Philip

44 7 0
                                    

Vincent kendine geldiğinde herkes bir masanın çevresinde oturmuş kara kara düşünüyordu. En sonunda Vincent sessizliğe dayanamayarak:
"Biri bana olan biten her şeyi anlatabilir mi?" diye sordu.
Robbinson yanına gelip ona her şeyi anlattı. Vincent bir süre kafasını düşünceli bir şekilde salladıktan sonra:
"Fikri olan var mı?" diye sordu.
"Belki çok geniş bir ormandan bahsediyordur." dedi Sabrina.
"Bir bakalım." dedi Vincent.
"En temiz havası olan yeri bulduğunda ve karşına eşsiz manzara çıktığında sona bir adım daha yaklaşacaksın. 8/10"
"Hayır, orman olacağını sanmıyorum karşında eşsiz bir manzara yok, sadece ağaçlar var." dedi Daphne.
"Ağaçlar da bir manzaradır." diyerek omuz silkti Sabrina.
"Daha çok kafaya ihtiyacımız var. Biri Oscar ve Felix'i de çağırsın." dedi Vincent.
Sabrina kalkıp arkadaki bir odaya doğru yürüdü. Daha sonra odadan yanında Oscar ve Felix olarak çıkıp sandalyesine oturdu. Felix'i ilk kez görüyordum. Bana hastalığından söz ettiklerinde onu daha yaşlı biri olarak hayal etmiştim ama o daha otuzlu yaşlarının başında gibi duruyor. Hafif şişman ve birazcık çekik gözleri vardı. Çok yılgın ve bitkin görünüyordu ama kendini bu toplantıya katacağından enerjik görünmeye çalışıyordu.
"Hoşgeldiniz." dedi Vincent onlara.
O sırada aklıma bir şey takıldı '8/10' ne anlama geliyordu.
"Acaba önce 8/10'un anlamını çözsek?" diye bir teklif sundum.
"8/10 ipucu sayısını gösteriyor. Yani bu sekizinci geriye sadece iki tane kaldı." dedi Robbinson.
"Acaba..." dedi Felix ve cümlesini bitiremeden şiddetlice öksürmeye başladı, o kadar şiddetliydiki bir an ciğerleri ağzından çıkacak sandım.
"Acaba bir dağdan bahsediyor olamaz mı?" diye zorlukla bitirdi cümlesini.
"Kulağa mantıklı geliyor. Ama hangi dağdan bahsettiğini nereden bileceğiz?" dedi Vincent düşünceli bir edayla.
O an aklıma bir fikir geldi, galiba olayı çözmüştüm.
"Temiz hava derken dağdan bashetmesi mantıklı ve bence en temiz hava derken en yüksek dağdan bashediyor çünkü yukarı çıkıldıkça hava daha temiz olmaz mı?'' dedim ve teker teker diğerlerinin suratlarına baktım.
"Bence gayet mantıklı. Gidip bir araştırayım." dedi Oscar. Masadan kalktı ve bilgisayarın başına geçip araştırmaya başladı. Oscar bir süre araştırdıktan sonra başını bilgisayardan kaldırıp:
"Buldum! Denali Dağı'ndan bahsediyor olmalı."
"Sen araştırdıysan kesin öyledir. Peki nerede bu dağ?" dedi Sabrina
"Alaska." dedi Oscar
"Alaska mı?" Sabrina dudaklarını büzdü. Kendisi ateşi yönetebildiğinden soğukla pek arası yoktu onun işi sıcaklaydı.
"Felix'in o soğuğa dayanabileceğini sanmıyorum. O yüzden Felix burada kalmalı ama Sabrina sen bizim ısı kaynağımız olacaksın. Robbinson sen Felix ile kal." diye ayarladı Vincent. Sabrina oflayarak Vincent'e baktı ama sesini çıkarmadı.
"Her şey tamamlandığına göre en kısa zamanda Alaska'ya gidiyoruz." dedi Vincent güleryüzle.
Bir gün sonra herkes hazır bir şekilde kapıda dikiliyordu. Vincent üşümeyeceğini belirterek kendine sadece ince bir mont almıştı. Sabrina hasta olmak istemediğinden kendine kat kat montlar giydirmişti, Oscar klasik bir bavul hazırlayıp içine koyulabilecek en mantıklı şeyleri koymuştu. Ben de ekibin ihtiyaç duyacakları şeyleri taşımakla görevlendirilmiştim.
"Herkes hazır mı hazırsak uçağa gecikmeden çıkalım." dedi Vincent.
"Sanırım tamamız." dedi Daphne. Hepimiz başımızla onayladık. Kapıya en yakın ben olduğumdan öne çıkıp kapıyı açtım. Kapı açılır açılmaz kapının önündeki kızı gördük. Kız kapıyı çalacakmış gibi elini kaldırmıştı fakat bizim ondan önce davranmamız onu şaşırtmıştı. Onu hatırlıyordum ve Vincent da hatırlayarak:
"Hoşgeldiniz bizi geleceğini hep bekliyordum" dedi Vincent gülerek.
Adını yeni hatırladım bu Caroline'dı.
Buraya ilk geldiğimde Vincent ile gidip ona yardımcı olmaya çalıştığımız kız. Caroline çekingen bir tavırla:
"Merhaba, vay be düşündüğümden de kalabalıkmışsınız." dedi.
"Aslında çokta değiliz." dedi Oscar. Daha sonra kızın elini eline alıp ağzına götürdü ve hafifçe öptü.
"Ben Oscar. Tanıştığımıza memnun oldum'" dedi.
Caroline gülümseyerek 'Ben de öyle' dedi.
Tanışma faslı bittikten sonra Vincent biraz daha oyalanırlarsa geç kalacaklarını farkedip:
"Bizim acilen gitmemiz gerek. Sen, Felix ve Robbinson'a iyi eğlenceler diliyorum. Sormak istediğin her soruyu Robbinson'a da sorabilirsin, sana bildiği her şeyi söyleyecektir." dedi Vincent aceleyle.
Hemen bir taxi tutup havaalanına doğru ilerledik. Uçağa kalkmasına son on dakika kala yetiştik. Biraz daha geç kalsak alınmayacaktık. Alaska'ya adımımızı atar atmaz soğuğu hissettik. Sabrina elinde olmadan bize dişlerinin tıkırdama seslerini dinletti sonra bunu bizim de duyduğumuzun farkına varınca bizden özür diledi. Hemen otele varıp odalarımıza yerleştik. Daha sonra hepimiz Vincent ile buluşarak planı kurmaya başladık.

Heroes-ArayışHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin