Lerzeler yolumu ledünnî kılsın.
Eski acılarıma yenilerini eklemeden nasıl yaşarım?
Yıllardır uyuyanları, henüz uyumamış olanları...
Mağarada uyutup uyandırdığın Ashab-ı Kehf'i...
Ayak sesimle rahatsız etmeden yeryüzünden nasıl geçerim?
Varlığında yeniden çocuk olup gülümsemeyi,
yoklukların yokluğunda da
o gülümsememin ardındaki saflığı korumayı
öğret bana.
Yüzümü gökyüzüne çevirdiğimde nasıl bulurum?
Bulutlardan yağmur damlalarına inecek
toprak kokusuna karışacak duaları...
Nasıl yöneltirim sana?
Bilirim ki infiale kapılsam dahi benimlesin.
Doğduğum günden beri ellerimden tutansın.
Kimi zaman da saklı nedenlerin battaniyesini
sessizce üzerime örterek...
Arayışımı bulmam için ellerimi bırakan.
Bense gözlerimi sana değdiremeyecek kadar Orkis'im:
bir gözüm ağlar; bir gözüm güler.
İdrak ettim ki sen, gönlün file nakışıyla görülensin.
Yanılırım en çok da bundan:
sarkıt sarkıt sanrılarımdan,
dikitlerin hükmü,
sütunların hükümdarı olduğumdan...
Gerçek şu ki, geçici bir iziyim ebediyetin.
İznim yok, iznin olmadan silinmeye,
kıyasların esiri olarak şükretmeye,
seni içtenliği olmayan çoklarla sevmeye...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZÜMRÜT
Poetry"Hiçbir mücevher gözlerin kadar kıymetli olamazdı, ilk görüşte fark ettim gözlerinin içinde zümrüt saklıydı."
