Afra 'dan
Atlas Mert sünnet olalı üç gün olmuştu, çok şükür öyle bir zorluk olmamıştı. Bunu da atlatmıştık .
Mutfakta kahve yaparken Atlas Mert ve Mert 'in sesi kulağıma doluyordu, oğlum kahkaha atıyordu babasına
" Uçtuu uçtuu benim oğlum! Seni yerim ben ,canımın içi. "
Duraksadım. Elim kahve fincanına uzanacakken vazgeçip kapıya yaslandım. Gözümden önce kahkahaları, sonra da salondaki o tabloya süzüldü...
Mert yerde, ayaklarının ucunda Atlas Mert. Minicik elleri babasının parmaklarını tutmuş, gözlerini kocaman açmış, neşeyle ona bakıyor. Mert, oğlumuzun her mimiğini ezberliyormuş gibi izliyor.
Gözlerim doldu.
Mutluluk bazen öyle sessizce çöküyor ki insanın yüreğine... İşte o an; ne geçmişin acıları, ne gelecek kaygıları kalıyor. Sadece oradasın. Sadece şimdi.
Yanlarına gittim usulca. Mert başını kaldırdı, gülümsedi.
"Bak anne geldi! Gel annesi, gel de birlikte 'uçuralım' bizim kuzuyu,"
Dedi kollarını bana doğru uzatırken.
Atlas Mert bir çığlık attı, kıkır kıkır güldü.
Onların arasına oturdum. Mert'in kolunu omzuma dolamasıyla sırtımı dayadım ona. Atlas Mert'i birlikte havaya kaldırdık...
"Uçtuu, uçtuu... bizim sevdamızın meyvesi!"
Kahkahamız, Atlas' Mert in sevinciyle karışıp gökyüzüne doğru aktı sanki.
Mert başını yana eğip kulağıma fısıldadı:
"Sen iyi ki... benim aşkım, oğlumuzun annesi oldun."
"Sende iyi ki bizim kahramanımız oldun sevgilim. "
Ben de başımı ona yasladım.
Bazen bir ömrün bütün karşılığı sadece birkaç saniyeye sığıyormuş gibi hisseder insan... İşte o saniyelerdeydim.
Sessizce dua ettim:
"Allah'ım... Ne olur hep böyle kalalım. Eksilmeden, dağılmadan..."
İnsan geleceği görecek olsa ona göre yaşardı....
Mert'ten
Arkadaşlarımız Kerem ve eşi Burcu aramış akşam beraber yemek yiyelim demişti. Onlar yeni evliydi. Afra makyaj masasına oturmuş saçlarını yaparken ben de ceketimin yakasını düzeltiyordum. Aynadan Afra'ya baktım
" Bu ne güzellik böyle?"
" Beğendin mi? "
"Maşallah güzelliğime . Gözlerine ölürüm. Öpeceğim gel ."
"Tamam öp, en sevdiğim. "
Makyaj masasının pufunun yanına gelip başımı eğip dudaklarına kapandım ,alt dudağını dudaklarımın arasına alıp öptüm
"Bu ne yakışıklılık kocacığım? "
"O senin güzel bakan gözlerin bebeğim ."
Gülerek kollarımı boynuna doladım, Afra ellerini göğsüme koydu. Başımı eğip dudaklarına kapandım. Bu defa daha uzun, daha derin, daha fazla içime çekerek... Alt dudağını hafifçe dişledim, sonra tekrar öptüm. Sıcaklığı, nefesi, kalp atışı... her şey bir anda sarhoş etti beni.
"Ah Afra ...İnan bazen seni öperken zaman dursun istiyorum. Yetmiyor asla ."
"Dursun o zaman..."
Kıkırdayarak ve ellerini saçlarıma daldırdı.
Öpmeye devam ederken, dudaklarımız birbirine tutkuyla değmişken bir anda evin içinde yankılanan Atlas Mert'in ağlama sesiyle birlikte adeta buz gibi bir kova su başımızdan aşağı boşaldı. İkimiz de bir an donduk. Afra hemen yöneldi ama ben önce başımı geriye atıp iç çektim
