#3

1.9K 116 50
                                    

Merhaba, anlaşılan ben bundan sonra yorum yapan herkesi ithaf koltuğuna oturtacağım. :D Yorumu için LunaHermione_Harry'e tekrardan teşekkürler. Bu bölümü uzun yazmaya çalıştım. Word'de 6 sayfa uzunluğunda oldu ama  yazı tipini biraz büyük kullandım, o yüzden burda ne kadar uzun oldu bilemiyorum. Yorumlarını ve beğenilerini bekliyorum! İyi okumalar. :)

 

Kendimi ortak salona attığımda şaşırtıcı bir şekilde kalabalık olmadığını fark ettim. Salonda bir tek şömine köşesindeki koltukta dedikodu yapan Clara ve Dee vardı. Onların yanına gidersem beni aralarına alıp Albus, Scorpius ve Quidditch seçmeleri hakkında konuşana kadar salmazlardı. Her ne kadar dedikodudan nefret ettiğimi çok iyi bilseler de pek umursamazlardı. Hatta bu yüzden onlarla birçok kez tartışmıştım. Ama yine umursamayarak ağzımdan laf almaya çalışmışlardı. Anlattıklarımı kendi çıkardıkları okul gazetesi olan Rumoribus’da* yayınlamayacaklarını bilsem belki bir şeyler anlatabilirdim. Gerçekten iyi dinleyicilerdi. Ama anlattıklarımı çarpıtarak saçma bir gazetede yayınlamaları çok sinir bozucuydu.

Onlara hiç bulaşmadan odama çıktım ve yatağımın yanına bıraktığım çantamı alıp salona geri döndüm. Hızla masaya kuruldum ve İksir kitabımı ve bir parşömen çıkardım. Beni ders yaparken rahatsız etmeyeceklerini bildiğim için burada rahatça çalışabilirdim. Ayrıca aklımı Scorpius’dan uzaklaştırmak için de iyi bir yöntemdi. Aklımda kalan malzemeleri ve yapım talimatlarını bir bir yazmaya başladım.

Yazım işlemi bittiğinde tüy kalemi masaya bıraktım. Arkamı yaslanıp yazdıklarımı gözden geçirirken yanlış ya da eksik bir yer olup olmadığını kontrol ediyordum.

“…Doğradığınız sapları da atıp saat yönünde üç kez karıştırın. Rengi biraz daha koyulaşacak ve mavi olan buhar griye dönüşecek. İkrisin bir kısmı buharı mavi ve gri karışımıyken bir kaba aktarmalı. Tıpkı Scorpius’un gözleri gibi…Mavi ve Grinin karışımı. Ardından…”

Yazdıklarımı tekrar ve tekrar okurken kalp atışlarımda hızlanmıştı.  Ben cidden iksir talimatlarında Scorpius’dan mı bahsetmiştim? Dikkatimi dağıtıyordu işte! Ona aşık olmak gibi bir hatayı asla yapmamalıydım. Bu yıl SBD yılıydı. Dikkatimi derslerime en çok vermem gereken yılda sırf Malfoy’a aşığım diye derslerimi boşlayamazdım!

Hızla asamı çıkardım ve parşömene doğrulttum. Lacarnum İnflamarae* büyüsünü uyguladım ve kağıt alev aldı. Alevler söndüğünde masada parşömenin külü kalmıştı. İksir sınıftakiler her yıl olduğu gibi talimatları benden almaya çalışacaklardı. Buruşturup çöpe atsam bile emindim ki Clara ve Dee ne yazdığımı merak edip alıp okurlardı. Hiçbir koşulda o parşömeni görmelerine izin veremezdim.

“Rose?” Clara’nın sesiyle düşüncelerimden sıyrıldım ve onlara döndüm. İkisi de meraktan kudurmuş bir şekilde bana bakıyordu. “Neden parşömeni yaktın?”

“Yanlış yazmıştım.” Diye geçiştirdim önümdeki külleri üfleyerek dağıtırken. Ardından yeni bir parşömen çıkardım ve masaya düzgünce yerleştirdim.

“Biliyor musun? Seni orda gözleri büyümüş, ağzı susuz kalmış balık gibi açılmış bir şok halinde gördükten sonra pekte inanasım gelmiyor.” Dedi Clara sakız çiğner gibi kelimeleri uzatırken.

“Yanlış yazdığıma şaşırdım. Oldukça iyi bir bildiğim bir konu işte. O yüzden.” Dedim ve parşömenime geri dönüp malzemeleri yeniden yazmaya başladım. Hiçbir şey demediler ama kıkırdamaya başladıklarında ardından söyleyecekleri şeyin hiç hoşuma gitmeyeceğini biliyordum.

“Aşk mektubu mu yazıyordun?”

“Hayır!” diye bağırdım onlara sinirle dönerken. “Saçmalamayın! Huzur Sıvısının talimatlarını yazıyordum!” Ne kadar çok doğruya yakın ayrıntı verirsem o kadar çok inandırıcı olurdu, değil mi?

Zümrüt YeşiliHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin