6

11 8 0
                                        

Merhabalar. Umarım bölümü beğenirsiniz. İyi okumalar:))

Yazardan:

Bazen bilmek, sizin en büyük cehenneminiz olur. Gözlerinizi kapatıp hiçbir şeyi görmemek, anlamamak istersiniz. Ama bu nafile bir çabadır.
Gerçek geçmiştir, gerçek sizsinizdir.
Gerçek hissettiğinizdir, gördüğünüz değil.

Saye elindeki notu sadece bir defa okudu. Ama bu ona yetti.
Gördüğü gerçeğin ne olduğunu hissetti ama emin olamadı. Daha doğrusu emin olamamak istedi.
Bir kabus dan uyanmış ta, geri uykuya dalıyormuş gibi yaptı. Bu sefer hissetmek ve anlamak istemedi. Belki de inanmak istemedi.
Bu olabilir miydi? Birbirine bu kadar zıt iki isim, aynı tarih kokan sayfada geçebilir miydi?
Ortak bir tarih ve savaş, ölümü getirir miydi?
Saye kafasında bir sürü soru işaretiyle, kendisini eski bir anının kollarına bıraktı.

--------
Bir gün annesine sormuştu küçük Saye,
" Anne bana hep güçlüsün, güçlü olmalısın deyip duruyorsun. Ya bir gün güçlü olmak istemezsem, o zaman ne yapacağım? "

Annesi ela gözleriyle ona baktı, " Hayır Saye, sen her zaman güçlü olmak istemek zorundasın. Biliyorum çok yorulacaksın, üzüleceksin. Ama gerçek bu. Biliyorsun"

---------

Saye çok uzun süre sonra kendini güçsüz hissetti. Ama annesinin sözleri ona nerde olduğunu hatırlattı.
Tam anlamıyla bu hikayede kimseye güvenmiyordu. Bu yüzden notu onlara vermeyi aklının ucundan bile geçirmedi.
Notu cebine sıkıştırdı. Ve daha fazla zaman kaybetmeden aşağı indi.
Merdivenin tam ortasındayken kendini bir garip hissetti.
Sanki bu an, bir daha yaşanacaktı. Öyle hissetmişti.
Hislerine anlam veremedi. Ama görmezden de gelmedi.
Düşünmesi gereken çok şey vardı.

Genç adam beklemeyi hiç sevmezdi, ama onu beklemişti.
Dakikalardır düşünüyordu. Tüm düşmanlarını gözden geçirip duruyordu. Ama tam anlamıyla kendini düşünmeye verememişti. Çünkü aklı sadece o kızdaydı.
Bizim hakkımızda tam olarak ne biliyordu? Bildikleri ne kadar tehlikeli idi?

Can sıkan bir mevzu ise, Saye'nin güçlerini bilmiyor olmalarıydı. Sadece bildikleri tek bir gücü vardı. Oda ailesinden genetik geliyordu. Gölgeler.
Gölgeleri istediği gibi kullanabilirdi.
Gölgeler onun emrindeydi.

Kitabı kim almıştı?
Bilmedikleri  bir düşmanları olabilir miydi?  Bu kadın neden dakikalardır yukarda? Bir şey mi buldu? Bulduysa bizden gizler mi? sonra kaşlarını çatmıştı, tabii ki gizler. Bize güvenmiyor.

Bunca sorunun ardından Saye merdivenlerde gözüktü.
Sonunda.
Sırtını yasladığı kapıdan çekildi.
"Bir şey bulabildin mi? " diye sordu Arkın.
Umutsuz bir sesle, sorusuna cevap gecikmedi. " Hayır hiç bir şey bulamadım. "
Karşısında dikilip kitabı ona uzattı.

Arkın şaşırmayarak " Ne kadar şaşırtıcı bir şey bulamaman" alaylı bir sesle konuşmuştu. Saye bu sefer sinirlenmedi. Çünkü kafası burada değildi. Arkın bunu fark etti, ama sustu.
Saye, umursamadığını belli eden bakışlarıyla, " Sizin hiçbir şey bulamamanız beni şaşırtır ama. Hem de ciddi anlamda şaşırtır. Bu yüzden bir şey bulamadığınız sürece karşılaşmayalım lütfen"
Saye, Arkının hemen yanında durduğu kapıyı açtı.
Saye ona gitmesi gerektiğini söylemedi ama Arkın kovulduğunu anladı.
Arkın bu sefer gerçekten şaşkındı. Krallığın koruyucularına böyle davranmak cesaret isterdi. Hayır, aksine cesaretli olması iyiydi.
Genç adam başını sağ omzuna eğdi,
aralarında yine iki adımlık mesafe kaldı. Ama bu iki tarafı da hiç etkilemedi.

VENEM ( İLK BÖLÜMLER DÜZENLENECEK)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin