Alissa aynadaki görüntüsünü inceledi.
Dalgalı kumral saçlarını bozulmaması için büyüyle sabitliyordu.Aklı, dün gece yaşananlardaydı.
Remus'un ettiği zamansız teklif onu delicesine heyecanlandırmıştı.Hatta heyecanı uykusunu bastırmaya bile yetmiş, tüm bir gece yatağında kıvranıp durmuştu.
Biraz olsun rahatlayabilmek için erkenden kalktı ve hazırlanmaya başladı.Duştan sonra odasına dönerek, geceden hazırladığı nefes kesici elbisesini çıkartmış ve giymişti.
Mor gözlerini öne çıkaran bebek mavisi elbisenin yakası, boyun ve omuz kısımları açıktı.
Bileğine kadar uzanan kolları bir çeşit dantelden yapılmıştı. Hafif bir göğüs dekoltesi de vardı.
Elbisenin yan tarafından uyluğun üst kısmına kadar uzanan bir yırtmaç vardı.
Bu elbise, onu tam hakettiği şekilde bir peri prensesi olarak gösteriyordu.
Ve bir o kadar da sade, abartı bir elbise değildi. Randevu için uygun bir elbise olduğunu düşünüyordu.
Hiç bu kadar mükemmel bir şey görmemişti.Alissa, boynuna gümüş yıldız kolyesini ve kulaklarına da yıldız küpelerini taktıktan sonra dudaklarına pembe bir ruj sürdü ve siyah göz kalemiyle gözlerini belirginleştirdi. Son olarak, dirseklerine kadar gelen beyaz eldivenlerini giydi.
Geri çekilip hayretle kendine baktı. İyi görünüyordu, gerçekten iyi. Hatta o kadar iyi görünüyordu ki Remus'un sabrını test edebilirdi.
Bunun için sabırsızlanıyordu.Saate baktığında çoktan öğle vaktine yaklaştığını gördü. Pencereden dışarı baktı, öğrenciler de şatodan çıkmaya başlamışlardı.
Askılığa astığı beyaz renk kürkünü giydi ve siyah çantasını omzuna takarak odasından çıktı. Topuklularının çıkardığı seslerle sarmal merdivenlerden inmeye başladı. Kalbi şimdiden göğüs kafesine şiddetle çarpmaya başlamıştı.
Henüz bir kat inmişti ki koridorun öbür ucundan gelen başka topuk sesleriyle duraksadı ve o yöne doğru baktı.
McGonagall'ı gördü. Uzun, siyah elbisesi ve cüppesiyle hızlı adımlarla yürüyordu. Bir yere yetişmeye çalışıyormuş gibiydi.
Alissa'yı fark edince tebessüm etti ve yanına yaklaştı."Ah, merhaba Alissa." dedi neşeyle.
"Merhaba Bayan McGonagall, pek aceleci gördüm sizi?" dedi Alissa.
"Ve elbiseniz muhteşem," diyerek iltifat etti.McGonagall gülerek, "Teşekkür ederim tatlım." dedi.
"Ah, aslında işim biraz acil. Sihir bakanı Hogsmeade'e gelecek, şu Black meselesini konuşmak için. Bende dahil olmak üzere bir kaç profesörü daha davet etti."
Alissa anladığını göstererek başını salladı. "Sihir bakanı.. Fudge'ydi sanırım?"
"Evet, ta kendisi. Aslında kendisini pek sevmem ama buna gitmek zorundayım." diyerek iç çekti.
McGonagall'ın bakışları Alissa'nın üzerine kaydı, onu baştan aşağı dikkatli bir ifadeyle süzdü.
"Vay canına, elbiseye bak.." diye mırıldandı.
"Mükemmel gözüküyorsun. Peki, nereye gittiğinizi sorabilir miyim?"
Alissa hafifçe tebessüm etti ve bakışlarını ondan kaçırdı.
"Şeyy - kısa bir gezinti yapacağım, Hogsmeade'e."McGonagall tek kaşını kaldırarak sorgulayan bir bakış attı.
"Tek başına mı? Sanmıyorum, hadi çıkar ağzındaki baklayı." diyerek elini omzuna koydu.
Alissa pes ederek, "Bay Lupin'le.. " dedi neredeyse duyulmayacak bir sesle.
McGonagall'ın gözleri hayretle büyüdü, ağzını eliyle kapattı.
"Yüce Merlin! Remus'la mı? Siz çıkıyordunuz ve bunu bana söylemedin öyle mi?" dedi McGonagall soruları ardarda sıralayarak.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Remus John Lupin - Menekşe
Kurt Adam!ASKIDA ^Smut/mentions of suicide/self harm/age gap Bütün hayatı bir gizemden ibaret olan Remus Lupin, kapalı bir kutu gibi yaşamayı ama aynı zamanda da Hogwarts'ta olup biten her şeyi öğrenmeyi sever. Ve Alissa ile yolları kesiştiği anda, genç kadı...