‘ Yaşadığın hayatın katili olan Poseidon ’
Zihnimde sürekli bu cümle dolaşıyordu. Rüya bitmiş şimdi de Medusa olmuştum, neden bana bu şekilde hitaplarda bulunuyordu? Benim bir ismim vardı, Elis’tim ben! Ne Rüya nede Medusa.
Şuan arabanın yine arka koltuğundaydım fakat bu sefer ellerim ve ayaklarım sıkı bir şekilde bağlanmış ve bir şeyler söyleyemeyecek kadar korkmuş bir durumda bulunuyordum. Aklımda takılı kalan o cümleyi kurduktan sonra beni tekrar arka koltuğa oturtmuş ve torpido gözünden çıkardığı iki ince şal ile beni bağlamıştı. Bağlamasının sebebinin ‘arabadan atlarım’ tehtidimden kaynaklandığına emindim.
Düşünüyorum da şuan daha fazla korkmamın sebebi beni bağlarken ki bakışlarıydı sanırım. Bir nevi gözleri ‘canımı sıkacak bir şeyler yaparsan kötü olur’ diyordu. Bana bakarken bir şeyin daha farkına vardım, gözleri elaydı. Dışarıdaki karanlıkta tam olarak anlayamamıştım fakat şimdi emindim. Ela göz severdim ben, insanlarda en samimi, sıcak bakışların bu göz renginde saklı olduğunu düşünürdüm, sonbaharın dökülen yapraklarındaki sarımsı tonları hatırlatır ve huzur verirdi zihnimde. Ama bu düşüncelerimin değişmesi çok kısa sürmüştü, onun gözlerine baktığımda sonbaharı değil, kış ayında açık denizlerde olan kasırgalar gelmişti aklıma. Dinmek istemeyen, büyüyen bir öfke saklıydı sanki, her an bir patlama yaşayıp seni de içine alıp götürecek bir elaydı. İşte bu yüzden daha fazla korkuyordum. Kafamı cama dayadım, arabanın hızından dolayı takır tukur edip sarsmasını kendimi rahatlatmak için bir yol olarak seçtim. Yapmam gereken şey düşünmekti, sakin olup düşünmek ki bu mümkünse tabi. Sakin olmam için bu arabada olmadığımı, şuan nedensiz bir şekilde kaçırıldığımı, beni kaçıran kişinin kesinlikle ölümcül bakışlar takındığını ve her şeyden habersiz bir şeylere sürüklendiğimi düşünmemem gerekiyordu.
Gözlerimi diktiğim yerden sakince kaldırdım ve onu arkadan izlemeye başladım, ne düşünüyordu? Beni nereye götürüyordu? Derin bir nefes aldım ve ağrıyan gözlerimi usulca kapadım, biliyorum uyku beni ele geçirecekti çünkü üzerimde anlamadığım bir kırgınlık vardı. Belki de uyumalıydım, bunlar bir kabustu? Hatta belki de barda biradan daha fazlasını içmiş ve sızmak üzere olduğum için bu tür halüsinasyonlar görüyordum? Daha fazla ihtimal düşünemeden bilincimi beni bekleyen huzursuz uykuya teslim ettim.
‘Onu buldum.’
‘Hayır, hemen geri getirmeyeceğim’
‘Tamam, uzatma, haber veririm’
Kulağıma dolan konuşma sesleri ile gözlerimi açtım, hala olduğum yerde, arka koltuktaydım fakat araba artık hareket etmiyordu. Gözlerimi sürücü koltuğuna getirdim. Oradaydı, bir eli direksiyonda diğer eli ise dizinin üzerindeydi, aynadan beni izlediğini sonra fark ettim. Bakışları beni yeniden ezmeye başlamadan konuşmalıydım.
‘Neredeyiz?’ Sesimin pürüzlü çıkışı üzerine yutkundum ve boğazımı temizledim. Biraz bekledi daha sonra kadifemsi ama sert olan ses tonuyla
‘Bir benzinlikte’
dedi ve gözlerini üzerimden çekip önüne döndü. Daha sonra yan koltuğa uzandı ve bir poşeti çekip kucağına koydu, içinden bir pet şişe çıkardı daha sonra poşeti geri yerine fırlattı. Pet şişeyi kucağına koyarak arkaya döndü ve ellerime uzandı.
Doğal olarak kendimi geri çekmeye çalıştım fakat güçlü elleri kolumu yakalamıştı, daha sonra kolumu tek eline aldı ve yan koltuktan görmediğim bir şeyi aldı. Aldığı şeyi ise görünce ödüm patlamıştı, elinde gayette korkutucu görünen , mat siyaha bürünmüş bir çakı duruyordu. Gözlerim büyüdü ve bir çakıya birde ona bakmaya başladım, o ise halimden çok etkilenmemişti. Çakıyı kolumu tuttuğu hizaya getirdi ve bileğimi saran ince şalı kesti. Daha sonra şal ve çakıyı koltuğa attı. Evet evet , kesinlikle çakıyı benim üzerimde kullanacağını düşünüp korkmuştum.
Bileklerimin hafif sızısı vardı, yavaşça ellerimle ovmaya başladım. Ben bileklerimle ilgilenirken gözümün önünde pet şişe belirdi. Kafamı kaldırıp ona baktım.
‘İç bunu’ dedi emreder ses tonu ile.
Aslında itiraz edip içine ilaç koydun gibi saçma cümleler kurup saçmalamak istiyordum ama fark etmiştim ki suya ihtiyacım vardı. Ne kadar süredir yoldayız bilmiyorum ama boğazım kurumuş ve su içmek için can atıyordu. Sakince elinden şişeyi aldım ve kapağını açıp kurumuş olan dudaklarıma götürdüm, büyük yudumlar alarak şişeyi yarılamam çokta uzun sürmemişti. O ise ben suyu içerken sık yaptığı gibi gözlerini kısıp beni izlemişti. En nihayetinde suyun kapağını kapattım ve camdan dışarı baktım, gerçekten de bir benzinlikteydik, gün ışığının yeni doğuyor gibi bir hali vardı, neden bilmiyorum ama etrafta bir insan bile göremiyordum. Araba duruyordu ve bu fırsatı kullanmam gerekirdi, aklıma dank diye bir fikir düşmüştü.
‘Şey, sanırım benzinliğin tuvaletini kullanmam gerek’
Dedim daha iyi bir sesle. Ne diyeceğini beklemek için gözlerimi ona dikmiş, içimdense ‘lütfen izin ver, lütfen’ diye tekrar ediyordum. Şöyle bir baktı aynadan yine ve alayla çok hafif bir şekilde ‘hıh’ yaptı. Amacımı elbette anlamıştı.
‘Gerçekten gitmeliyim, bardayken çok bira içtim ve uzun zamandır tuvalete gitmedim’ . Sözlerimin onu ikna etmesini istiyordum ama başarılı olduğum pek söylenemezdi, arabayı çalıştırmak için eli anahtara gitti.
‘Kaçırmak üzereyim ve arabana böyle bir şey olursa utançtan ölebilirim, lütfen.’
Sesim acınası çıkmıştı, hatta daha çokta yalvarırcasına. Ve gerçekten de utançtan ölebilirdim, resmen 'ya indir ya da arabana işemek zorunda kalacağım’ demiştim.
Eli bir süre anahtara uzanmış şekilde kaldı ve sinirli bir şekilde nefes vererek geri çekti. Hızla araba kapısını açtı ve inip çarparak kapadı. İçimde birden büyük bir heyecan oluştu. Kalbimin sesini duymaya başlamış gibiydim, arabanın etrafında dolandı ve kapımı açıp ayak bileklerimi yakaladı, küçük bir süre uğraştıktan sonra çözdü. Elimi de böyle çözemez miydi sanki? Ah belki de elimi çözerken çakı kullanmasının amacı gözümü korkutmak ve bir mesaj vermekti.
Kolumdan tuttu ve çekiştirerek arabadan indirip kapıyı çarptı, daha sonra buz gibi sesiyle şu cümleler döküldü ağzından.
‘O küçük aklında planladığın bir şeyler varsa yapmamanı tavsiye ederim Medusa, yoksa feci halde canını yakarım’
Gerçekten de, yakardı.
Sık sık yeni bölüm yayınlamaya çalışacağım ama okuyan arkadaşlarımdan yorum yapmasını gerçekten çok istiyorum çünkü düşündüklerinizi bilmek çok ama çok hoşuma gider, yeni bölümü ise okunma sayısı ve beğeni almasına göre daha hızlı yazmayı planlıyorum.
Huzurlu okumalar...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yansıma
Novela JuvenilAcı hissedilmeyi talep eder.. Bu cümle tam olarak onun için yazılmış gibiydi, iliklerine kadar canının yanması, nefes alırken zehirli bir havayı solumak ve hiç bir şeyden zevk almamak gibi şeyler gerçek olabiliyorsa o bunları yaşıyordu. Yanlış anlaş...