15-

589 41 36
                                        

Jungkook'un gözünden;

Hayat garipti. Hayat bize karşı hep saygısız ve acımasızdı. Bize saygı göstermediği yetmezmiş gibi kendimize saygılar göstermemize de izin vermiyordu.

4 gündür her yeri sırf daha huzurlu gözüksün diye bembeyaz olan bir odadaydım. Huzurlu gözükmekten çok daha uzaktı bu oda bana. Acı veriyordu, sanki bu beyazlık tüm düşüncelerimle renkleniyor ve beni düşünmeye itiyordu.

Ben düşünmek istemiyordum, öğrendiğim her şey 19 yaşında ki bedenime ağır geliyordu.

Eskiden gerçekten harika bir hayatım vardı, 13 yaşına kadar yani.

Çünkü 13 yaşımda yaptığım hata tüm ailemi ve geleceğimi kararttı.

Ben bir katildim. Bir kadını merdivenlerden iterek ölümüne sebep olmuştum. Aşık bir adamın aşkını yakmıştım.

Ben her türlü katildim.

Aşık olduğum adamın, aşkını yakacak kadar acımasız bir gerçek vardı ortada.

Kim Taehyung. Hayatımın dönüm noktası sandığım, ancak hayatımın son noktası olan adam.

O gün beni okul bahçesinde kurtarınca cidden birisi benim için fedakarlık yaptı diye düşünmüştüm. Ama nereden bilebilirdim ki o adamın beni öldürmek istediğini.

Sevdiğim adam beni öldürmek istiyordu, intikam istiyordu. Alıyor da zaten. Beni mahvetmek istiyordu, o da biliyordu en büyük yıkılışın hayal kırıklığı ile olacağını. O yüzden aşık rolü yapmıştı ya bana da.

Benimle ilgilendiğinde kalbim hızlanıyordu, ellerim titriyor, göz bebeklerim utançla onun gözleri hariç her yerde geziyordu.

Acımasız bir ailede doğduğum yetmezmiş gibi, bir de acımasız bir aşka kurban gitmiştim.

Bana yaptıkları karşısında hâlâ daha kokusunu özlemem normal miydi?
Şu an yanımda olsa, göz yaşlarımı dilde fena mı olurdu?

Tanrı denilen şey çok mu görmüştü bu bana?

Kendime saygımı yitiriyor gibi hissediyordum, gerçekten de kendime bir canlı muamelesi uygulamıyordum

Taehyung'u deli gibi istiyordum, her şeyden çok istiyordum yanımda olmasını. Ama bu kendime büyük bir saygısızlık değil mi?

Bunca şeye rağmen gururumun hiç mi değeri yoktu? Kendime olan saygım hiç mi kalmamıştı? Yüzsüz gibi hem Taehyungdan nefret edip hem de ona aşık olmam fazla saçmaydı.

Taehyungdan nefret ediyor muydum bilmiyorum ama Taehyung'a ona olan aşkımdan nefret ettiğimi çok iyi biliyordum.

Sahi ben Taehyung yüzünden kurşuna bile dizilmiştim değil mi? Ondan nasıl nefret etmem? Ona olan aşkımla, nefretim çelişiyordu.

Taehyung'un aşık olduğum kadını öldürmem yetmezmiş gibi bir de Taehyung'un takıntılı aşığı çıktı başıma.

Odamın kapısı tıklatılınca yerimden sıçradım. Öyle dalmışım ki düşüncelere...

"B-buyrun, giriniz."

Kapıyı açıp içeri giren Rose beni görünce önce süzmüş, ardından derin bir nefes alarak yanıma adımlamıştı.

"Yarın taburcu olabilirsin Jungkook."

Kafamı onu onaylat biçimde salladım ve bakışlarım yine cama doğru kaydı.

Rose yine onunla konuşmayacağımı anlayıp geri çıkacaktı ki ona seslenmem ile durdu.

"Rose!"

Rose kapının kulpunu bıraktı ve bana umut dolu gözler ile baktı.

 Fancy Man Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin