Merhabaaa vanilyalarım nasılsınız?
Uzun süredir bölüm atmıyorum sebebini panomda belirtmiştim burada da söyleyeyim.
İşlerim olduğu için bölüm yazamıyordum. Bende vaktim olduğu zamanlar ufak ufak yazıp taslağa attım boş olduğumda ise bunu sizle paylaşacaktım. Böylelikle siz okurken ben size yine bölüm yazacaktım.
Neyse
Sizee iyi okumalarr
¤¤¤¤
/ Jungkook /
Kafamda yankılanan birkaç sesle birlikte kurt cinsiyetimi öğrenmiş oldum.
Göz rengimle birlikte bedenimdeki değişikliklerin farkındaydım. Gözlerimi açtığımda etrafıma baktım; herkes aynı benim gibi, yaşadığı değişimlere alışmaya çalışıyordu.
Jimin'e döndüğümde gözlerinin mavi olduğunu gördüm.
(Yazardan ufak bir hatırlatma: Omegaların gözleri mavi, Betaların ela, Alfaların yeşil ve Deltaların kırmızıdır.)
O da benim gibi omegaydı.
Benim gözlerime bakınca onun da bunu fark ettiğini ve gülümsediğini gördüm. Onun mutlu olması, beni daha da mutlu ediyordu. Jimin gerçekten çok iyi bir arkadaştı. Kısa sürede hayatımda özel bir yere sahip olmuştu. Birbirimize sarıldıktan sonra ailelerimizin yanına doğru yürümeye başladık.
Kendimi garip hissediyordum. Herkesten farklı kokular almaya başlamıştım ve bunların feromon olduğunu biliyordum. Her kurdun kendine özgü bir kokusu vardı. Benim kokum acaba nasıldı, merak etmeden duramıyordum.
Artık kurtları hem kokularının baskınlığına hem de göz renklerine göre ayırt edebiliyordum.
Ailelerimizin yanına vardığımızda gözlerimiz eski hâline dönmüştü ama kurtlar sayesinde ailemiz bizim hangi tür olduğumuzu anlamıştı.
Annem gelip bana sıkıca sarıldığında ben de ona karşılık verdim. Diğer aile üyeleriyle de kucaklaştıktan sonra balonun keyfini çıkarmaya başladık.
---
Baloda bir süre dans edip eğlendik. En sonunda çiftlerin dans etmesi için yumuşak bir müzik çaldı ve çoğu kişi ayağa kalkarak şarkının ritmine göre sağa sola hafifçe sallanarak dans etmeye başladı.
Ben onları izlerken, Jimin’i ve abisini dans ederken görünce hemen Yoongi hyung'un yanına koştum.
"Hyung," dedim, şirin olduğunu düşündüğüm bir ses tonuyla, onun karşısına geçtiğimde.
"Hayır." Daha ne söyleyeceğimi bile dinlemeden net bir şekilde reddetti. Dudaklarımı büzüp tekrar konuştum.
"Ama daha söylemedim ki."
"Böyle konuştuğunda hep bir şey istiyorsun," dedi Yoongi hyung, şüpheli bir ses tonuyla gözlerini kısarak yüzüme bakarken.
"Ama hyung..." diyerek dudak büzüp ona tekrar baktım. Sonunda dayanamayıp, biraz sitem eder bir şekilde, "Off! Söyle, tamam. Ne istiyorsun?" dedi.
"Biz de dans edelim mi? Bak, Jimin ile abisi dans ediyor."
"Sen git başkasıyla dans et. Ben gelmiyorum." Beni yine reddetmişti. Off, gıcık! Ne kadar yüzüne söylemek istesem de, ona muhtaç olduğum için iyi kardeş rolüme devam ettim.
Yani başkalarının abileri kardeşleriyle dans ediyor, ben ise yalvarıyorum resmen.
"Hyung, lütfen. Sen çok iyi dans ediyorsun. Belki dans edersen, Jimin de ne kadar iyi dans ettiğini görür ve seninle dans etmek ister. Hm?" Son kozumu da oynadım.
Eğer bunu da kabul etmezse, ne yaparsam yapayım onu dansa kaldıramazdım.
"Beğenir mi cidden?" İşte bu! Şüpheye düştüyse işim kolaylaşmış demektir.
Etrafa göz gezdirdikten sonra söylediğim cümle aklına yatmış olacak ki bana döndü. Ben de başımı aşağı yukarı sallayarak onayladım.
"Tamam o zaman. Ama bunu Jimin’i etkilemek için yapmıyorum, haberin olsun."
"Kesinlikle," dedim alayla karışık bir ses tonuyla.
Yoongi hyung ile dans pistine doğru ilerledik. Boş bir alana geçtiğimizde, elinin biriyle elimi tutup kaldırdı, diğer eliyle sırtımı kavradı.
Sağa sola ritmik hareketlerle dans etmeye başladık. Tanrıya şükür, Yoongi hyung dans etmeyi biliyordu.
Dans ederken onun gözleri Jimin’e kaydı. Jimin de ona bakıyordu. Madem birbirinizde gözünüz var, gidin birlikte dans edin! Ne kadar inatçılar...
Bu sırada ben de bakışlarımı Taehyung’a çevirdim. Zaten bana bakıyormuş. Göz göze geldiğimizde, kendime “Acaba nasıl görünüyorum, mal gibi mi bakıyorum, yüzümde bir şey mi var?” gibi sorular sormaya başladım. Gerginliğim artmıştı. Sonra bana göz kırptı.
Yanaklarım hemen yanmaya başladı. Göz kırptıktan sonra bir de sırıtmaz mı? Utancım zirve yaptı. Tanrı aşkına, neden böyle oluyordu?
Yanaklarımı saklamak için başımı öne çevirdim ama yüzümde küçük bir gülümseme vardı. Gözlerim tekrar Yoongi hyung’a kaydı; hâlâ Jimin’e bakıyordu.
Onlar adına üzülüyordum. Birbirlerini seviyorlardı, flörtleşiyorlardı, hatta sevgili gibiydiler ama bir türlü itiraf etmiyorlardı. İkisi de hoşlandığını bana ayrı ayrı söylemişti ama kimseye söylememem için de sıkı sıkı tembih etmişlerdi. Elimden bir şey gelmiyordu.
Bu sefer Jimin’e baktım. O da bana bakıp kaş göz yapmaya başladı. Önce anlamadım ama biraz izleyince ne demek istediğini çözdüm. Yer değiştirmemizi istiyordu.
Tanrı aşkına, Yoongi hyung ile dans edecekti ama ben de abisiyle dans etmek zorunda kalacaktım! Daha selam verememişken, dans mı?
İçimde bu konuda ciddi bir savaş verirken, Jimin’in üzgün bakışlarını görünce dayanamadım. Başımı sallayarak onayladım.
Jimin zafer kazanmış gibi gülümsedi, Taehyung’a bir şeyler söyledikten sonra yanımıza doğru geldi.
Jimin gelince, hiçbir şeyden haberi olmayan Yoongi hyung merakla bize baktı. Ben bir şey demedim, anlatması için Jimin’e göz işareti yaptım. O da başını sallayarak kabul etti.
Onlar dans etmeye başladığında, ben de beni bekleyen Taehyung’a doğru yürüdüm. Hem utanmış hem de heyecanlanmıştım. Sebebini sormayın, ben de bilmiyorum.
Dudaklarımı kemirerek, çekingen adımlarla yanına geldiğimde, dudaklarındaki ufak kıvrılma bana da bulaştı. Elini uzatarak bana tuttu.
¤¤¤¤
Bölüm sonuuu
Kısa bir bölüm oldu ama söz size yarın yine bundan daha uzun bir bölüm atacağım.
Çok saçma bir yerde bitirdiğimin farkındayım ama bi dahaki bölümü yazar ağzından yazmak istediğim için böyle bitirdim.
Bu arada ilk defa karakter ağzından yazdım nasıl olmuş?
Neyse bir sonraki bölümde görüşmek üzere
Kendinize iyi bakın vanilyalarımmm ♡♡♡
Derin kaçar~
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Full Moon Night
FanfictionJeon Jungkook, 20 yaşına gelen herkesin dolunay gecesi kurt cinsiyetini ôğrenmesi şerefine düzenlenen baloda, kardeşinin kurt cinsiyetini kutlamaya gelen yüzyılın deltası Kim Taehyung'un ruh eşi olacağını düşünmemişti. semetae! ukekook! taekook! An...
