Durulmaya çalışan su kütlesiyle kaplıyım baştan aşağı.
Ciğerlerime doluyor tıpasız.
Karşı koyamıyorum; yuttukça yutuyorum.
Bu cezir mi kurtaracak mevcudiyetimizi?
İyiden iyiye, kötüden kötüye,
Kötüden iyiye, iyiden kötüye... Yoramıyorum.
Gelecek yağmurun habercisi bulutlar,
Üzerime üzerime yürüyor.
Müsned bir hâl takınıyor, gülüyorlar bana.
Damlaları da sanma ki,
Düşüp gözlerimin altına,
Canları çıkarmışcasına,
Ağlıyorlar bana.
Bakıyorum öylece, nasıl bakılmadığıma,
Nasıl görülmediğime.
Bu nasıl artış?
Nasıl bakıldığımı,
Nasıl görüldüğümü geçen
Ben de inanmak istemiyor, inanamıyorum.
Bu kadar mı yalnız hissediyorum?
Bu kadar mı yalnız?
Titriyorum, titriyorum...
Yalnız bedenim mi?
Yalnız ruhum da titriyor.
Kelimeler, benim için hep
Kendi anlamlarının dışında anlamlar ediniyor;
Yinelemeler olsa da, olmasa da.
Böyle yaparsam yazar olamazmışım.
Bunu da yineliyorum.
O, üzerime giyip temiz tutmaya yemin ettiğim kıyafetten başka bir şey değil,
Yegâne gayem: insan olmak,
İnsanlığa haykıran insan olmak.
Söylüyorum ki,
"Bu şiir "kimse" için değil."
Sen de söylüyorsun ki,
"Bu şiir "kimseler" için değil."
Ancak bu sözlerin hepsi,
Bizler tarafından anlaşılmayan asıl
Tanrı için.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ZÜMRÜT
Puisi"Hiçbir mücevher gözlerin kadar kıymetli olamazdı, ilk görüşte fark ettim gözlerinin içinde zümrüt saklıydı."
