Selam biz geldik biliyorum çok özlediniz onları ama veda etmek benim içinde hiç kolay değil 😭 bu bölümü yazmak haftalarımı aldı sindire sindire yazdım hatta ikiye böldüm finali o yüzden veda konuşmasını diğer bölüme bırakarak sizi onlarla yalnız bırakıyorum😭 iyi okumalar 💚ve ilk defa sizden bol bol yorum isteyeceğim onlara güzel veda edelim 😔
🌌
Hiçbir zaman şanslı olduğumu düşünmedim. Aldığım yumurtanın içinden hep biri kırak çıkar mesela. En az sevilen çikolatayı severim ama markete gittiğimde bir o tükenmiş olur. Bir şeyi çok istersem hep bir aksilik çıkar, istediğime asla ulaşamam. Belki de hayatım boyunca şansın beni bulduğu tek bir an vardı. Gimpo’da taksi için kavga ettiğim o an.
Bir yıl önce bana o anı anlatsanız zor hatırlar ‘ne saçma bir şeymiş’ der geçerdim ama şimdi düşününce geleceğimi her bir noktasına kadar değiştirecek olan o insanın hayatıma ilk dokunuşuymuş. Birçok kez es geçmişiz birbirimizi. Aynı mahallede, aynı yollarda yürümüş aynı sıralarda ders görmüşüz. Belki yemekhanede yan yana sıra beklemişiz. O hiç unutmamamış beni. En azından öyle söylüyordu. Tam yedi yıl sonra bile tanıyacak bir nefretle kazımış beni aklına.
İyi ki de öyle yapmış. Cılız ama inatçı bir nefret olarak başlayan duyguları sonunda ikimizi de sarmaşık gibi saran bir aşka dönüştü çünkü. Dört ay çok kısa bir süre gelebilir herkese. Benim içinse ömrümün en uzun, en güzel zamanıydı. Minho vardı çünkü gece uyuduğumda ve sabah uyandığımda, ağladığımda ve güldüğümde her anımda yanımdaydı. Zaman onunla hem yavaş hem hızlı akıyordu. Birbirimize olan hislerimiz gibiydi aslında. Aşkımız bizi nasıl esir almıştı, nasıl bu kadar bağlanmıştık anlamamıştık bile.
Ta ki ben o hatayı yapana kadar. Aslında hata olarak görmüyorum yaşadığımız şeyi. Hoş kime anlatsam kocaman bir hata olduğunu bağıracaktır yüzüme. Yine de başkalarının ne düşündüğü pek umrumda değil artık. Bazı şeyleri kaybedince daha çok seversin derler ya bunu kabul etmiyorum. Minho’yu ne kadar çok sevdiğimi biliyorum zaten. Sadece neden bu kadar çok sevdiğimi anlamış oldum yalnızlığımda.
Hayatıma nasıl dokunduğunu ve benim onun için ne ifade ettiğimi tek başıma kalınca fark ettim. Kızmıyorum ne kendime ne de ona. İyileşmem, geçmişimle yüzleşmem gerekiyordu. onun da benim kadar ihtiyacı vardı buna. Öyle ki sekiz aydır geri dönmemesi kanıtıydı. Yanlış anlaşılmasın minho’suz iyi değilim. Sadece yaşamaya çalışıyorum. Kendimi tüketmeden, elimdekilerle mutlu olmaya çalışarak ve en önemlisi arkadaşlarımı endişelendirmeden devem ediyorum yoluma. Çok zor değil aslında. Sadece bazı geceler gülen yüzlerin arasında onun varlığını arıyorum. Herkes evine sevgilisi ile dönerken tek başıma dönmek canımı yakıyor ama geçiyor sonra.
Eskisi gibi olacağımıza olan inancım da olmayan şansım gibi terk ediyor beni. Ta ki o konser bileti elime ulaşana dek. Başta arkadaşlarım tarafından berbat bir eşek şakasına kurban gittiğimi düşünüyorum. Tam umudumu kesmişken yeniden yükselip daha yüksekten düşmek istemiyorum. Bu sefer düşüncelerimde yanılıyorum. Minho’nun gönderdiği apaçık ortadayken neden kabul etmek istemediğimi başta anlamasam da sonradan çok iyi anlıyorum.
Neden korktuğumu bir kez daha kabul ediyorum. Alışmış olmaktan ve minho’nun da alışmış olmasından korkuyorum. geçmişteki pişmanlıklarımızı atlattıktan sonra bizi bir arada tutacak bir şeyin kalmayacağından çekiniyorum. Her şeyin eskisi gibi olmayacağını kabul etmek istemiyorum. Aşkımızı tutkulu kılan şeyin birbirimizin yaralarını seviyor oluşumuz olmasından korkuyorum. Hepsi iyileşmişken ihtiyacımız kalmazsa birbirimize ne yaparım bilmiyorum. Hala ona ihtiyacım olduğunu biliyorum. Eskiden sağlıksız gördüğüm bu bağın aslında ne kadar sağlıklı olduğunu kabullenmiş olmam minho için aynı olacağı anlamına gelmiyor. Minho’nun sevgisinden şüphe duymuyorum bunları düşünerken. Sadece “bazen sevsek de olmuyor” lafının özneleri olmak istemiyorum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Calculus : Minsung
FanfictionMezuniyeti için uzatmaları oynayan Jisung'un yeni bir sorunu vardır o da calculus hocası Lee Minho.
