Buraya getirildiğimden beri iki gün geçti ve bu süre zarfında kaçmaya çalışmadım. Normalde olayların üzerine gitmeyi seven biri olarak, bu sefer hiçbir şey yapmadım çünkü bazen çıkmazda olduğunda durmak en iyisidir.
Bu nedenle kaçmaya çalışmayacaktım. Her şeyi Ahmet'e bırakacaktım. O, bana olan duygularını mı yoksa ona yaşattığım hayal kırıklığını mı seçecekti, bu kararı verdikten sonra benim düşüncelerim de ona göre şekillenecekti. Tabii ki burada kaldığım süre boyunca ona beni kaçırdığına pişman ettirecektim, o ayrı.
Aşağıya dikkatlice inerken olmadığını görünce mutfağa yöneldim. Daha önce Ahmet'ten hesap sormak için geldiğimde gördüğüm kadın yemek yapıyordu. Ben bir şey söylemeden o, "Ahmet Bey'in işi varmış, akşam gelecekmiş," dedi.
Kadını yukarıdan aşağıya çaktırmadan süzerken burada ne kadar süredir çalıştığını merak ettim; çünkü Ahmet bu kadına giderken haber veriyordu.
"Sana giderken hesap mı veriyor?" diye içimden geçirdiğim düşünceler bir anda ağzımdan çıkınca, daha ben ne dediğimi kavrayamamışken cevap verdi: "Yok efendim, siz merak edersiniz diye söyledi," hafif bir gülümsemeyle rahatladım.
Ahmet'in o gün söylediklerinden sonra böyle davranması beni ürpertmiyor değildi ama yine de beni düşünerek böyle söylemesi hoşuma gitmişti.
"O gün tanışamamıştık," dedim otururken, "adın ne?"
Kadın yüzündeki gülümseme korkuya dönüşse de hemen toparlandı. Korkmuştu, tabii ben de görsem korkardım. Elinde silahlı biri baskın yapmıştı.
"Sinem," dedi gözlerini benden kaçırarak çorbayı karıştırdı. Ne kadar korkmuyormuş gibi görünse de bana karşı bir ön yargısı olmuştu. Bu ön yargıyı kırmam gerekiyordu. Ahmet'i nasıl bezdiririm sorusunu öğrenmek için buradaydım, bu yüzden bu kızla iyi geçinmem gerekiyordu.
"Ben de Sevde, memnun oldum," dedim en samimi gülümsememi takınarak. "Ee, ne yapıyorsun bakalım?"
"Domates çorbası," dedi baharatları eklerken.
"Acı niye koymadın?"
"Ahmet Bey acıdan nefret eder, o yüzden."
Bunu bildiğim iyi oldu. Ahmet'in sınavı daha yeni başlıyordu. Beni kaçırmasının elbet bir bedeli olacaktı.
"Sinem, rica etsem bana da mantı yapabilir misin?"
"Tabii, bunu karıştırdıktan sonra hemen yaparım."
"Ben bunu karıştırırım," dedim kepçeyi elinden alarak.
Sinem mantı suyunu doldurmakla meşgulken, ben de ocağın yanında duran acı biber kavanozunun yarısını çorbanın içine boşalttım.
&&&&
Ahmet'e yaptığım şey onun için acı, benim içinse tatlı olacak. Bu tuzaktan sonra banyoya gittim. Bir süre burada kalacaksam duruma uyum sağlamam gerekecekti.
Küvetteki ılık suyla vücudum dinlenirken, bir yandan kulağımdaki kulaklıkla müziğe ellerimle eşlik ediyordum.
Duş kabini beklenmedik bir şekilde açıldığında, Ahmet'i görmek istediğim son şeydi. Hele ki sadece baksırla.
Ben çığlık atarken, o da duş kabinini kapatarak açıklama yapmaya başladı.
"İçerinin boş olduğunu düşündüm."
"Bir kapı çalsaydın," dedim kulaklığımı çıkarırken.
"Burada olacağını tahmin etmedim... Sen neden kapıyı kilitlemedin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SOYKAN +18
RomantikGözlerim yavaşça dolarken, sesimdeki titremeyle "Ne istiyorsun?" dedim. Acımasızca "Benimle evleneceksin," diye yanıtladı.
