BY:4*

318 17 1
                                        

Bahar'dan 

Ablam ne yapıp edip beni zorla ikna ettirdi. Odama geçip sıcak bir duş aldım. Üstüme rahat bişeyler giydikten sonra telefonumu elime alıp yatağıma oturdum. 

Yavuz'un numarasını bulup aradım. Sesim megafon gibi çıkmasın diye hafif öksürdüm. İkinici çalışta telefon açıldı. Uyuyor olmalı ki sesi uykulu çıktı.

"Efendim?"

"A-alo Yavuz?"

Yataktan çıkan sesler telefondan bana geliyordu. Galiba yataktan düşmüştü. 

"Yavuz iyi misin?!"

"İ-iyiyim. Bahar?" 

"Evet benim. Şey ben sana bişey söyleyecektim." 

"Tabii söyle."

"Şey bu akşam müsait misin? Akşam yemeğine bize gelebilir misin? 

"Müsaitim! E yani şey bugün boşum. Bir sıkıntı çıkmazsa neden olmasın. Hayırdır birşey mi var?"

"Ablam! Ablam seninle tanışmak istiyormuş. Beni kurtardın ya, onu için bir teşekkür yemeği gibi bişey düzenleyelim dedi. Ben dedim adamın işi vardır sonra ama dinletemedim. Sende uyuyormuşsun. Kusura bakma bende uyan-"

"Bahar, sakin ol. Nefes al."

Gülmeye başlayınca hafif utandım. Sonra kızdım. 

"Gülme ya! Özür dilerim kafanı şişirdim. Öyle heyecanlanınca çok konuşmaya başlıyorum. Arasıra oluyo." 

"Önemli değil. Neyse o zaman akşam 8 gibi gelirim. Yolu biliyorum nasıl olsa." 

Hafif bir tebessüm oturdu yüzüme. Allahtan o görmüyordu. Yoksa yerin dibine girerdim heralde utancımdan. 

"Tamam o zaman, akşam yemeğinde görüşürüz. 

"Görüşürüz" 

Telefonu kapatır kapatmaz elimi kalbimin üzerine koydum. İkinci kez bunu kaldırabilecek miyim bilmiyordum. Galiba ondan hoşlanıyordum. Hatta galiba felan yok, hoşlanıyordum. İlk ilişkim gibi olursa bir daha nasıl toparlanırdım. Bir daha ayağa kalkamazdım. 

Akşam yemeğinde hiçbir şey olmadığı için hemen telefonu elime aldım. Saat 15:28'i gösteriyordu. Hemen kalkıp ablamın yanına fırladım. Salonda oturmuş dizi izliyordu. Koltuğa zıplayıp oturdum. 

"Abla Yavuz akşam yemeğine geliyor."

Ablam kafasını ağır çekimle çevirdi. Gözleri pörtlemiş bana bakıyordu. Şirin olmaya özen göstererek gülümsedim. Birden ayağa kalktı. 

"Neğğğ?!! Bu kadar erken mi!? Ne yapcaz yemek? Evde hiçbirşey de yok! Ne zaman gelicek?" 

"Iıı şey 8'de gelicek"

"Neğğğ?!! Saat kaç?"

"15:37. Yetişir be telaş yapma. Hallederiz."

"Tabi yemek işi bende. Beceriksiz, yemekte yapamıyorsun" 

"Öyle deme makarnayı süper yaparım."

"Adam makarna mı yediricez Bahar?"

"Neden olmasın? Çok özenmeye gerek yok bence. Bir makarna yapsak yeterli."

"Off Bahar, tamam yemek benden lanet olsun! Sende sofrayı kur bari."

"Emrin olur ablaların gülü!"

"Gevşeme hemen, hadi iş başına!"                                               

                                ♦♦♦

Yemekler ve masa hazır olduğunda saat 19:37'yi gösteriyordu. Sofrayı kurup odalarımıza çekildik. Üstüme mavi askılı bir bluz, altına siyah pantolon giydim. 

Saçım omuz hizasında olduğu için çok toplanmıyordu. Salık bırakıp düzgün durması için elimi birkaç kez içinden geçirdim. Dudak renginde bir ruj, gözüme hafif kahve bir far ve rimel sürdüm. Makyajıda hallettikten sonra boy aynamdan son halime baktım. Çok güzel olmuştum. Sade ve şık...

Odamda biraz daha oyanlandıktan sonra salona geçtim. Tam oturucaktım kapı çaldı. Ablam odasından ışık hızında çıkıp mutfağa geçti. E kapı açmakta bana düştü. 

Yerimden kalkıp kapıya ilerledim. Saçımı düzeltip sesimi ayarladım. Ve kulpu indirdim. Beyaz gömleği ile gözümde çok yakışıklı duruyordu. Gülümseyerek içeri geçmesini işaret ettim.

"Hoşgeldin."

"Hoşbuldum."

"Aç mısın? Hemen masaya oturalım istersen."

"Olur oturalım. Ablan nerde?"

"Mutfakta. Ben bi bakayım sen otur."

"Tamam."

Koşa koşa mutfağa geçtim. Ablam eli ağzında gözleri kocaman bana bakıyordu. Kaşlarımı çatıp nolduğunu anlamaya çalıştım.

"Noldu abla? Yemeklerde bi sıkıntı mı var?"

"Hayır hayır, yemekler gayet lezzetli. Kızım ne kadar yakışıklıymış çocuk."

"Abla! Ayıp ayıp!"

"Çok yakışıyorsunuz kız! Kaçırma bu çocuğu. Başıma kaldın zaten!"

"Sen kendine bak önce. Sen büyüksün ilk senin evlenmen gerek. Ayrıca adam içerde bekliyo biz ne konuşuyoruz. Hadi geçelim."

"Ay ayıp oldu çocuğa, yürüü!"

Ablamın arkadan cimciklemeleri ile salona geçtik. Yavuz etrafı inceliyordu. Ablamın konuşmasıyla bize döndü.

"Hoşgeldin Yavuz. Ben Eylem. Bahar senden çok bahsetti."

Ablama öldürücü bakışlar atarken diğer yandan yerin dibine giriyordum. Yavuz'un pis pis sırıttığını hissediyordum. Ama yüzüne bakamıyordum. 

"Hoşbuldum. Eee davetin için teşekkür ederim Eylem." 

"Ne demek, kardeşimi kurtarmışsın. Teşekkür etmek istedim sadece. Oturalım mı?"

"Tabi"

Yemek işi iyi olmuştu. Ablam sayesinde Yavuz'u tanmaya başladım. Kim olduğunu, neden mafya olduğunu anlattı. Onunda bir kardeşi varmış, Ateş. Yemek boyunca sohbet ettik. Tabi ben çok konuşmadım. Genellikle ablam ve yavuz konuştular. 

Yemekten sonra çay ikramını yaptıktan sonra Yavuz ayaklandı.

"Çok güzel bir akşamdı. Herşey için teşekkürler kızlar. Ben yavaştan kalkayım." 

"Peki sen bilirsin. Yine bekleriz Yavuz."

"İnşallah Eylem." 

"Bahar, Nazlı gelicekti bugün. Hâlâ ortalarda yok. Sabahtan beri arıyorum telefonu kapalı."

"Pardon Nazlı sizn neyiniz oluyo?"

"Kuzenim oluyor." 

"Nazlı Korkmaz mı?"

"E-evet sen nerden tanıyorsun?"

"Bahar... Nazlı kaza geçirdi, hastanede."

"Neeğğğ?!"

_________667 kelime________

Geçen hafta yeni bölim atamadım. Ama bu hafta uzun yazarak telafi ettiğimi düşünüyorum.

İnşallh beğenmişsinizdir. Haftaya görüşürüzz.

Bol bol vote ve yorumlarınızı bekliyorum 💙

Fikirkeriniz benim için önemli!

Sonsuza dekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin