Güven

446 22 1
                                        


Yağmur İstanbul sokaklarında hafif bir melodi yaratarak yağarken, Seyran ve Ferit kendilerini yüz yüze dururken buldular. Damlacıklar yüzlerinden aşağı süzülüyor, sevinç ve özlem gözyaşlarına karışıyordu. Ortam beklenti ile doluydu, sanki yağmurun kendisi onların dile getirilmemiş arzularına tanıklık ediyordu.

Ferit titreyen elleriyle Seyran'ın yüzüne uzandı, dokunuşu Seyran'ın tüylerini diken diken etti. Gözleri kilitlendi, kelimelerin asla yakalayamayacağı bir duygu derinliği taşıyordu. Yavaşça eğildiler, dudakları şefkatli ve tutkulu bir öpücükle buluştu.

Kendilerini o anın içinde kaybettiklerinde zaman durmuş gibiydi. Yağmur damlaları sanki birlikteliklerini kutluyormuş gibi etraflarında dans ediyordu. Her bir dokunuş, her bir okşayış, duygularını dile getiriyordu. Şefkat, arzu ve biraz da acı-tatlılığın karışımıyla dolu bir öpücüktü bu.

Ama öpüşme sona erdiğinde Seyran isteksizce geri çekildi. Bir adım geri çekildi, bakışları Ferit'e sabitlenmişti. Yağmur yağmaya devam ediyor, saçlarını ve kıyafetlerini ıslatıyordu ama o bunu fark etmemiş gibiydi.

Seyran yüreği burkularak arkasını döndü, ayak sesleri yağmurla ıslanmış sokakta yankılanıyordu. Son bir kez arkasına baktı, gözleri Ferit'inkilerle kilitlendi. Zamanda donmuş bir andı bu, kalplerinde sonsuza dek yer edecek bir anı.

Ve böylece Seyran, Ferit'i yağmurun altında, kalbi sevgi ve biraz da hüzün karışımıyla dolu bir halde bırakarak uzaklaştı. Yağmur yağmaya devam ediyor, gözyaşlarını siliyordu.

Ferit'le öpüştükten sonra Seyran kendini duygu seline kapılmış buldu. Arabasına doğru ilerlerken gözyaşları yüzünden akıyor, içinde hissettiği acıya engel olamıyordu.

Arabasında otururken, Ferit'in önceki ihanetinin ve sarsılan güveninin ağırlığı kalbinin üzerindeydi. Sanki kalbi kendini kilitlemiş, onu daha fazla acıdan koruyordu. İstikrarlı bir hayat istiyorsa Ferit'e sahip olamayacağının farkına varmak yutulması zor bir haptı.

Seyran, zihni duygu ve düşünce kasırgasıyla dolu bir halde, ağır bir kalple eve doğru yola koyuldu. Yolculuk her zamankinden daha uzun görünüyordu, sanki zamanın kendisi onun acısıyla alay ediyordu. Nihayet eve vardığında arabadan indi, bacakları güçsüz ve titriyordu.

Seyran evine girdi, ayak sesleri boş koridorda yankılanıyordu. Duygularının ağırlığı yatağına gidecek gücü bulmasını bile zorlaştırıyordu. Bunun yerine kanepeye yığıldı, vücudu minderlere gömüldü. Gözyaşları akmaya devam etti, kalbi her atışta ağrıyordu.

Duygusal karmaşadan bitkin düşen Seyran sonunda kanepede uykuya daldı. Rüyaları anı parçaları ve kırık bir kalbin acısıyla doluydu. Bilinçaltı hissettiği acıyı anlamlandırmaya çalışırken, dönüp durduğu huzursuz bir uykuydu.

Ferit, Seyran'la öpüştükten sonra büyük bir şaşkınlık içindeydi.  Tamamen o anın etkisi altında kalmış, onun dudaklarının tadıyla adeta sarhoş olmuştu. Ama sonra gerçeklik yüzüne bir ton tuğla gibi çarptı ve Seyran'ın onu terk ettiğini fark etti.

Kendini kaybolmuş ve bunalmış hisseden Ferit, teselliyi barın tanıdık rahatlığında aradı. Seyran'ın artık yanında olmadığı acı gerçeğinden umutsuzca kaçmaya çalışarak üzüntülerini ağır içkide boğdu. Alkol onun geçici sığınağı oldu ve kalbindeki acıyı bir süreliğine de olsa uyuşturdu.

Neyse ki Ferit'in arkadaşı Emre bir kez daha imdadına yetişti. Emre, Ferit'in durumunu fark etmiş ve yardıma ihtiyacı olduğunu anlamıştı. Ferit'i evine götürdü ve Ferit geceyi orada geçirdi. Ferit sarhoş bir halde uykusunda sürekli Seyran'ın adını sayıklıyor, onun varlığını özlüyordu.

Avukatın davasıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin