371 70 56
                                    

Harry her ne kadar "randevulaştıklarını" veya "flörtleştiklerini" inkar ediyor olsa da, her gün sabahtan akşama kadar mesajlaşmaları ve okul günleri kafede yarım saatlik buluşmaları o kadar çok seviyordu ki artık malum gerçeği kabullenmek üzereydi. Louis'den hoşlanıyordu. 

Onu bu kadar güldüren, gülümseten, anlayan kimse yoktu. Her gün telefonu eline alıp da basit ve saçma olayları -mesela ocakta unuttuğu sütün taşmasını- anlatmak istediği kişi oydu artık, ayrıca Louis o ne anlatırsa anlatsın yeni anayasa açıklanıyormuş gibi bir ciddiyetle dinleyip yorum yapıyordu.

Bunu tam anlamıyla kabullenişi o gün gerçekleşti. Akşam yemeğinden sonra ders çalışmak için odasına geçmiş, orada da bir saatliğine uyuyakalmıştı. Rüyasında ilk kez Louis'yi gördü. İlk buluştukları gün olduğu gibi sandal kiralamışlardı. Başını onun kucağına koymuştu, saçlarının arasında Louis'nin parmaklarını hissediyordu. Sonra alnına ve yanaklarına öpücükler konduruluyordu. Sonunda da boynuna.

Bir yerden düşüyormuş gibi sıçrayarak uyandı. Gözleri hemen telefonuna kaydı. Ondan mesaj gelmiş mi diye baktı ama yoktu. Louis'ye ders çalışacağını söyleyince bol m harfli bir seni seviyorum ile birlikte iyi çalışmalar mesajı almıştı. Uyanır uyanmaz ondan mesaj almaya ne kadar alışmıştı, otomatik olarak telefonuna bakıyordu.

Sessizce orada oturdu ve önündeki kitaba baktı. Bakıyordu da, görmüyordu. Durumun ciddileşiyor olduğunun farkındaydı. Louis'den hoşlanıyordu ve önceden olduğu gibi sorunu bu sefer uzak durarak çözemeyecekti. Zaten artık uzak duramazdı da. İstemiyordu. Bunun nereye gideceğini görmek istiyordu çünkü umutluydu.

Artık Gemma ile konuşması gerekiyordu.

Telefonu eline aldı, nedenini veya başka bir şeyi belirtmeden Louis'ye "Sanırım Gemma ile konuşacağım." yazıp gönderdi. Cevap gelirse diye ekranı kapatmadan öylece bekledi. Tam meşgul olduğunu düşünmüştü ki, telefonu çalmaya başladı.

Çağrıyı cevaplar cevaplamaz Louis'nin karşıdan "Ne oldu?" diye sorduğunu duydu. Sesini duyunca gülümsedi, sonra bu sanki durumu daha da kötüleştiriyormuş gibi kaşları çatıldı. "Bir şey olmadı ama daha fazla saklayamıyorum. Bilmesi gerek."

"İstersen ben konuşurum."

"Hayır, benden duysa daha iyi. Ama tepkisinden korkuyorum."

"Sence ters mi tepki verir? Yine hatırlatacağım, bana aşık falan değildi, aramızda öyle büyük bir şey de geçmedi."

Harry bunu hatırlayınca daha iyi hissetmedi. "Kardeşin gelip sana eski sevgilinle konuştuğunu söylese iyi eğlenceler mi derdin? Kesinlikle ters tepki verecek."

"Ama söylemek istiyorsun?"

"İstiyorum."

Louis birkaç saniye sustu. Sonra "Bence de söyle." dedi. "Ondan gizli görüşüyoruz diye o kadar tedirgin oluyorsun ki üzülüyorum. Gerçi diğer yandan... Neyse."

"Diğer yandan ne?"

"Önemli değildi, boş ver."

"Söyle, ne diyecektin?"

"Olumsuz tepki verirse benden uzaklaşmandan da çok korkuyorum. Bencilce olacak belki ama aramıza girsin istemiyorum."

Harry bir kez daha gülümsedi. Bu sefer tebessümü solmadı da. "Uzaklaşmam."

"Söz mü?"

"Söz, Louis. Zaten onun bizim aramıza girmesinden değil senin onunla arama girmenden korkuyorum."

Louis gergince güldü, "Rahatladım mı emin değilim." dedi ve onu da güldürdü. "Ne zaman konuşacaksın?"

"Sanırım hemen şimdi."

SWIFTLY EVER AFTERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin