GÖZ YAŞLARI

9 1 0
                                        

      @Glnazzdal adlı kullanıcıya ithafen.

                İyi ve keyifli okumalar!

Üzerimde beyaz bir elbise vardı. Uçları çamurlanmış. Bir ormanda koşuyordum. Çığlıklar yükseliyordu. Bir derenin kenarında durduğumda sudaki yansımamdan kendime baktım. Yüzüm bembeyazdı.  Gözlerim altı mosmordu. Peki ben neredeydim?  Çığlıklar yakınlaşıyordu. Birden yansımamın yanında bir yüz belirince korkuyla geri çekildim. Bu yüz kanla kaplanmıştı. Yüzünün yarısı morarmıştı. Hiç şüphesiz bu Ayla'ydı. Gözleri ne kadar da boş bakıyordu. Ona döndüğümde yanında ölen diğerleri de vardı. Cemre, Buse, Sinem... Hepsi bana bakıyordu. Kan kırmızısı elbiseler giymişlerdi.

" Nerede kaldın? Biz de seni bekliyorduk."

"Beni mi bekliyordunuz? Ama siz ölüsünüz, yani şey siz yaşamıyorsunuz."

"Evet biz öldük. Ölümlü bedenlerimiz artık acıyı hissetmiyor ama ruhlarımız o katiller yüzünden acıyor."

Buse morarmış dudaklarını aralayıp konuşmaya başladı.

"İntikam nedir bilir misin? Birine acı çektirmeyi?"

Etrafımda daire şeklini almışlardı. Aralarında kalmıştım. Üstüme yürüyorlardı. Bu beni korkutuyordu.

"Ben-ben kimseyi öldüremem. Yapamam."

"Sen yapamazsın, o yapamaz. O zaman kim bizim için adaleti sağlayacak? Dışarıdaki umursamaz insanlar mı?"

Kaçacak yerim yoktu ve yüzleri beni korkutuyordu. Bu bilinçaltımın bir oyunuydu. Farkındaydım ama çıkamıyordum. Ya da çıkmak istemiyordum. Onların yüzünü son bir kez görmek istiyordum.

Cemre konuştu. O kuş cıvıltılarını andıran sesi şimdi ölümü çağrıştırıyordu.

"Öldüremez isen sen ölürsün Kardelen."

Dördü birlikte beni dereye ittiklerinde dudaklarımdan tiz bir çığlık kaçtı.
Dere artık bir denize dönüşmüştü. Derin bir denize. Yukarı çıkmak istedikçe beyaz elbisem vücuduma dolanıyordu. Boğuluyordum.

                           →°♥°←

Etrafımdaki sesleri algılamakta güçlük çekiyordum. Koca bir karanlığın ortasındaydım. Biri bana mı sesleniyor acaba? Yüzüme vuran el kimin eli? Sanki göz kapaklarımın ucundaki ağırlık onları açmayayım diye bana direniyordu. Ayla nereye gitmişti? Buse? Neredeydiler? Bana seslenen bu kişiden bıkmıştım. Ama ağzımı açıp tek kelime edemiyorum ona. Boğazım kurumuştu. Yüzüme çarpan soğuk sıvı ile kendime geldim. Burak elindeki su şişesi ile bana bakıyordu. Gizem de suyun etkisi ile yüzüme yapışan saç tutamlarımı kulağımın arkasına sıkıştırıyordu.

"Manyak mısınız be siz? Hiç duymadınız mı bayılan bir insanın yüzüne su atılmayacağını? Ya şoka girseydim?"

"Sonunda uyandın be kızım!"

Gizem bana sarıldığında ben anın şokundaydım. Kabûsumun etkisinden hala çıkamamıştım. Sanki her an tekrardan Ayla'nın kanlı yüzünü görecektim. Hangi ara buraya gelmiştim? Hatırladığım en son şey o adamların sesiydi. Bizi arıyorlardı. Peki biz şu an neredeydik? O adamlar bizi görmemiş miydi?

"Onlar-onlar gitti mi? Bizi bulamadılar mı?"

Burak bu sırada ayağa kalkmış yangın merdiveninin bodrum kata açılan kapısından koridoru gözetliyordu.

OKULDA KAOSHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin