Merhabalar umarım bölümü beğenirsiniz. İyi okumalar:)
⭐⭐
Gözlerini kapat ve odaklan. Doğayı dinle. Ağacın dalında sallanan, sihir sayesinde kış ayında bile parlayan ve canlı olan yeşil yaprakları düşün. Zihninde kuş cıvıltıları ve güneşin sesi olsun. Işık daima seninle. Evet, bunu başarabilirsen bu saçma dersten kurtulacaksın. Derin nefes al ver. Hayır olumsuz hiçbir şey düşünme. Mevsim emin ki iyidir. Nehir de anılarını elbette ki hatırlar. Bunları düşünme.
Güneş tam tepemizdeyken, öğle vakti dışarıda ders mi yapıldı yahu!
Yerimde rahatsızca kıpırdandım. Artık bu aptal meditasyonun bitmesini istiyordum. Olmuyordu işte. Bende ön görü falan yoktu. Niye kimse beni dinlemiyordu ki? Neymiş, soyumdan dolayı beni özel kılan sezgisel bir gücüm olmalıymış. Hayır olsa ben bilirdim diyorum, kendi enerjimin nasıl yansıdığını ben bilemezmişim. Bundan dolayı da böyle bir gücüm varsa bunu sadece ruh kontrolü ve iyileştirici gücü olan biri ortaya çıkartabilirmiş. Yeterince öfkeli değilmişim ve damarlarımdan sanki ateş akmıyormuş gibi, ışık saçan ve beni anlayamadığım şekilde yerle bir eden sinir bozucu gülümsemesiyle yüzüme bakıp, gülümsüyor ve ben daha çok öfkeleniyorum. Sözler değişiyor, tarihler değişiyor ama gülümsemesinin bende ki etkisi değişmiyor. Ve daha da kötüsü, bu sarayda sadece bana böyle gülümsüyor. Ve bu hislerin sahibi ne yazık ki Arkın.
İç çekerek yerimde bir kez daha kıpırdandım. Ve Gizem' de yaklaşık yarım saat önce olmasını beklediğim patlama anını şimdi yaşamaya başladı. " Saye bir yerinde dur artık. Son iki saattir ruhuna girmeye çalışıyorum ama izin vermiyorsun. Eğer bunu yapmak istemiyorsan son üç gündür ne için beni meşgul ediyorsun!? " Sonuna doğru yükselen sesi onu çileden çıkardığımın kanıtıydı. Nasıl açıklama yapabilirim diye düşünürken gözlerim ona takıldı ve incelemeye başladım. Örgü yaptığı kızıl saçlarına vuran güneş ona ayrı bir parlaklık katıyordu. Bana öfkeyle ve sabırsız bakan gözleri, su yeşili tayt-üst takımıyla uyum içindeydi. Gözlerimi onun etkisinden alarak gözlerine çevirdim. Dudaklarımı ıslattım ve aradığı yanıtları sıralamaya başladım.
" Öncelikle bu dersi senin bana vermen için seni ben seçmedim. Bizzat Arkın seni istedi ve bende kabul ettim. Eğer bir sorunun varsa onla muhatap ol. Ayrıca size defalarca kez bende sezgizel güç olmadığını söyledim. O yüzden ruhuma giremiyorsundur!"
Duygularını hep çok iyi kontrol eden Gizem, ilk kez benim karşımda tamamen maskesini indirdi. " Bizde sana defalarca kez bunu senin anlayamayacağını izah ettik. Bu saçma inadının sebebi ne? Amacın tüm ilgileri üzerine çekmek mi? Yeterli gelmedi mi? Bir lanet gibi üzerimize çökmedin mi? Daha ne istiyorsun?" Son cümlesini söylerken yüzünde küçümseyici bir ifade yer aldı. Sanki bu durum onun midesini bulandırıyormuş gibi.
Sanki varlığım dediği gibi gerçekten onlar için bir lanetti. Yaşanan tüm savaşın sebebi benmişim gibi davranıyordu. Diğerlerinin aksine Gizem benden gerçekten rahatsızdı.
Bu hali normal şartlarda öfkeden delirmeme sebep olurdu. İstediği şey de Gizem'in buydu zaten. Öfkeden delirip ağzıma geleni hiç düşünmeden söylememi, bunu diğerlerinin yani Ekin ve Arkın'ın görmesini istiyordu. Böylece bu saçma meditasyondan kurtulacak ve kendi işleriyle, hayatıyla ilgilenebilecekti. Ve kimsede bunun için Gizem'e bir şey demeyecekti. Suçlu ben olacaktım ve sıkıntıda ortadan kalkacaktı. Eğer bu yüz ve bu hisler benim geçmişimi oluşturmasaydı planında haklı da olurdu. Ama onların bilmediği şeyde buydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
VENEM ( İLK BÖLÜMLER DÜZENLENECEK)
FantasyVenem 11/01/1672: Yıllar yıllar önce Venem'e bir kar tanesi düştü. Uzun süredir beklenen kış, kendini şimdi gösteriyordu. Tüm Venem halkı bu durumun uğur olduğunu düşünmüştü. Lakin durum öyle değildi. Bu kar tanesi değişimin ve başlangıcın belir...
