Ona ayrildigimizi soyleyebilirdim ama bu saatten sonra bana inanmazdi ölmemek icin numara yaptigimiz zannederdi.
Adam silahı kafama dayadı. Cansel'i hafife almanın hatasını şimdi anlayacaktım. Yolun sonuna gelmiştim, gözlerimi kapadım.
Umudumu kaybetmişken, aklıma Ahmet'in kasasından aldığım bellek geldi.
Gözlerimi açtım ve giden Cansel'e seslendim. "Cansel," dedim, ama dönüp bakmadı. "Beni öldürmeden önce ceketimin cebine bak, belki fikrini değiştirirsin," dikkatini çekmeyi başardım.
Gözleriyle adamına işaret etti, adam silahı çekmeden cebimden bellegi aldı. "Ne var bunun içinde ?" diye sordu alırken.
Başımda hala silah varken, "Ahmet'in hayatı var," dedim.
Yanındaki adama laptop getirmesini emretti. Adam bellegi bağlarken, Cansel gergin bir şekilde bekliyordu.
"Buyrun Cansel hanım," Cansel, laptoptaki görüntüye baktiktan sonra belleği aldı. Bana gosterip "seni ölümden bu mu koruyacak?" dedi ve yere atıp ayağıyla ezdi.
Hala başıma doğrultulan bir silah vardı ama ben rahattım. "Ben de seni zeki zannederdim, bir kopyası arkadaşımda var. Eğer başıma bir şey gelirse, o gönderecek polise,"
Beni bırakmaktan başka çaresi kalmamıştı. "Ellerini çözün," diye emir verdi.
Adam kafamdan silahı çektiğinde derin bir nefes aldım.Telefonumu verdi" seni bırakıyorum diye rahatlama, bir dahakine böyle olmayacak."
"Belki bir dahakine ben seni misafir ederim ama senin misafirliğin daha uzun sürer." Dedim ve Cansel'i ardımda bıraktım.
&&&&
Telefonumun kapalı modunu açtım, bir sürü bildirim geldi ama bakmadan kapattım. Etrafa baktım, taksi geçiyor mu diye gözüm bir arabaya takıldı; aşık olduğum araba BMW. Plakasına baktım: "AHM." Daha önce Ahmet'te de bu plakayı görmüştüm ama o olamazdı sonuçta bu plakadan binlerce vardı. Zaten bilseydi, beni böyle bırakmazdı.
Taksi çağırıp hastanenin otoparkına gittim. Arabam yerli yerinde duruyordu. Ahmeti biraktigim yere gittim ama yoktu şaşırmadım zaten beni beklemesi şaşırtıcı olurdu.
Hâlâ telefonuma bildirim geliyordu. Annem mesaj atmıştı: "Kızım, bu telefon neden kapalı?"
"Sude'yi ziyarete gideceğiz, Gül Hanım da orada olacak. Bunu okuduğunda bana haber ver, baştan söyleyeyim, itiraz yok." Bunca derdim yokmuş gibi bir de Sude'yi görecektim.
"Tamam" yazıp gönderdim
&&&&
Sude’nin evi müstakil bir evdi, küçük bir bahçesi vardı. Benim oturduğum yerden de boğaz muhteşem görünüyordu.
"Çayınızı tazeleyeyim annecim," dedi Sude, kayınvalidesine kendini sevdirmeye çalışıyordu ama Gül Hanım onu sevemeye niyetli değildi. "Yok, kalsın," diyerek geri çevirdi.
Çayımın son yudumunu alıp Sude’ye, "Ben alabilirim Sude’cim," dedim. O bardakla giderken yengem,
"Hâlâ düğündeki skandalı konuşuyorlar," dedi."Kusura bakmayın, sizin de oğlunuz ama durduk yere çocuğa saldırdı, olacak iş mi?" Yengemin söylediklerine annem sessiz kalırken Gül Hanım, "O benim oğlum değil," dedi.
Bu durumdan güç alan yengem, "Sizin olsaydı böyle olmazdı zaten, insan kardeşinin düğününde olay çıkarır mı?" dedi.
Elinde çayla gelen Sude, çayı önümde bıraktı."Evet, düğünüm mahvoldu."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
SOYKAN +18
RomanceGözlerim yavaşça dolarken, sesimdeki titremeyle "Ne istiyorsun?" dedim. Acımasızca "Benimle evleneceksin," diye yanıtladı.
