İnsanda değişik şekillere bürünen bir enerji realitesi bulunur; yani fiziksel,
elektriksel, biyoelektriksel ve
biyoenzimatik enerjiler. Buenerji formları karşılıklı olarakbirbirine dönüşmektedir.
Her canlı hücre bir şebekeyebağlıdır. Bir bakıma hiçbirhücre gerçekten bağımsız
değildir. Bu şebeke sadece kan
dolaşımıyla bağlantılı veya
kimyasal veya biyokimyasal olmakla kalmaz, her şeyden çok
sinirlerle ilgili bir şebekedir, çünkü tüm hücrelerin biyokimyası en
başta sinir sistemiyle yönetilmektedir. Sonuç olarak vücudumuzda
tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde,
motor düzeyde ve bunlara benzer şekilde değişebilen bir sinirsistemi enerjisi mevcuttur.
Akupunkturun temeli olan Çin Tıbbı kesin bir tavır alarak bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından sözeder. Bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır. Dediklerine göre, kendi başına bir varlık olarak izole edilmiş
halde onu asla bulamayacağımızdan dolayı bu sinirsel enerjiyi aramak zaman kaybıdır, çünkü biyoelektrik türden son derecesüptil bir enerjidir. Ancak, kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir. Bununla beraber öyle görülüyorki, insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir. Bu akış yollarında, elektrik akımının
geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur.
İnsan enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile tüm olmaya şartlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Bedenli varlığın, hayattakalması için ihtiyaç duyduğu bir psişe-can vardır.
Bu psişe-can aura olarak tanımlanmıştır. Fizik bedenin içini doldurup dış yüzünü de sarar. Fizik bedenimizle diğer bir canlıyayaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer birbiyoenerji ile temas etmiş olur ve böylece, bir enerji alışverişine yol açılır. Cansız nesnelerle temas konusunda daha çok bizim
enerjimizin onlara nakli söz konusu olur.
Beyin, dolayısıyla düşüncenin aktivitesini irade ile yönlendirmek suretiyle bu enerjiyi etkilemek mümkündür.
İrade olmazsahiçbir şey yapılamaz. İrade enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevk eder. Yoga ve bazı teknikler bu amaca ulaşılmasındayardımcıdır. Bu olay, aynı zamanda deneysel olarak da ispatlanabilir, yani ele aldığım ünlü Kirlian fenomeni ile. Örneğin bir
mıknatıstan yayılan elektromagnetik alanları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir, ancak demir tozlarıyla bu magnetik alanınışıma çizgilerini takip eden harikulade şekilleri görebiliriz.
Kirlian fotoğraf tekniği de benzer bir prensiple çalışır. Normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız, özel bir elektrik alanıiçine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmektedir.
Bedenimizden yayılan enerji radyasyonunun, fotoğrafta görüldüğünden çok daha uzağa yayıldığını kabul etme eğilimindeyiz.
Üstelik bu radyasyon üzerine zihinsel bazı enformasyonların da eklenmesi sonucu, sözgelimi telepati, ruhsal şifa vb.parapsikolojik olaylar daha rahat açıklanabilir ve anlaşılabilir hale gelir.
