"Davulda sağlam ama tokmağın değmediği yer kalmamış ha Rozerin!"dedi üstünden gelinliği söküp alırken...,
"Kulun olurum, kölen olurum, karın olurum ne olur Şivan abi canım çok yanıyor" dedi ağlayarak.
"Abinin amına koyarım kızım ne abisi bak bakayım...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kız etraftaki hışırtı seslerini duyuyor ama gözünü açamıyordu. Yatakta haraketlenmek isteyip gerindiğinde ise kasıklarına çarpan korkunç sancı ile çığlığına engel olamamıştı. Yatakta iki büklüm olmuş elini karnına sarmış acının dinmesini beklemişti tam geçecek gibi olunca haraket etmeye çalıştıkça daha çok batıyordu. Ellerinin üstünde iri elleri hissedince gözleri aralandı ve acının sahibi adamla birleşti.
"Çok mı sancın var "diyerek ılımlıca sordu Şirvan.
Kız ıslak göz kapaklarını yumup tekrar açtı. Rüya felan değil bu Şirvan'dı ve iyi olup olmadığını soruyordu.
"Kızım konuşsana " diyerek kızı sarstığında kendi dünyasına donmuştu. Hoşgeldin öküz Şirvan diyerek geçirdi içinden kız.
"Rozerin delirtmesene beni, dilini mi yuttun küçük şeytan." Dedi tıslarcasına
"Acıyor nefesimi kesiyor acı oldu mu ?" Dedi kız sağ gözünden akan yaşı silerken.
Adam hasbünallah çekip ayağa kalkıp banyoya gitti. Rozerin tek kalmanın vermiş oldu rahatlıkla derin bir nefes aldı. Acı biraz hafiflemişti ama hala can yakıyordu. Çok geçmeden Şirvan odaya geri girmiş kızın başına sorgu meleği gibi dikilmişti.
"Kalk yıkan küveti doldurdum"
Rozerin doğru duydum mu dercesine tek kaşı havalanarak adamın gözüne dikti gözlerini. Sabah sabah bu adamın içine ne kaçmıştı acaba.
"Ne bön bön suratıma bakıyorsun kızım"
"Şirvan ağrım var kalkamıyorum ne yıkanması "
"Dün öyle demiyordun ama altıma yatarken "deyip ağzının kenarıyla şerefsiz bir sırıtış gönderdi.
Rozerin ne bekliyordu ki ne umsun cevap bile vermeden yataktan kalkacaktı ki çıplak olduğunu hatırladı. Hıı nidasıyla üstüne nevresimi çekti.
"Rozerin sabrımı mı siniyorsun sen benim akşam akşam"
"Akşam mı ?"
"Bak bakalım saate" deyip telefondan saati gösterince şok olmuştu kız on sekiz kırk altıydı saat. Kızın gözleri çarşafta gezindi. Kimse gelip bakmamış mıydı yani?.
"Bakma avala aval o çarşafa bacak aranda ki kan süzülmese, beyninin parçaları süzülecekti o çarşafa"dedi sertçe Şirvan
Rozerinin dudaklarında bir gülümseme belirdi. Bu gülümsemenin amacı farklıydı acı bir tebessümdü bu. İki bacak arasındaki kanla değerini ölçüyorlardı, akmıştı o kan işte dün gece bu yatağa. Hayalleri , umutları hepsini dün gece o kanla bu yatağa gömmüşlerdi. Madem masumdu peki niye o kan onu suçsuz yapmıyordu. Birini sevmenin bedeli bu kadar ağır olmamalıydı. Sevmekten başka bir şey yapmamıştı oysaki kız, bir hayırsıza inanmış , bedelinide dün gece ödemişti.