Denizle önce bakkala girdik (evet market değil bakkal küçükken market mi vardı.) çiğdem aldık bir yandan çiğdem çitliyoz bir yandan yürüyerek konuşuyoruz dicem de yürüyemiyoz bildiğin yürüyemiyoz bizim salak hem telefonla ilgilenip hemde yürüyemiyor her mesajda duruyor.
Kafasına geçirdim , telefonu cebine yerleştirdi. Valla bu kız şiddetten anlıyor ya laf kâr etmiyor. Ne güzel adam akıllı kendi parkımızda oturcaktık ama yok rahat batıyor , hadi cafeyide anladım lan o kadar çeneye saat de sekiz olmuş zaten tutturdu nolur polis amca parkına gidelim diye
"Kanka ya nolur gidelim hem değişiklik olur."
"Bi vurcam elimin tersiyle ağaçları öpcen , ne işimiz var bizim polis emmimin parkında? Değişiklik olur diyon bir de deniz çekilmiyon bi git ya. "
"Ne olur gitsek yani haa , sanki senden hergün bişey istiyom. Bir kerede itiraz etme."
"İstemiyon mu?"
"Kankacım şaka yaptım"
"Off kalk hadi kurtulamıcam senden."
Ve başladık yola evet gene yürüyoruz. Napcan be canısı fakirik. İyi oluyo yaa spor oluyo falan ( külliyen yalan )
Ve denize uyup yola koyuluruz ama bizim mal parkın yerini bilmiyor instagramda Azatın fotograflarından bulmuş parkı Azat da ordadır kafasıyla getirdi beni de buralara.
Azat Denizin takıntı yaptığı bir saplantısı Baranıda takıntı yapmıştı bir ara ama sanki bizim bağlanmayan deniz Azata biraz bağlandı gibi en basiti çocuğa trip atmıyo ya. Deniz ve trip atmamak. Evet şaşırtıcı. Neyse mevzuya dönüyorum.
Kekonun birine sordum malumunuz parkı bulamadık.
"Kardeşim polis emmim tövbe yani polis amca parkı nerde biliyormusun?"
"Kardeşim mi hahahaha Biliyorum da siz niye arıyosunuz ki orayı?"
"Lazım kardeşim biliyorsan bir zahmet yolun tarifini söylersen artık."
Bu mal tarifi verdi vermesinede embesil arkamızdan gelmeye başladı bizim mal denizde azatı aramaya başladı al başına belayı. Azat geldi 10 dk ya malum altında motor olunca. Geldi gelmesinede birde güzel bir fırça kaydı "Siz burda bu tip insanların olduğunu bilmiyormusunuz bu saatte buraya geliyorsunuz , ya kafası güzel birine denk gelseydiniz."
O mal sarkıyosa bizim suçumuz ne neyse sen sus Gül yeterince arada yedin fırçayı.
Lan bu denizin neden ağızı kulaklarda embesil bi ton laf söyledi yakıştıramadım Deniz accık savun kendini nihnihnih şuan kınadım seni.
Sonra bunların salak salak muabbetlerini dinledim. Sonra eve geçtik. Ben anama ne hesap vercem diye düşünüyorum Deniz "kanka yaa Azat çok tatlı demi çakırım ya" dedi evet az kalsın vuruyodum azına.
Sabır Yarabbim.
Eve girdim , annem bir başladı susturana helal olsun en son dalıyodum sesini yükseltince irkildim.
Mutfağa girdim buzdolabını açtım kapattım naparsın alışkanlık. Annem yemek yapmış tabikiside hep yapar canım anam ya. Tabaklara koydum yemeği , iki kaşık çatal da koydum tepsiye yedik annemle. Tabikiside bulaşıklar ellerinden öper Gül.
Pöööfff
Yıkadım.
Maviş polarımı giydim ve yatış.
Erken kalkıyoruz ama lütfen saat on bir olmuş. Böyle dediğine bakmayın normalde ikiye kadar otursamda azar yememek için uykunun derinliklerine dalıp giderken , bir daha bilmediğimiz parklara denizin aklına uyup gitmemeyi aklıma not ettim ve uyku aşkımla buluştum.
☺
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gülümse
ChickLitBazıları doğuştan şanslı ve mutludur. Bazıları ise şanssızdır ve mutluymuş gibi davranır. Herşeye rağmen gülümseyen veya gülümsemeye çalışan bir kişiliğin hikayesi. İçimizden akıttığımız göz yaşlarımızın hikayesi.
