fitting room -2-

683 60 52
                                        

"İyi günler dilerim."

Arabasına binen müşteriye gülümsedikten sonra butiğe tekrar girdim. Bugün sabah, her gün olduğu gibi işe gelirken sadece duş almış ve saçlarımı taramıştım. Makyaj yapmak, saçlarımı şekillendirmek gibi şeyler içimden gelmiyordu. Takı bile takmıyordum ki normal hayatımda bakımlı olmayı ve aksesuar kullanmayı severim.

Sanırım bu iş artık benim normal hayatımın bir parçası.

Zamanla alışacağım.
Zamanla alışacağım.

Madison'ı bulmak için kasaya doğru ilerledim ama orada değildi. Onun yerine Cassidy'i gördüm. Sarışın kadın butik telefonunu omzu ve kulağı arasında sıkıştırmış konuşurken aynı anda bir kağıda notlar yazıyordu.

"Evet."
"Anladım."
"Hmhm."
"On dakika içerisinde mi?"
"Pekala."

Telefonu kapattığında yüzündeki telaş ifadesine güldüm. Kalemi yerine koyarken etrafına bakınmak için kafasını kaldırdı. Göz göze geldiğimizde rahatlamışçasına nefesini serbest bıraktı.

"On dakika içerisinde Calum Hood gelecek. Özel takım elbise tasarımı için ölçü alınması gerek. Sen halledebilir misin?"

Hızlı konuşmasına karşılık olarak kafamı olumsuz anlamda iki yana doğru salladım. Calum'la uğraşmak istemiyordum. Geçen gün yeteri kadar yormuştu beni.
Kaç gün geçmişti gelişi üstünden?
Üç?
Dört?
Ona hala sinirliydim.

"Hailee, lütfen-"

Bana yalvarmaya başlayacağı sırada lafını böldüm.

"Üzgünüm ama asla, asla ve asla o kaçığın ölçülerini almayacağım."

Oflayarak etrafına bakındı. Madison'ı gördüğünde onu hemen elemişti. Ama butikte sadece üçümüz vardık. Diğer herkes öğle yemeğindeydi.

"Hailee, cidden. Senden başka bunu yapabilecek kimse yok şu anda. Madison, Calum'dan nefret eder ve o biraz daha agresif, biliyorsun. Calum'a kötü bir şey söylerse o adam hepimizi bitirir. Yalvarıyorum sana."

Gözlerimi devirdim. Benim de sinirlerim alınmamıştı sonuç olarak.

"Kendin yapsana."

"Ben yapamam çünkü yarım saat kadar sonra elbise provası için Bayan Watson gelecek. Calum'ın işi ne kadar sürer bilmiyorum ve Bayan Watson'ı bekletemem."

Huysuzca kıpırdandım ve dudaklarımı sarkıtarak, çaresizce etrafıma bakındım. Cassidy bana hala kedi gibi bakmayı sürdürürken sesli bir şekilde ofladım.

"İyi! Tamam ama bana borcun var, unutma."

O zaferle sırıtırken bakışları butiğin girişine döndü. Yüzü ciddileştiğinde kimin geldiğini anlamakta zorlanmamıştım. Yüzüme bir gülümseme yerleştirmek için kendimi zorlarken Cassidy elime bir mezura tutuşturdu ve kasanın arkasından çıkarak benden uzaklaştı.

Calum siyah bir atlet ve siyah, kumaş bir pantolon giyiyordu. Gözündeki siyah ve kalın çerçeveli güneş gözlüklerini bana doğru ilerlerken çıkarttı ve atletinin yakasına taktı.

"Sen mi?"

Tam önümde durup bana düz bir ses tonu ile bu soruyu yönelttiğinde bir kaç saniye neyden bahsettiğini anlayamayarak suratına bakmıştım. Daha sonra ise tabii ki ne dediğini anladım ve gülümseyerek bakışlarımı onun yüzüne çıkarttım.

"Evet, buyrun isterseniz deneme odalarından birine geçelim."

Calum kabinlere doğru ilerlerken Madison'ın bu tarafa geldiğini gördüm. Muhtemelen kasa kısmına geçiyordu. Göz göze geldiğimizde bana alaylı bir bakış atmayı da ihmal etmedi.

Boutique | C.H.Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin