yazmış. Hayatta aramam onu... Ya of ben nerde kalıcam. Erolda hayatta kalmam , Cem desen asla olmaz . Off !!! Halilde gelmez eve şimdi ! Zaten onun ev anahtarıda yoktu. Ne yani burda mı kalcam ?? Ben korkarım ama ya ! Of lanet olsun ya Cem'i aramak zorunda kaldığıma inanamıyorum. Eroldan iyidir yani. Benden 12 yaş büyük birinin evinde kalcağıma ve bale okulunda kalacağıma onu ararım daha iyi...
