Lütezâfensiz

3 0 0
                                        

Kirliyim, sen tertemizsin deniz.
Ağlamak istiyorum omuzlarında,
sana bu kiri bulaştırmadan.
Ne oluyorum ben de bilmiyorum bazen,
Neye dönüşüyorum?
Neye dönüşemiyorum?
Avuç içimdeki çizgiler eskisinden daha belirgin,
sayılmamış ağaç halkaları.
Yudumlarına setler çekilmiş leylak şarabının;
bugün seni dünlerin haddini taşırarak özlüyorum.
Ne kadar diye sorma,
dolaylarında kaç cam patladıysa o kadar.
Bir kalp, bir taş;
bir kalp, bir kayalık;
bir kalp, bir dağ...
Asla benim olmamış.
Herkese karşı eksilmez,
atılmaz bir şefkati sırtlamış
ve karşı gelmeden,
karanlığa bulanmış yüzüm.
Uykulu kirpiklerimden akacak her yaş,
olduğu yerden hiçbir yere kıpırdayamamış;
garip olan da bu.
Günahtan korkar insan,
günahların çatısı uçmuş.
Patlayan camlar fısıldadı bana:
"Ne kadar kırıldığının ne önemi var,
eğer birinin eline batmıyorsan?"
İçimi içime sıkıştıran kuvvetli bir yel var,
durmadan esse içimde, içinlerimdir.
İçinlerimi dinleyenler bilir;
sen benim yaşarken yaşamım
olduğunu hatırla.
O hep doğmadıysa da sana,
sen iyi ki doğdun güneşe,
iyi ki varsın ısınan altın kumlara.
Unutmadan,
seni seviyormuş.
"Muş" derken sevmeyi sürdürmekteymiş.
Bunu da ben diyememişim,
Lütezâfensiz demiş.

ZÜMRÜTBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin