"Geldik efendim, Londra tren istasyonu."
Siyah taksi durdu, Alissa çantasından aceleyle bir kaç dolar çıkartıp adama uzattı.
"Teşekkür ederim."
dedi ve taksiden indi, aracın bagaj kısmını açıp valizini çıkardı.Acele etmeden yavaşça yürümeye başladı, bir yandan da etrafı izliyordu.
Londra harika bir yerdi, ilk gelişi değildi ama her gelişinde aynı duyguları hissediyordu.Ama bu sefer Londra'ya gelme amacı farklıydı, annesini Hogwarts'a gitmeden son bir kez ziyaret etmek istemişti, ama doktorlar buna izin vermemişti.
Kadının durumu her geçen gün kötüye gidiyordu, aldığı psikolojik ilaçlar yüzünden zihinsel sağlığı yerinde değildi.
Sadece yüzünü görmesine izin vermişlerdi, konuşmasına değil.
Üzülerek ayrılmıştı klinikten.Normalde planı annesini görmek sonra da cisimlenerek Hogwarts'a geçmekti.
Ama maalesef ki planı alt üst oldu.
Hazır Londra'dayken tren kullanarak Hogwarts'a gitmeye karar verdi.
Tren istasyonuna girmesiyle görüş açısı azaldı, her tarafta koşturan muggle'lar vardı.
Biletini çıkardı ve hangi peron olduğuna baktı.Saat 11.00 dokuz üç çeyrek.
Kafası karıştı, böyle bir peron ismini ilk defa duyuyordu.
Yine yavaş adımlarla peronlara yürümeye başladı.
8. peron.. 9. peron.. ve 10. peron
Kendi peronu bu ikisinin arasında bir yerde olmalıydı.
Ama gördüğü şey koca bir boşluk oldu, burada ne bir tren ne de bir insan vardı.Sıkıntıdan ateş bastı, ne diye gelmişti ki buraya? Cisimlenerek gitmesi en iyisiydi.
Yine de beklemeye karar verdi belki birisi gelirdi.
Ve tahmin ettiği gibi de oldu, bir kadınla yanında ki oğlu hızlı adımlarla geldi.Kadının lafında "iksir dersi" tarzı bir cümle duydu, merakla oraya baktı.
Kadının saçları yarı siyah yarı sarıydı ve bu ona gerçekten çok yakışıyordu.
Oğlunun ise beyaza çalan sarı saçları vardı, yüzü solgun bakıyordu.
Çekinerek yanlarına gitti, konuşmadan önce boğazını temizledi."Ee, merhaba."
Kadın oğluyla konuşmayı kesti, merakla baktı.
"Dokuz üç çeyrek peronuna buradan nasıl gidilir biliyor musunuz?"
diye alçak sesle konuştu.Kadının yüzünde bir gülümseme belirdi.
"Hogwarts'a ilk gidişiniz mi? Ama siz bir öğrenciye benzemiyorsunuz.""Ah şey - evet. Aslında ben.. öğretmen olarak gidiyorum."
Yanında ki oğlunun yüzü bir anda pembeleşti ağzını şaşkınlıkla açtı.
"Bir öğretmen mi? Ne öğretmeni?"Alissa samimiyetle gülümsedi.
"Aritmansi," diye kısa bir yanıt verdi.Çocuk heyecanlı ve özgüvenli bir şekilde konuştu.
"Bu sene Aritmansi dersini bende alacağım, dersinizi uzun süredir merak ediyordum.""Tamam Draco, bize izin ver." diye araya girdi kadın.
"Merlin aşkına, bu harika bir şey. Oldukça genç gözüküyorsunuz. Yaşınız kaçtı?"
"24 yaşımdayım, yani sayılır. Daha girmedim."
"Tatlım, ne kadar gençsin! Hogwarts'a uzun süredir bu kadar genç ve güzel bir profesör gelmemişti."
Kadın elini uzattı.
"Bu arada, ben Narcissa Malfoy."Alissa tebessüm etti ve kadının elini sıktı.
"Bende Alissa Clemm, memnun oldum."Kadının yüzünü inceledi, o da gençti.
Ve fazlasıyla asaletli, zarif bir duruşu vardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Remus John Lupin - Menekşe
Werewolf!ASKIDA ^Smut/mentions of suicide/self harm/age gap Bütün hayatı bir gizemden ibaret olan Remus Lupin, kapalı bir kutu gibi yaşamayı ama aynı zamanda da Hogwarts'ta olup biten her şeyi öğrenmeyi sever. Ve Alissa ile yolları kesiştiği anda, genç kadı...