...

570 19 6
                                    

Acı hissedilmeyi talep eder..

Bu cümle tam olarak onun için yazılmış gibiydi, iliklerine kadar canının yanması, nefes alırken zehirli bir havayı solumak ve hiç bir şeyden zevk almamak gibi şeyler gerçek olabiliyorsa o bunları yaşıyordu. Yanlış anlaşılmasındı, o çok güçlüydü, isterse her şeyi elde edebileceğine inanıyordu, paraysa para, herkesi etkisine alabilecek bir zeka ve tip,  hepsi onda mevcuttu. Şimdi ise istediği şey için başka birini bir anda hayatından koparıveriyor ve kendi dünyasına katıyordu, bilip bilmeden, umursamadan, düşünmeden, kısacası bencilce. Çünkü acısının merhemi o kızdı fakat şunu hiç kendine sormamış sorgulamamıştı ; acaba O KIZ, O KIZ mıydı? 

-

Aynada kendi görüntümü izliyordum, sıradan dar bir kot ve üzerine siyah,  peace baskılı bir sıfırkol giymiş saçlarımı ise at kuyruğu şeklinde toplamıştım. Tuğçe'ye bunları giyeceğimi söylediğim zaman hemen somurtmuş ve biraz şık olmamı istemişti, Allasen o kenar mahalle barlarından birisi için fazla şık bile duruyordum benim gözümde. Nerden çıkmıştı o mahalledeki bir bara gitmek? Güya bu yıl lise son olacaktık, bu yüzden yazın son eğlencesi değişik bir mekanda olmalıydı çok zeki arkadaşım Arda için,  başımıza yeni adetler çıkarmak zorundamıydı ki? Somurtan yüzüme son bir kez baktım, sadece yanaklarıma biraz renk katmış ve göz kalemi kullanmıştım ki bu bence yeterdi. Aşağıdan gelen korna ve bağırışlar ile bizim delilerin geldiğini anladığım gibi odadan fırladım. Annemler zaten evde yoktu, teyzemler ile planları vardı, benden önce geleceklerini tahmin ettiğim için anahtar almadan kapıyı çektim ve arabaya doğru yaklaştım. Kırmızı küçük bir kamplumbağa? Bu Arda gerçekten deliydi, ablasının arabasını izni olmadan aldığına adım gibi emindim, hızla arabaya ilerdim ve ön koltuğa geçtim. Arabada son ses duman çalıyor ve bizde eşlik ediyorduk neyseki çok geçmeden nefret ettiğim o mahalleye sonra ise adını hiç bilmediğim o bara geldik. Mahallenin tüm duvarları siyah ve griydi, bildiğime göre siyah olan duvarlarda bulunan barlar daha çok kötülük ve daha çok iğrenç olan diğer şeyleri barındırıyordu ve ben o kadar şanslıydım ki önümde bana üzerinde değişik çizimler bulunduran siyah bir duvar bakıyordu. Tuğçe kolumdan çekti ve içeri sürükledi beni Arda'nın peşinden. Bir masaya geçtik ve etrafta dans eden değişik, her türde bulunan tipleri izlemeye başladık. 

'Ne içiyoruz canımlar?' dedi Arda sırıtarak

'Su? 'diye bi önermede  bulunmamla gözlerini devirmeleri bir oldu.

'Ah tamam, sadece üç bira getiriyorsun kıvırcık' dedim ve saçlarını karıştırdım.

Bana ciddi olmadığını bildiğim kızgın bakışlar attı ve gitti. Yaklaşık iki saat kadar oradan hiç kalkmamış ve gözlem yapmaya devam etmiştim. Elimdeki biraya dokunmamışken Tuğçe ve Arda üçüncüye geçeceklerdi. Oldukları yerde eğlenerek dans ediyorlardı ama ben rahat değildim. Burası iki katlıydı ve zemin kattaydık, yukarıdaki heriflerin bizleri birer malmış gibi izlemesi canımı sıkıyordu, içeride fazla ışık vardı ve fazlacada duman. Duvarların üstüme üstüme geldiğini anımsamaya başladım, aşırı büyük bir yer değildi ve duvarları bırak, hiç bir nesnede siyah dışında bir renk göremiyordum. Kesinlikle hava almalıydım, kimseye haber vermeden kalktım ve terli terli dans eden sıkış tepiş kişiler arasından kimisine özür dileyerek kimisine cidden öküz gibi davranarak aralarından geçip bi kapıya ulaştım ve nereye çıktığını hiç düşünmeden açtım. Ardından temiz havanın suratıma çarpmasıyla kapadım kapıyı, biraz nefes alındım ve ertafa bakındım.Temiz hava yavaşça burnumdan beynime gidiyor ve duyu organlarımı tekrar açmaya başlıyordu, ben kesinlikle sessiz alan tiplerindendim, burası benim için fazlaydı. Çıktığım yer  dikdörtgen ve çok geniş olmayan  bir bahçeydi, köşelerde dört tane sokak lambası şeklinde ışık saçan şeyler vardı ki bu da iyi görmemi kolaylaştırıyordu. Yerler basmaktan harap olmuş çimler ve küçük taşlar ile doluydu ,az ilerde ise bir bank ve üzerinde bir adamın oturduğunu gördüm. Yüzü bana dönük değildi, sırtı çökmüş ve eğikti. Heybetli bir vücudu olduğunu rahatlıkla anımsayabiliyordum, fakat iyi görünmüyor gibiydi. Küçük adımlarla yanına gittim, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum,beyaz ince tşörtünden kaslarının cidden kasıldığını görebiliyordum. Elimi yumuşak bir şekilde omzuna dokundurdum. Neden bunu yaptığımı yaptıktan sonra sorguladığım anlardan birindeydim ve bundan nefret ediyordu. Neden tanımadığım bir insanı merak ediyordum ki sanki,  ilk önce bir tepki gelmeyecek sanırken yavaşta bakışlarını bana çevirdi. Umursamaz bir şekilde kafasını kaldırıp gözlerini gözlerime diktiğinde ne olduğunu anlayamadım. Göz bebekleri büyüdü, çenesi kasıldı, nefesinin bir ara durduğunu hissettim, bana mı öyle geliyordu yoksa bakışları bir psikopatı mı andırıyordu?

'Şey, iyi misiniz?' Sesimi yeterince nazik tutmaya çalıştım, fakat o bir tepki vermiyor ve istifini hiç bozmadan sadece gözlerime bakıyordu.

'Rahatsız ettim ,kusura bakmayın' dedim ve elimi çekmeye yeltendim fakat başaramadım, elini elimin üzerine koyup sertçe parmaklarımı kenetlemişti. Şaşkınlıkta elimize baktım. Ve o an sesini ilk defa duydum

'Rüya...'

Anlamamıştım, Rüya'da kimdi? Bana neden öyle seslenmişti? Gözlerimin içine bakarak yineledi.

'Rüya'

'Bakın ne dediğinizi an...' derken sözümü kesti.

'Geldin...Geri geldin Rüya' , sesinde kızgınlık ama aynı zamanda özlemi hissedebiliyordum. Büyük ihtimalle Rüya denen bir kızdan bahsediyordu. Beni o sanmıştı belki, sarhoş falan mıydı?

'Bakın beyefendi, sanırım benzettiniz, ben Rüya değilim' dedim sesim titreyerek, fakat dememiş olmayı diledim.

Kaşları çatıldı ve bakışları sertleşti, sinirle nefes alıp vermeye başladı. Bir anda ayağa kalktı ve elimi bırakıp bu sefer yanaklarımı tuttu, elleri sertti ve canımı yakıyordu. Yanaklarımın iç içe bastırılmasıyla dudağım öne doğru istemsiz uzadı, tek yapabildiğim şaşkınlık ve içimin korkuyla dolmasına izin vererek ona bakmaktı.

'Bu sefer olmaz Rüya, gitmene izin vermem'

Ne olduğunu tahmin edemediğim bir keskin acı hissettim, gözlerim bulanıklaşıyordu. Hafif bir sıcaklık alıyordu vücudumu, bilincim beni terk etmeye başladı ve sonunda gözlerimi derin karanlığa bıraktım. Beni bayıltmıştı?

Yorumlarınızı bekliyorum diğer bölüm buna ve oylamaya bağlı olarak gelecek, huzurlu okumalar...

YansımaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin