Aşk "Sevda'nın Gözlerinde bir
"Ömer" tebessümü...Ertesi gün sabah erkenden uyanıp kahvaltı yapmadan hazırlandı. Ev'den çıkmadan 'şu beyimizi bir arayalım bakalım uyanmış mı ? diye düşündü. Telefonu eline arayıp mesaj attı Ömer'e.
Günaydın canım, uyandın mı ?
Mesaj'i gönderdiği esna da kendisine de Ömer'den mesaj gelmişti. Günaydın canım, uyandın mı? Aşağıda seni bekliyorum, hazır mısın ?
Sevda; Ahh tefavuk ! Baya da hızlıyız bakıyorum. Hazırım canım geliyorum şimdi.
-Son olarak eşarbını da taktıktan sonra 'Evet hazırım artık gidebiliriz' diye iç geçirdi. Ayakkabılarını da giyinip hızlıca aşağı indi.
Ömer bekliyordu. Günaydın canım diyerek karşıladı.
-Günaydın !
- Bu kadar erken beklemiyordum seni. Hızlıyız bakıyorum.
-Her zaman ki halim :)
Bilirsin geç kalmayı sevmem !
- Evet canım biliyorum.
-Kahvaltı yaptın mı?
-Hayır yapmadım.
- O zaman ilk olarak hastaneye gidelim. İşlerimizi halledip güzelce bir kahvaltı yaparız, olur mu canım?
- Olur canım. Sıkıntı yok benim için.
Hastaneye doğru yol aldılar. Danışmana gidip evlilik için nelerin gerektiğini sordu. Danışmanın yönlendirmesiyle doktorun yanına gittiler. Bir kaç kontrol yaptıktan sonra işlem tamamdı.
Ama raporu en erken ancak ertesi gün alabileceğini söyledi doktor. Peki deyip çıktılar.
Ömer her zaman ki gibi sinirliydi. Bekletilmeyi hiç sevmezdi.
Sevda hiç ses etmedi. Biliyordu çünkü.
Olur olmaz yerde sinirlenip insanlara ters davranması hep düşündürüyordu. Hoş bir durum değildi çünkü.
Hastane yakınlarında bir pastahane de oturup kahvaltı yaptılar. Her ne kadar kızmış olsa da bozuntuya vermiyordu. Beraberce kahvaltı ettikten sonra Ömer Sevda'yı iş yerine bıraktı. Sadece bir kaç saatliğine izin almıştı çünkü.
Kendine iyi bak Sevda'm, ve üzme olur mu?
Peki canım diyerek ayrıldı. Sevda'nın anlaşma zamanı doluyordu. Düğüne yakın bir tarihte işi bırakacağını önceden haber vermişti. Düzenli olmayı seviyordu. Gelen müşteriler bile artık onu ezberlemiş
Kız sen hala burada mısın? Bir türlü evlenemedin diyerek şakalaşıyorlardı. Böylece zaman geçiyordu.Ertesi gün sonuçları Ömer tek başına almaya gitti. Sonucu aldı doktoruna da gösterdikten sonra sağlık açısından evliliğe mani hiç bir sıkıntının olmadığını öğrendi.
Sağlık raporunu da aldıktan sonra geriye bir tek nikah için gün almak kalıyordu. Sevda çalıştığı için izin gününü beklemek zorunda kalmışlardı. Bir hafta sonra Sevda'nın izin günün de nikah için gün almaya gitmişlerdi. Son bir kez belgelerini kontrol ettiler. Sağlık raporu, kimlikler, fotoğraflar her şey tamamdı. Belediye binasına geldiler, orada görevliye nikah başvurusu yapmak için hangi tarafa gideceklerini sordu.
Üst katta sol tarafta koridorun sonunda ki oda.
Tamam, teşekkürler diyerek görevlinin dediği yere geldiler. Tabi tek nikah günü alan biz değiliz ya, sıra vardı elbet. Biraz beklediler nihayet sıra gelmişti. Gerekli belgeleri verdiler. Ama maalesef sistem çöktüğü için işlem yapılamadı. İşlemleri halleden bayan 'siz şuraya gerekli meblayı yatırın öğleden sonra gelin sistem gelmiş olur. Gelemezseniz işlem yapılamaz. Ömer; Siz bana ulaşabileceğim bir numara verin sizi arayayım sistem geldi mi diye. Ona göre git-gel olmasın.
-Buyurun şu numaradan ararsanız ulaşabilirsiniz.
-Peki tamam.
Sinirle yine çıkmıştı. Kendi kendine yine söyleniyordu.
Zaten bir işimiz de rast gitse şaşarım. Hep bizi mi bulur anlamıyorum.
Diğer ana binaya geçip vezne'ye 125 tl yatırdı. Fişi de aldıktan sonra tabi tekrar söylendi. Vay anasını evlenmek bile parayla bu dünya da. Parasız bir şey yok.
Sevda şok'ta sevinçle yıllardır beklediği vuslatın bitmesini hasretle gözlerken Ömer'in bu tür sözlerde bulunması üzmüştü. Ve bu aralar sıklıkla aynı şeyi yaşıyordu.
-Şimdi ne yapalım ?
Bilmiyorum.
-Kahvaltı yaptın mı?
Hayır ama, canım bir şey istemiyor.
-Gel şurada seninle bir Güveç yiğelim.
-Canım istemiyor ama.
-Olmaz öyle şey. Tamam bir tane yersin. Hadi gidelim.
Dediği yere geldiler Ömer iki güveç söyledi. Yanına da iki tane çay. Siparişler geldi. Ömer başladı yemeye. Ama Sevda'nın yiğesi yoktu.
Hadi ama Sevda.
-Peki tamam. Çay'ını yudumladı.
Güveçten de ye.
Yemesem...
Olmaz!
Offf.
Bir tane aldı ama gerçekten boğazından geçmiyordu.
Hadi bir tane daha benim hatırım için. Bir tane daha aldı. Ömer gerçekten daha fazla yiğemicem ısrar etme.
Sen ye istersen benimkini de.
Yok dedi. Ben evde yemiştim kendi tabağımı yerim anca.
Tamam bitir de kalkalım hemen. Hızlıca yeyip kalktılar. Sevda çok sıkılmıştı. Neden bilmiyor ama keyifsizdi.
-Sen burayı beğenmedin anlaşıldı. En iyisi eski mekanımıza gidelim. Sosyal tesislere..
Orada çay içeriz. Olur mu canım?
Olur canım gidelim.
Gittikleri yere hemen çok yakındı. Üst kat'a teras tarafında her zaman ki masalarına oturdular. Ardından hemen 2 çay söyleyip konuşmaya başladı Ömer.
'Sevda'm ne oldu? Bir şey olmuş sana, neye bozuldun anlat bakalım.'-Yok canım nereden çıkardın, bir şeyim yok.
-Seni azıcık tanıyorsam senin bir şeyin var suratından belli yüzün düşmüş.
-Biraz başım ağrıdı o kadar sadece. Bir şey olsa hem söylerim zaten.
-Öyle olsun bakalım. Saat kaç'mış geç kalmayalım da bir an önce izin günümüz de halledelim.
- Yirmi dakika var canım. İstersen tekrar bir ara istersen. Paydos saati canım şu an yemeğe çıkmışlardır. Biraz sonra ararız.Sandalyesini biraz daha Sevda'ya yaklaştırıp sarıldı. Daha sonra sağında olan cam'a doğru bakıp,
Yakışıyoruz gerçekten canım benim. Ehh yani tabi yanın da benim gibi bir yakışıklı olunca ... Kendini beğenmiş bırak ta başkaları seni övsün sen kendini beğenme! Ama Allah var bir kere yakışıklıyım yani. - Tabi canım yanın da benim gibi güzel bir kız olunca , ondan alıyorsun yakışıklılığını. -Ha ha ha... Deli ya..
Ömer tekrar sarılmaya devam etti. Kolu Sevda'nın omzundaydı. Sevda telefonu eline alıp anı ölümsüzleştirmek istedi. Telefonun camera'sını açıp resim çekmeye başladı. Ömer'de başladı tabi poz vermeye. Söz'de resim çekilmeyi sevmezdi ama her açtığın da poz verir hatta o yetmezmiş gibi bir de beni tek çeker misin diye çekmesini isterdi. Böyle gülüp eğlenirken yirmi dakika geçmişti. Ömer telefonu alıp görevliyi aradı. Sistemin gelip gelmediğini sordu.
Sistem geldi beyefendi.
Tamam teşekkürler.
Sevda'm sistem gelmiş hadi gidip halledelim.
-Tamam canım kalkalım.
Ömer hesabı öderken Sevda köşede bekliyordu. Hiç bir zaman yanın da hesap ödememiş, Sevda'nın bir kaç defa teklif etmesine de kızmıştı. Ömer'de geldi. Birlikte tekrardan belediye binasına gittiler. Gittiklerinde tekrar uzunca bir kuyruk oluşmuştu.
Ömer bayana geldiklerinin söyledi. Bayan da sırayı bekleyin diyerek tersledi. Ömer sinirlendi tabi ki görevlilerin duyacağı şekilde Sevda'ya
''Önce geldiğimiz halde tekrar bekletiliyoruz sanki bizim hatamızmış gibi. Her yerde bir ayrımcılık.
Sevda , Ömer tamam bir sakin olur musun ? sessiz ol, bir şey olmaz biraz bekleriz. -Mecburen dedi Ömer.
Allah kimseyi kimsenin eline düşürmesin.
Biraz beklediler, sıra tekrardan Ömer'lerindi. Her şeyleri hazırdı zaten, para yatırdıkları dekontu verdi. Görevli boş günleri söyledi.
Hangi günü istiyorsunuz? Ömer bir saniye iş günüme göre hesaplamam lazım. Ömer telefonundan takvimi açıp hesaplamaya başladı.
Şu gün çalışıyorum bugün olabilir.
O gün izinliyim.
Sen ne diyorsun Sevda'm.
-Tamam canım benim için de uygun. Hem ramazanı şerife de denk gelmiyor.
- Biz 16 haziran salı gününe karar verdik.
Tamam o zaman buraya not alıyorum.
Saat 13.00 da burada olursunuz.
İki de şahitle birlikte.
Tamamdır.
Şunu da size vereyim tarih ve saati yazıyor.
Teşekkürler kolay gelsin dedi Sevda.Sonun da bu da bitmişti. Bir hafta sonrası için nikah günü almışlardı.
Ömer'cim niye bu kadar sinirlenip insanların için de laf söylüyorsun?
- Haksızlığa gelemiyorum.
-Tamam canım ama böyle olmaz sakin olmalısın.
Neyse kapatalım bu konuyu.
Şimdi ne yapıyoruz?
Ne yapalım canım?
Bana bir mangal sözün vardı ama bir türlü yerine getiremedin!
-Vallahi canım biliyorum benim için sıkıntı değil yapmak biliyorsun, bir türlü çalışmaktan denk gelemedik.
Anladım, olsun ne yapalım canım. Başka zaman yaparsın.
-Saatte geç olmuş dur bakalım araba varsa gidelim seninle.
Bir telefon açayım.
- Tamam canım bekliyorum.Ömer kardeşini aradı. Arabayı alıp almadığını sordu. Kardeşi almadığını söyledi. Tamam deyip kapattı.
-Canım araba boş'taymış. Saat şu anda 2.30 bizim eve gidip arabayı alalım önce. Oradan seni eve bırakayım. Üstünü değiştirip annene de haber verirsin. Ben de bu sıra da gidip etleri alıp soslayayım. Eşyaları da bir güzelce yerleştirip geleyim. Sen de hazır olunca bana msj atarsın. Seni almaya gelirim oradan gideriz canım. Anlaştık mı?
-Evet canım ama benim de ne yapacağımı söylersen daha iyi anlaşırız.
-Senin bir şey yapmana gerek yok canım, ben her şeyi halledeceğim.
-Peki canım o zaman.
Ve dediği gibi oldu. Her şeyi hallettikten sonra gelip Sevda'yı aldı ve meşhur mekanlarından biri olan kent ormanına gittiler.- Başından beri yalnız bırakmayanlar,
iyi okumalar :))Elif Gürbüz,

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Seni Bana Yazmamışlar
RomansaSevmelerin en güzeli kitap gibi ezberimsin deme şekli. Belki de satır satır aklımda senli anılarım, her sayfasında yaşadığım duygular gibisin biraz adrenalin, biraz hüzün, biraz heyecan, çokça da mutlu olduğum duygularımsın...