"Deniz!" diye bağırdığımda kaşlarını çatarak bana baktı. "Ne var? Her tenefüs gelip de sana yavşaması ve karşılık alamadığı halde ısrar etmesi uyuzuma gidiyor. Zaten kız gibi, tipe bak. Karı gibi konuşuyor.Top." İçimden bu laflarına gülmek gelse de toparlandım. "Ama bu sana onunla hayvan gibi konuşma hakkını vermez Kayhan! Herkesi kendin gibi mi sanıyorsun?" diye bağırdım ve burnumdan soluyarak konferansa indim. Allah aşkına ne halt yapmaya çalışıyordu? Hem sevmiyor hem sahipleniyor, kısmetimi kapatacak be !
Konferansa girdiğimde en arkalarda yer bulma umuduyla bakındım ve bir yer bulduğumda oraya ilerleyip oturdum. Dila'ya attığım "Ne cehennemdesin?" mesajından yaklaşık on saniye sonra Dila içeri girdi ve yanıma koşturdu. Yanımdaki koltuğa atladı ve mal gibi sırıtmaya başladı. "Oov. Sert kız. Kızıım iyi posta koydun hea aferin." diye kıkırdayınca " Beni delirtmeyi amaçlıyor.Hayır yani, ona ne? Mert bana yazıyorsa onu ne ilgilendirir? Gerizekalı mıdır nedir." diye homurdandım ve bu onun daha çok sırıtmasına yol açtı. "Yıllardır beklediğin şeyin gerçekleşmeye başladığını göremeyecek kadar mallaştın bebek. Deniz'in tavırları, bakışları önceki gibi umursamaz değil. Sanırım senden hoşlanmaya başladı." Kaşlarım daha da çatıldı. "Bunu sen de benim kadar iyi biliyorsun ki Deniz asla kimseyi sevmez. Onun sevgi denilen şeyden haberi bile yok. O, sadece aynaya baktığında gördüğü kişiyi beğenir. Onda kalp yok anlıyor musun?" Sesim sona doğru titremiş ve gözlerim dolmaya başlamıştı.
Dila beni kendine çekip sarıldığında boğazımdan bir hıçkırık kaçtı. "Ne semineri umrumda bile değil, hadi çıkalım." dedi ve beni kaldırarak salondan çıkardı. Kocaman ve boş koridorda tuvaleti görmemle içeri dalış yaptım ve yüzümü resmen musluğa soktum. Dila'yla sınıfa çıkarken sınıftan gelen seslerle duvara yaslandık.
"Tuna üstüme gelme yeter lan!" diye bir bağırış duymamla olduğum yere çakıldım. Deniz? "Abi madem bu kızı sevmiyorsun neden atladın Mert'in önüne? Mal mısın? Seviyorsun işte." diye homurdandı Tuna. "Sevmiyorum dediysem sevmiyorum Tuna.Uzatma." diyen Deniz'i duyduğumda gözlerimi silerek yürümeye başladım. Dila "Lan! Hande dursana! Ya bir bekle!" diye bağırsa da yürümeye devam ettim.
-DİLA'NIN AĞZINDAN-
Deniz sessizce "Sen Dila'yı seviyorsun ama söyleyemiyorsun Tuna? Niye kardeşim?" dediğinde çığlık atmamak için elimle ağzımı kapatmak zorunda kaldım. Tuna aynı sessizlikle "Kapa konuyu Deniz. Dila'nın haberi olmayacak." diye mırıldandı ve Deniz ofladı. "Sence, Hande o Mert yavşağından mı hoşlanıyor? Yani yoksa o kadar kızmazdı bana." dedi ve dudağını ısırdı. Tuna sıkıntıyla homurdandı. "Beyninde sodyum hidroksit mi birikti Deniz? Hande ve başkasını sevmek? Kız sana baktığında resmen güneşi doğuyor farkında mısın?" Deniz iç geçirerek "Bilmiyorum." dedi. Sinirlenmeye başlıyordum artık. O Deniz salağının kafasını gövdesinden ayırmak ve orangutanlara yem etmek istiyordum. Hırsla sınıfa girip Deniz'in üstüne yürüdüm ve baş parmağımı göğsüne dayayarak "Bana bak seni gerizekalı, kardeşimi daha fazla üzersen olmayan beynini kargalara yediririm!" diye tısladım. Tuna'ya bakmamaya çalışarak sınıftan çıktım ve küfrederek Hande'yi aramaya başladım. Nerede bu gerizekalı! Tiyatro salonunda olabileceğini düşünerek oraya ilerleyip içeri girdim ama etrafta görünmüyordu. Homurdanarak bahçeye çıktım ve onu bankta ayaklarını kendine çekmiş denizi izlerken gördüm. Yanına yürüdüm ve yavaşça oturdum. Elimi yüzüne doğru sallayarak "Heyoo iyi misin? Lan sana soruyoruum." diye cırladım. Kendine gelmiş gibi titredi ve bana döndü. "Ha, ne? Dalmışım öyle, ne diyordun?" Kararlılıkla başımı kaldırdım. "o pisliğe gününü göstereceğiz ve şey.." deyip dudağımı ısırdım. "Şey ne?" dedi heyecanla. "Şeey eee, Tuna, Deniz'e beni sevdiğini söy-" Hande'nin çığlığı yüzünden lafım yarıda kalmıştı. "NE! AYY DİLAAAĞ! ALLAHIM OHA ÇOK SEVİNDİM BEEAAĞ!" diye tepindi ve bana sıkıca sarıldı.-nefes alamıyorum-
-HANDE'NİN AĞZINDAN-
Dila heyecanla "Partiii" diye haykırdığında 'Ne partisi lan?' der gibi baktım ona. "Yarın 14 Şubat ve parti yapalıığm!" Gözlerimi devirdim. " Yalnız canım iyi hoş da, sevgililer gününü biz niye kutluyoruz ben onu anlayamadım." Sinsice sırıttı. "Böyle günlerin uğurlu olduğunu duymuştum. Tuna ve Deniz'i de çağıracağız tabi ki!" Gözlerim yuvalarından fırlayacak hale gelirken ağzımdan bir ciyaklama kaçtı." Saçmalama! O aptal pijamaların içinde Deniz'in karşısına çıkmamı nasıl beklersin!" Beni umursamadan kolumdan çekiştirmeye başladı. Sınıfa girdiğimizde yine "Parti taaaaaaaaaym!" diye haykırdı.Çocuklar bize döndüler."Ne partisi?" diye sordu Tuna. "Pijama partisiiiiiiiiiiii" Dila yerinde tepinmeye başlayınca kolunu cimcikledim ve bu sefer de ciyak ciyak bağırdı. Deniz'in suratına bakamıyordum ve bu oldukça zordu.Yüzümü ifadesiz tutmak için öyle bir savaş veriyordum ki World War Z falan olabilirdi. Deniz başıyla onaylayıp "Tamam bize uyar." dediğinde içimde halay çeken milyonlarca küçük Hande'yi bastırmaya çalıştım."İyi akşam gelirsiniz." dedim düz bir sesle ve fiyu diye sınıftan çıkıp kütüphaneye koşturdum. İki tarafı tamamen camla kaplı olan kütüphaneye girdiğimde her zaman olduğu gibi büyülendim. Deniz manzarasının en iyi olduğu köşeye gidip sandalyelerden birine yerleştim ve kalem- kağıt ikilisini çıkararak kulaklığımı taktım.
Right Now'ın nakaratını mırıldanırken kalem benden habersiz kağıtta harikalar yaratmaya başamıştı bile. Kalemi kağıttan çektiğimde kağıtta oluşan kusursuz bir Deniz Kayhan resmine baktım. Tüm ders onu izlememin sonucu işte. Yanımdaki sandalyenin çekilmesiyle hafifçe başımı yattığım yerden kaldırdım.DENİZ? Resmin arkasını çevirerek sırtımı dikleştirdim. "Evet?" diye tek kaşımı kaldırdım. "Ne çizdin o kağıda?" diye sordu aynı şekilde tek kaşını kaldırarak. Alayla "Önemsiz. Hem sen neden buradasın?" diye mırıldandım. "Hiç. Okul çıkışı çalışacak mıyız?" "Çalışacağız dedim ya Deniz." dedim bıkkınca. Bir şeyler daha söyleyecek gibi oldu ama sonra sadece başını sallayarak yanımdan kalktı ve kütüphaneden çıktı.
Dilimde dolanan Adore You'dan kurtulup ben de ayağa kalktım ve sınıfa gitmek için kütüphaneden ayrıldım. Günün geri kalanı da tüm sıkıcılığıyla geçti ve sonunda çıkış saati geldi. Çantamı toplarken Deniz yanıma geldi. Ona kısaca baktım ve çantamın fermuarını kapatıp sırtıma taktım. "Hadi gidelim." Beraber önce sınıftan sonra okuldan çıkıp yürümeye başladık. "Bugün neden sessizsin Hande?" diye sordu bir anda. İlk önce ne diyeceğimi bilemedim. Çok da umrundayım da sanki bir de soruyor. "Normalde nasılsam öyleyim Deniz." dedim kısaca. "Anladım tamam da bu sabah okula gelirken müzik dinlemedin ve iyi görünmüyordun." Şaşkınlıkla ona baktığımda "Bazı sabahlar yolda beraber yürüyoruz ama sen kulaklığın olduğu için beni görmüyorsun ondan dedim." diye devam etti. Başımı salladım. "Evet, herneyse. Kimya çalışalım ve ben gidip şu saçma parti için hazırlık yapayım." O da başını sallayarak teşekkür etti. Evine geldiğimizde anahtarla kapıyı açtı ve içeri girdik. "Annenler yok mu?" diye sorduğumda başını olumsuz anlamda salladı. "Yurtdışındalar." Yine başımı salladım. Odasına çıktık ve çantalarımızı bıraktık. Odası da aynı onun gibi mükemmle kokuyordu."İlk önce yemek yiyelim yoksa açlıktan ölebilirim." diye güldü ve karnını tuttu. Ona gülümsedim.Kapıya yöneldiğimde kolumu tuttu. "Okul kıyafetlerini çıkar, sana benimkilerden vereyim." "Gerek yok iyiyim ben." Omuz silkerek dolabından bir sweatshirt ve eşofman çıkarıp bana uzattı. "Aşağıdayım." Göz kırparak odadan çıktı. Kıyafetlerimi hızla çıkarıp onun verdiklerini giydim ve odadan çıktım. Merdivenden inerken aşağıdan gelen ıslık sesleriyle gülümsedim. Deniz mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. Kapıya yaslanıp onu izledim.Beni farkettiğinde tekrar gülümsedi. "Yardıma ihtiyacın var mı?" diye sorduğumda utangaçça gülümseyip "Kolaları doldursan fena olmaz aslında.." dedi. Ah, oğlum yerim seni lan. "Tamamdır." deyip buzdolabından kola şişesini çıkardım ve bardaklara doldurdum."Salonda çalışacaksak kitaplarımı alayım?" Başını salladı ve yukarı çıkıp kitaplarımı aldım ve tekrar salona inip masaya dizdim.O sırada da Deniz pizza ve kolalarla geldi. Kola bardağını bana uzattığında tek kaşımı kaldırdım ve gülmeye başladı. "Merak etme ilaç katmadım." Gözlerimi devirerek bardağı aldım ve pizzamdan da bir ısırık alarak Deniz'e döndüm. "Şimdiii, nereyi anlamıyorsun?" Dudağını ısırarak "Organik Kimya ile ilgili her şeyi." diye mırıldandı ve gözlerim istemsizce açıldı."Deniz ya!" diye azarladığımda ellerini havaya kaldırdı. "Tamam kabul çalışmadım ama lütfeeen." Dudağını büzünce dayanamadım tabi.Oflayarak kalemi aldım ve birkaç cümlenin altını çizdim. "Organik Kimya,.."
Merhaba! Yeni bölümle karşınızdayııııııım.! Uzun yazmaya çalıştım ama artık ne kadar olduysa :D Neysee, iyi okumalaar xx
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Deniz Problemi
HumorHavuz problemlerini de çözemiyordu Deniz'i de.Öyleyse, o bir Deniz Problemi miydi?
