16

5 2 0
                                        



Bölüm şarkıları;


ALEYNA TİLKİ- BEKLEYENİM 

STARSET- TELESCOPE 

PETER GUNDRY- MASTER OF DEATH 


Medya: Saye'nin elbisesi 


Umarım bölümü beğenirsiniz. İyi okumalar :))



⭐⭐


Ayak tabanlarım acıdan kıvranacak seviyeye gelene kadar yürüdüm. Sonu bucağı olmayan bir yolda yürüyormuşçasına bulanık ve sisli bir görüşle dakikalar geçirdim. Zihnimde asla susmayan sesler vardı. Sahibini bilmediğim bir enerji, dolunayın şahitliğinde beni saraydan Raxeria gölüne kadar sürüklemişti. Ne yaptığımın farkında olacak kadar kendimde, ama engel olamayacak kadar kaybolmuş haldeydim.

Derin bir nefes aldım, bir kez daha ve bir kez daha. İçim yanmışta küllerini kusmam gerekiyormuş gibi hissediyordum. Ojeli parmaklarım boynuma sarıldı aceleyle. Hareketlerim sakin ama aceleciydi.

Aldığım nefesler ciğerime ulaşmıyordu sanki. Beni bu hale getiren neydi? Geçmiş ne zamandan beridir beni bu kadar çaresiz ve yalnız hissettiriyordu ki?

Bilmiyordum. Daha da acı olanı, cevabı bilmek istemiyordum. Çünkü güçlü kalmak uzun zaman sonra ilk kez bu kadar zordu, bu kadar ulaşılmazdı. Zihin duvarlarım acıyla ve hayal dahi edemeyeceğim insan üstü bir güçle titriyor, acımasız bir kasırganın kurbanı olmuşçasına savruluyordu.

Adımlarımın durmasını sağlayan şey bir çığlıktı. Ses frekansı dünyanın çok ötesinden gelen, gaipten ulaşan gibi hissettiren ama aslında yanı başımda olan bir varlığın çığlıydı bu. Çığlığın etkisiyle bacaklarım daha fazla dayanamadan kumdan zemine bıraktı kendini. Ellerim kafamın her iki yanına tutundu. Avuçlarım tüm gücünü kullanarak saçlarıma baskı yapıyordu.

" Dur artık, lütfen dur artık. Dayanamıyorum." Çaresizlik ve acı içinde kıvranıyordum. Bu acının ve çığlıkların bitmesini her şeyden çok istiyordum. Ama olmuyordu. Çığlıklar dinmiyor, kafamı patlatacak kadar sesini arttırıyordu.

Göz yaşlarım daha fazla tutamadı kendini. Gözlerimi açamıyordum ama Raxeria gölüne geldiğimi biliyordum. Kafamı bacaklarıma doğru yaklaştırdım. Sanki ne kadar küçülürsem acım da o kadar azalacaktı.

Ama geçmezdi. Zihnimde ki çığlıklar yeni olabilirdi lakin buzların tenimde bıraktığı yanıklar çok tanıdıktı ve eskiydi. On iki yaşında başlamıştı benim lanetim. Ve artarak devam etmişti zamanın oyununda. 

Acı içinde ağlıyordum. Göz yaşlarım uzun kollu bluzumu ıslatacak kadar çok akıyordu. Hıçkırıklarım zihnimdeki çığlıkları bastıracak kadar artmıştı ve sesliydi.

Çok uzun zamandır acı içinde kıvranarak ağladığımı hatırlamıyordum. Buzların bendeki etkisi hissettiğimden daha fazla olmuştu küçük Saye için. Dudaklarımdan sesli bir hıçkırık daha kaçtı. Ellerimden biri göğsüme, kalbimin olduğu yere çıktı. Tırnaklarımı acı içinde ve isyanla bastırdım. " Dur artık. Dur lütfen. Yoruldum, lütfen dur." Neyden bahsettiğimden emin değildim. Zihnimdeki çığlıklardan mı bahsediyordum, yoksa kalbimin mi durmasını istiyordum?

Zihnimden geçen düşüncelerle mümkünmüş gibi daha da şiddetli ağlamaya başladım.

Döndün mü en başa Saye Aydan? Sabahı olmayan geceler, bitmeyen kalp ağrısı. Beklenen lakin senin için var olmayı tercih etmeyen kurtarıcının ismini sayıkladığın kabuslara geri mi döndün?

VENEM ( İLK BÖLÜMLER DÜZENLENECEK)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin