4:☆CINAYET☆

120 26 5
                                    

☆CINAYET☆

Gri renginin hâkim olduğu uzun ve parlak koridorda yürürken aklımda, jessica'nın söyledileri dönüp dolanıyordu.

Söylediklerinde oldukça haklıydı fakat artık, angela ve edward'ın virüs için çalışmalarına devam etmeyeceklerini düşünüyordum.

Çünkü ikisi de denek yüzünden oldukça sinirli görünüyorlardı. Daldığım düşüncelerden uyanmama george neden olmuştu.

George, elindeki telefonuyla salonda bağırarak konuşuyordu. "Nasıl yapmış olabilir! Ben sizi ne diye oraya bıraktım!" Hattın öbür ucundaki her kim ise, George'un oldukça sinirlenmesine neden olmuştu.

"O ilaçların aynısını, hemen buraya istiyorum" deyip elindeki telefonu sinirle yere fırlattı. "Lanet olsun" deyip eliyle yüzünü öfkeyle sıvazladı.

Durduğum yerde harekete geçip, ona doğru yöneldim. "sakin ol dostum, ne oldu?" Elini yüzünden çekip bana döndü.

"Biri virüs için hazırladığım bütün ilaçları dökmüş! Ben onları yapmak için, aylardır uğraşıyorum!" Dedi

"Peki sence böyle birşey'i kim yapmış olabilir?" Soruma karşılık başını iki yana sallayıp "bilmiyorum, lanet olsun ki bilmiyorum!" Dedi öfke dolu sesiyle.

Yapan kişiyi tahmin edebiliyordum. Fakat emin olmalıydım.

Edward'ın odasının kapısının yanına gelip çaldım. Kapıyı açınca, içeriye girmem için çekilmeden direk içeriye daldım.

O ise karşımda duran bordo renginde ki koltuğa geçip oturdu.

"Edward, sakın o ilaçları ben döktüm deme" edward oturduğu koltuktan kalkıp, bana yöneldi "ben döktüm" hiç umursamaz bir tavırla söylemişti bunu.

"Sen çıldırmış olmalısın! Böyle bir sorumsuzluğu nasıl yaparsın?" Hiç cevap vermeden, siyah sehpa'nın üzerinden aldığı tabletle, tekrar eski yerine döndü.

Sinirle gülümseyerek "farkındaysan, bu yaptığın duyulursa meslek hayatın biter. Üstelik marstan sürülürsün" dedim.

eline aldığı tabletle oynayarak, cevap vermeye karar verdi "farkındayım. Ama sen söylemezsen, bundan kimsenin haberi olmaz" dedi edward.

Elindeki tableti hızla çekip, karşımda duran bordo koltuğa fırlattım. "Bu saçmalıkları bırak ve işine odaklan!" Dedim fakat umrunda değildi.

Daha sonra, oturduğu koltuğa yaslanıp başını iki yana sallayarak, ellerini başının altında birleştirdi.

Hızla kapıya yöneldim. Tam kapıyı açıcakken yanında bekleyip, tekrar konuşmaya başladım "sana yarım saat veriyorum. Eğer yarım saat içinde kendini toparlamayıp çalışma odasına gelmezsen, olacaklardan ben sorumlu değilim" dedim. Ve hiç beklemeden, odadan çıkıp gittim.

Salonda tekrar yürümeye başladım. Yürürken, george'un yanına yani çalışma odasına gidip, ilaçları döken kişiyi sormaya karar verdim. Aksi taktirde, edward'ın başı büyük belaya girerdi.

Içeriye girdiğimde, onun uzun ve geniş olan masanın yanında, tekrar çalışırken buldum. Geldiğimi fark etmemiş olmalıydı.

SÜPERNOVAHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin