Askerlik part 3

1K 55 321
                                        

Mert'ten

Yemin Töreni

Koğuşun sessizliği içinde gözlerimi açtım. Normalde insanın üzerine çöken o bitkinlikten eser yoktu; aksine içimde saatli bir bomba gibi tıkır tıkır işleyen bir heyecan vardı. Bugün o gündü. Yemin töreni vardı . Saat baya erkendi anlaşılan çünkü komutan gelmemişti

​Ranzadan sessizce kalkıp botlarımı elime aldım. Koridorun loş ışığında, askeri kantinden aldığım o küçük cep aynasını karşıma koydum. Yüzüm güneşten iyice yanmış, hatlarım keskinleşmişti. Ama gözlerim... Gözlerimde haftalardır biriktirdiğim o kavuşma arzusu parlıyordu.

​Üniformamın son düğmesini iliklerken parmaklarımın titrediğini fark ettim. Kaç sahnede, kaç çekimde kostüm giymiştim ama bu bambaşkaydı. Bu seferki rol değil, gerçek bir imzanın, bir sözün hazırlığıydı. Kepimi başıma yerleştirip aynadaki yansımama sert bir bakış attım.

​"Hadi Mert," dedim içimden.

"Afra seni bekliyor. Emre abi seni bekliyor. O nizamiyeden içeri girdiklerinde karşılarında yıkılmaz bir dağ görecekler."

​Tören alanına doğru yürürken İskenderun'un o meşhur nemi yerini serin bir sabah rüzgarına bırakmıştı. Uzaktan nizamiyenin kapısındaki hareketliliği görebiliyordum.
Hasret bitmişti bugün kavuşma günüydü .

Afra'dan

İskenderun'un o yakıcı güneşi tepemizde yükselirken, kalbim göğüs kafesime dar geliyordu. Emre abiyle birlikte tören alanına doğru yürürken etrafımdaki kalabalık, uğultular, o askeri disiplinin verdiği ciddiyet... Hepsi birer fon gürültüsü gibiydi. Benim gözlerim sadece tek bir kişiyi arıyordu; Mert'imi ...

​Nihayet protokol tribününde yerimizi aldığımızda, beklemeye başladık bir on beş dakika sonra bölük bölük askerler gelip yerini aldı ,karşımda duran o uçsuz buçaksız kamuflaj denizi nefesimi kesti. Yüzlerce, binlerce genç adam... Hepsi aynı sertlikle, aynı disiplinle duruyordu. "Hangi biri Mert?" diye geçirdim içimden. Emre abi hafifçe koluma dokundu .

"Sakin ol abim , birazdan göreceksin bizim aslanı"

Sesi güven veriyordu ama ellerimin titremesine engel olamıyordum.

​Ve sonra... Bando çalmaya başladı. O devasa birlik, tek bir vücut gibi hareket ederek tören yürüyüşüne geçtiğinde gözlerim taramaya başladı. Sıra sıra geçen askerlerin arasından, omuzları diğerlerinden daha geniş, bakışları daha keskin, o heybetli duruşuyla benim adamım belirdi.
​Mert.

​Onu o üniformanın içinde gördüğüm an, içimden bir şeylerin koptuğunu hissettim. Neslişah'ın o "zayıflık" dediği şey, o an gözyaşı olup yanaklarımdan süzüldü. Bu zayıflık değildi; bu, birine bu kadar ait olmanın verdiği o muazzam gururdu. Başını milim kıpırdatmadan, o asker disipliniyle tam önümüzden geçerken gözleri bir anlığına benimkilerle çakıştı. Gülümsemişti!Çok kısa saniyelik bir andı.

" Göz göze geldik! Güldü bana !"

​Yanımda Emre abinin gururla gülümsediğini gördüm

"Nasıl tanıdın Afra ? Ben seçemedim. "

Cevap veremedim. Boğazım düğüm düğüm olmuştu. Mert, o üniformanın içinde sadece bir asker değil, benim yıkılmaz kalem gibi duruyordu.

​Yemin töreni başlayıp da binlerce ses aynı anda "Yemin ederim!" diye bağırdığında, yer gök sarsıldı sanki. O an anladım; ben sadece Mert'i özlememişim, ben Mert'in bu dünyadaki duruşuna, beni sahiplenişine, o güven veren gölgesine aşık olmuşum.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 23 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

AŞK YAĞMURU Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin