6.1 [final]

4.7K 357 112
                                        

Hayatın bana mucizeler getirdiğine hiçbir zaman inanamamıştım. Belki de elimdeki şeylerin kıymetini bilmem ve onlar için teşekkür etmem gerekirdi ancak bazen gerçekten de bir mucizeye ihtiyaç duyuyordu insan.

Tıpkı sevgiyle hayatıma alıp daha sonra beni mahvedip gidenlerin ardından olduğu gibi...

Benim mucizem Jeon Jungkook'tu.

Onun büyük ve karşılıksız aşkını öyle derinden hissediyordum ki ağzını açıp kelimelere dökmesine gerek kalmıyordu. O gerçekten benim başıma gelmiş en güzel şeydi. Nerede veya nasıl olursam olayım bana iyi gelmeyi başarıyordu.

Kendimi ona borçlu hissetmeden edemiyordum. Kendi aşkımı onun yaptığı gibi gösterebildiğimden emin değildim çünkü. Bazen kafa karışıklıklarım çoğaldığında bunu çevremdekilere yansıtmam kaçınılmaz olurdu. Tam da bu noktada Jungkook beliriyordu. Beni bir öpüyor, zihnimdeki tüm sisleri yok ediyordu.

Ona elbette çok şey borçluydum.

Gözlerimi aralamaya çalışırken başımdaki ağrı yüzünden zorlandım. Daha önce kendimi hiç bu kadar bitkin hissettiğimi hatırlamıyordum. Sanki birisi tüm kemiklerim üzerinde tepinmişti. Kılımı kıpırdatacak halim kalmamıştı.

Hatırladığım son şey bebeğimizin doğumuyla ilgili itirazımdı. Beni Jungkook sakinleştirmiş ve ameliyata ikna etmişti. Sonra ne olduğuyla ilgili hiçbir şey hatırlayamıyordum şu an.

"Taehyung?" diye mırıldanan birini duydum. Gözlerimi açamadığım için yüzümü buruşturdum sonra.

Ağrı yüzünden ağlamak istiyordum. Karnımın alt kısmı acıyor ve yanıyordu. Elimi oraya götürmeye çalışsam da başaramadım. Başka bir el kavradı parmaklarımı. Hemen sonra tenime değen dudakları hissettim. Beraberinde sevgilimin rahatlatıcı feromonları sardı etrafımı.

Dudaklarımı araladığımda ve "Jungkook?" diye fısıldadığımda alnımı öptü.

"Burdayım çiçeğim. Burdayım güzelim. Konuşmaya zorlama kendini."

Dudaklarımı yeniden araladım, ona seni seviyorum diyebilmek için ancak hıçkırıklar firar etti. Gözyaşlarım yanaklarıma akmaya başlamıştı. Jungkook'un parmakları yanaklarımdan gezindi.

"Şşt, ağlama sevgilim. Ağrın mı var? Hemşireyi çağıracağım."

Kafamı sallayarak onaylamaya çalıştım. Ağrım vardı, evet ama ağlama sebebim bu değildi. İçimdeki tüm korku açığa çıkmıştı birdenbire.

"Bebek..." dedim zar zor. Sesimi tanıyamıyordum.

"Oğlumuz sağlıklı. Hiç endişlenme."

Oğlumuz deyişiyle bir hıçkırık daha firar etti dudaklarımdan. Jungkook ilgiyle saçlarımı okşamayı bir saniye olsun kesmedi. Ben sakinleşene kadar gözyaşlarımı sildi ve güzel cümleler kurdu.

Sonunda içimdeki tüm endişeleri gözyaşlarımla dışa vurduğumda biraz olsun sakinleşebilmiştim. En azından kendimi daha iyi hissediyordum. Gözlerimi de açabilmiştim.

Büyük hastane odasında yalnız olduğumuzu anlamak için etrafı incelemem gerekti biraz. Uzandığım yatağın hemen yanında duran şeffaf küvezi boş görünce yine gözlerim doldu.

"Bebeğimiz..." diye fısıldadım bu defa. Jungkook bıkmadan usanmadan bana oğlumuzun sağlıklı olduğunu, bazı testler için götürdüklerini anlatıp durdu. Onu görmek için can attığımdan bir türlü kabul etmek istememiştim yanımda olmadığını. Küvezi boş görmek kalbimi kırmıştı.

Alfamın yardımıyla hafifçe dikleştim, arkama bir yastık daha yerleştirerek rahatlamamı sağladı. İçinde avcumun kaybolduğu büyük elini sıkı sıkı tuttum. Alnımı öptü yeniden.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Mar 15, 2025 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

leaving tonight ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin