Annie

6 1 0
                                        

Hava çok soğuk, donuyorum. Alaska'nın soğuk olduğunu söylemişlerdi ama bu kadar soğuk olabileceğini tahmin etmemiştim. Şimdi keşke üstüme biraz daha kalın bir şeyler alsaydım diye sızlanırken Lucy bana dönüp:
"Abartma, bu kadar narin olduğunu bilmiyordum. Eğer bilseydik seni gruba almazdık." diye sırıttı.
"Senin için hava hoş, buz kız." dedim ve bu sefer gülme sırası bana geçti.
Bu arada Alaska'yı buluş hikayemiz şöyle oldu:
İpucu okunduktan hemen sonra karargaha döndük. Ama birimiz hariç, Lucy. Orada kalıp konuşmaları dinledi ve ihtiyacı olan bilgileri aldıktan sonra bize geri döndü. Duyduklarını anlattıktan sonra aramızda bir beyin fırtınası yaptık ve en mantıklısının Alaska olduğuna karar verdik. Hemen hazırlıklarımızı yapıp yola çıktık ve şimdi de dağın eteğinden dağa tırmanıyoruz. Büyük ihtimalle onlardan önce geldik. İlk vardığımızda bir dükkanda durup dağcılık için gereken şeyleri aldık. Dükkandaki yaşlı görevli beni uyarıp 'buralar soğuk olur üstün çok ince, bence daha kalın bir şeyler giymelisin' demişti ama ben sadece gülümseyip 'ben böyle iyiyim teşekkürler' demiştim. Keşke dinleseymişim. Yaklaşık bin metre tırmandıktan sonra mola verip dinlendik. Aslında molayı Gregor için vermiştik artık çokta genç olmadığından çabuk yoruluyordu. Tam kalkıyorduk ki yukarı baktığımda gözüme bir şey takıldı ama ne olduğunu tam olarak seçemiyordum, çok yüksekteydi. Sanki yukarıda üç insan vardı ama kısa boyluydular ve üzerlerinde eskimolar gibi kalın kürk montlar vardı. Ne gördüğümden tam emin olamadığımdan diğerlerine bir şey söylemedim ve yeniden tırmanmaya devam ettik. Artık ne kadar yukarı çıkarsa hava o kadar soğuyordu, karların seviyesi o kadar yükseliyordu ve ortam o kadar ıssızlaşıyordu. Biraz sonra kar fırtınası başladı, mükemmel bir eksiğimizde buydu. Gregor yine mola isteyince durduk, bir şeyler atıştırmaya başladık. Fırtına şiddetini artırmaya başlamıştı ve hemen önümdeki nesneleri görmekte zorlanıyordum. Etrafı incelemeye çalışırken yine onları gördüm. Bu sefer sayıları nerdeyse iki katına çıkmıştı. Ve artık çokta yukarıda değillerdi, demek hayal görmemişim. Tam diğerlerine söylemek için ayağa kalkmışken çevremizin onlarla sarıldığını gördüm. Sonra diğerleri de farketti ve gardlarını almaya başladılar. Şimdi onları daha iyi görebiliyordum. Hepsinin montu kırmızıydı, bir dakika hepsinin değil arada mor ve mavi renkleri de vardı. Mor giymiş olan öne çıkıp:
"Kimsiniz?" diye sordu.
"Bize bulaşmakla hata edersin, bücür." diyerek onları alaya aldı Gregor ve gülmeye başladı. Jasper ve Kelly de ona karılmıştı. Lucy ise sanki onlarda başka bir şey görmüş gibi dikkatle süzüyordu. Bir anda ne olduğunu anlayamadan futbol topu büyüklüğünde bir kar topu Gregor'un yüzüne çarptı. Jasper ve Kelly o anda gülmeyi kestiler. Gregor eliyle kar topunu suratından temizledi ve dişlerinin arasından sinirli bir şekilde:
"Bu ne cüret!" dedi.
Mor giyen bütün ciddiyetiyle devam etti:
"Bizimle alay ettiniz, aşağıladınız. Bu affedilemez bir suçtur."
"Kabilemizin kurallarına göre bir kişi kendinin aşalandığını ispat edebilirse o kişinin 4 yıl kölesi olur. Buradaki hakikati ise herkes zaten gördü." dedi.
Bir anda aklıma geldi:
"Bir dakika siz az önce kabile mi dediniz? Yani sizin gibi başkaları da mı var?" diye sordum.
"Evet, atalarımız içimizden yeterince güçlü olanlara yetenekler bahşetti. Biz de teşekkür olarak onların topraklarını koruyoruz." dedi morlu.
Demek bu özellikler genetik. Acaba ailemden hangisinin böyle bir gücü vardı diye düşünürken Mor Giyen yine Gregor'a dönüp yine konuşmaya başladı:
"Hadi gel, gidiyoruz."
"Sayın kabile reisi, izninizle aramızdaki tatsız olayları gidermek için size kendimi değilde kendi kölemi hediye etmek isterim." dedi Gregor kibar görünmeye çalışarak.
Kabile bizden uzaklaşıp birbirleriyle tanıştılar. Daha sonra lider gelip:
"Olur, ama tek bir şartımız var. Eğer köleninde özel güçleri varsa kabul ederiz." dedi.
"Tabii ki onunda özel güçleri var. İzninizle size hemen tanıştırayım."
Jasper'a dönüp:
"Duygularınızı bilebilir ve onları istediği gibi şekillendirir."
Jasper gözlerini hafifçe yumup odaklandı. Eskimolar bir anda kahkaha atmaya başladılar. Mor lider kendinş toparlayıp:
"Senin kölenin de güzel güçleri varmış. Tamam onu bize ver."
Gregor Jasper'a sarılıyormuş gibi yapıp kulağına bir şeyler fısıldadı.
Yavaşça oradan ayrılıp yukarı çıkmaya devam ettik. Lucy Gregor'a gözleriyle Jasper'a ne dediğini sormaya başlamıştı. Gregor onu farketmemiş gibi kendiliğinden cevap verdi:
"Ona işimiz bittiğinde geri dönüp onu alacağımızı ve o küçük eskimoları yerle bir edeceğimi söyledim." dedi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 29, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Heroes-ArayışBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin