37

246 38 21
                                        

Selam nasılsınız bakalım 🧚🏼‍♀️ size biraz zaman atlatıp jisung'un yalnız günlerini okutmaya geldim 😔 iyi okumalar diliyorum tarihler önemli değil ama  dikkat ederseniz güzel olur 💚



17 şubat 2024

Bugün Minho gideli tam bir hafta oluyor. Ben ne yaptığımı bilmiyorum ilk 3 gün hyunjin’in evinden çıkmıyorum. Özür dilemek için gelen felix’i gönderiyorum kapımdan. Seungmin arıyor sonra beni her gün, belki günde on defa. Hiçbirini açmıyorum açsam ne değişecek diyorum içimden. Gerçekten ne değişecek geri mi dönecek minho ya da tekrar bakabilecek miyim onun yüzüne? Hiçbirini ihtimal vermiyorum. Aramalardan bıkkınlık gelince açıp seungmin’e de söylüyorum bunları. Düşmüyorum minho’nun peşine. Son sözleri yankılanıyor  zihnimde ‘ilk defa kendini suçlu hissetmeni diliyorum’ diyor bana tekrar tekrar. Ne demek istediğini gün geçtikçe anlıyorum. İlk defa pişmanlığın, bir şeyi mahvetmenin acısını iliklerime kadar hissediyorum. Daha öncekiler bir hiçmiş bunun yanında. Hani etiniz sıyrılır ya teninizden küçücük bir şeydir, koparırsanız sonra gün boyu sızlar o orada su bile değse. İşte pişmanlıkla yaşamak böyle bir şeymiş aslında gününüzü aydınlatan ışıktan bile nefret ediyorsunuz . Her an boğazınıza sarılan, yutkunmanıza engel olan karanlıkla ise arkadaş oluyorsunuz. Nefessiz kalarak uyanıyorsunuz geceleri. Acı duyduğunuz anları tekrar tekrar görüyorsunuz rüyanızda. Bir süre sonra alışmaya başlıyorsunuz ama duruma. Ben de alıştım işte dördüncü gün döndüm evime. Ne ev ama buz gibi. Her yerde onun izlerini görüyorum içim el vermiyor kaldırmaya. Sanki onlar öylece durursa birden her şey eski haline dönecekmiş gibi geliyor. Gözümü kapatıp açtığımda minho yine camın önünde ki okuma koltuğunda oturuyor olacak gibi geliyor. Şaka gibi gelebilir ama deniyorum. Defalarca açıp kapatıyorum gözümü. Minho gelmiyor kalp sızım da dinmiyor zaten. Dün ilk defa odamda uyuyorum pek uyku denmese de deniyorum en azından. Yastığım yorganım hala o kokuyor. Burnumu yasladığım an gözlerim doluyor ve bitmek bilmeyen ağlama döngümün yeni krizinde buluyorum kendimi sonra birden susuyorum. Gözyaşımla ıslatırsam kokusunun daha çabuk gideceğini düşünerek bırakıyorum ağlamayı düşünce yetimi kaybettiğimi de böylece anlıyorum. Kendimi suçlamadan edemiyorum. Yemek yemeyi, su içmeyi bile hak etmiyor gibi geliyor. Yemiyorum da zaten. Uyanır uyanmaz bir sigara yakıyorum . Günün geri kalanı da böyle devam ediyor. Onun nasıl olduğunu düşününce kalbim daha çok sıkışıyor. Ben aptallığımla kaybediyorum aşkımı, o ise sadece çok sevdiği için. Bu yükle yaşamaya çalışmak her geçen gün bitiriyor beni.


7 Mart 2024

Herkes yavaş yavaş eski haline dönüyor. Tam bir ay oluyor minho gideli. Gün saymayı bırakamıyorum. Karaladığım bu deftere her gün onsuzluğun acısını döküyorum çünkü. Kızıl saçlarını özlüyorum, bakınca yıldızları gördüğüm bakışlarını, zarif dokunuşlarını, gül kurusu dudaklarını, kokusunu ve dahasını. Dedim ya alışıyor herkes bir benim hayatım bitmiş gibi geliyor. Felix’in bile yüzü gülüyor artık ofiste. Chan’dan öğreniyorum sonra minho iletişime geçmiş onlarla. Nasıl olduğunu soramıyorum. Boğazım düğüm düğüm oluyor çünkü birden alev alıyor vücudum, gözlerim doluyor. Sadece sevindim diyebiliyorum. Başka ne diyebilirim ki zaten? Mahvettiğim aşkının üstüne yüzüm yok sormaya. Anladım diyebiliyorum sadece. Nefes bile alamıyorum. “Sende daha fazla üzme kendini” diyor chan. Anlıyorum o an minho’nun iyi olduğunu. Kaçar gibi uzaklaşıyorum yanından. Komik ama yine ağlıyorum. en azından birimizin iyi olmasına seviniyorum. Boşuna yaşanmadı bunca şey diye avutuyorum kendimi.

Günlerimi ofisle ev arasında yemekten başka bir şey yapmıyorum zaten. Hyunjin ve jeongin daimi misafirlerim oluyor bu bir ayda. Birkaç ağlama krizinden sonra dağıttığım evime şahit oldukları için yaptıklarını biliyorum. Kendileri gelemediklerinde de changbin’i yolluyorlar zaten. Kocaman, bomboş evimde yalnız kalamıyorum bir aydır. Mutluluk duyduğum tek şey ise hyunjin ve jeongin oluyor bu süreçte. Eskisinden de aşık geliyorlar gözüme. Belki de bana öyle geliyor özlemini çektiğin duyguyu onlarda gördüğüm için. Jeongin üstüne titriyor hyunjin’in. Yanımda dikkat etmeye çalışınca kızıyorum, insan aşık olduğu kişinin üstüne titrer diyorum. Minho’yu özlüyorum sonra yine. Saçımın her teline nasıl titrediğini düşünüyorum burnum sızlıyor, göz yaşlarımı geri itiyorum. Bunalıyorum çünkü bana bebek bakıcılığı yapmalarından. İyi olduğuma ikna etmem gerekiyor onları. Yalnız kalıp yasımı tutmak istiyorum. İllaki ölenin arkasından mı tutulur yas? Ben yitirdiğim aşkımın yasını tutmak istiyorum hayatımın kalanında. Aynı zamanda da minho’nun beni unutmasını diliyorum. Nefret etmesini daha çok dilerdim ama biliyorum onun kalbinde nefrete yer yok benden ise hiç edemez ama unutabilir. Kalbini kırdığımı biliyorum suçlu olmadığını da. Kalp sızısının dinip mutlu olmasını diliyorum sadece. Biliyorum ben yapamam çünkü. Adını bile duyunca hala içim titrerken bir başkasını sevmeyi, denemeyi bile düşünemiyorum. Gerçek suçluluğun ne demek olduğunu da bir kez daha anlamış oluyorum. Onu kendim kaybettim ve artık mutlu olmasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden oysa bu yaşıma kadar kendimi sorumlu tuttuğum konuların hiçbirinde böyle bir yük yoktu üzerimde. Şimdi ise eziliyorum benimle birlikte kalbim de unufak oluyor. Minho’nun insan bir kere aşık olur lafına inanmamışken şimdi aşkın bir kere olduğunu savunan minho’nun tekrar aşık olup yaralarını sarmasını diliyorum.

Calculus : Minsung Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin