-10-

119 5 0
                                    

Saat beş gibi iki arabayla İzmirden çıkıp Foçaya doğru yol almıştık. Sonunda Foçaya geldiğimizde odalarımızın anahtarlarını alıp odalarımza çıktık. Eşyalarımzı yerleştirip güzelce bir dinlendik. Saat geç olduğu için bugün sahile gitmemeye karar vermiştik. Bizde bi restoranta gitmeye kara verdik. Üzerimdeki mavi şortu ve üzerinde 'smoking' yazan t-shirtimi çıkarıp, turkuaz renk bi elbise giydim. Saçlarımı yine ortadan ayırmıştım. Yanlarından az bişey alıp arkada tel tokayla tutturdum altıma da sandeletlerimi giydim. Bir de kot ceketimi yanıma aldım. Öykü ve Beril'de hazırlanınca çocuklarla buluşup, bi balık lokantasına gittik. Yemeğimizi yiyip uzun uzun sohbet ettik. Sonra saat 12 gibi otele döndüğümüzde yorgun olduğumuz için odalarımıza çıktık. 

Kızlarla odaya çıktığımızda biraz sohbet ettik. Beril Can'dan, Öykü Efe'den ve bende Emre'yle olanları onlara anlattım. O gün beni sevdiğini söylemişti ve bende onu öpmüştüm ama o günden beri neredeyse hiç konuşmamıştık. Sonunda gözlerimden uyku akmaya başladığında yatağıma uzanıp klimayı açtık. Yorganı dirseğime kadar çekip uykuya kendimi teslim ettim. 

-----------

''Ya lanet olsun bırak beni.'' Beni kucaklayıp denize doğru götüren aptal Emre'ye bağırıyordum. Tanrım! Sabah kahvaltıdan sonra denize gelmiştik. Can ve Beril denize girerken Efe ve Öykü yürüyorlardı. Ben de şezlongta dergi okuyordum. Bilin bakalım Emre Bey ne yapıyordu? Kızlarla voleybol oynuyordu. Hani şu çıtır kızlarla. Ne harika öyle değil mi ? O gün beni sevdiğini söylemişti, sonra hiç konuşmamıştık ve bam. İşte bu. Gerçekten feci harika. Daha sonra çocukların hepsi yanımıza döndüğünde Emre beyde kızlardan ayrılıp bizim yanımıza gelmişti. Emreye mal gibi davranıyordum. Ve sonra beni kucakladı ve BUM!

Soğuk suyun etkisiyle düşüncelerimden sıyrılıp kafamı sudan çıkardım. ''Ne yaptığını sanıyorsun ya sen?'' diye sordum. Efe ve Öykü şezlongtalardı. Can ve Beril'se ortalarda yoktu.

''Seni denize attığımı sanıyodum.'' dedi pişkin pişkin.

''Git şurdaki kızlarla uğraş.'' deyip kıyıya doğru yüzmeye yeltendim ama kolumdan tutup beni kendine yaklaştırdı. ''Oradaki kızları isteyen kim?'' diye sordu. Şu an birbirimize cidden iyi yakındık. ''Bilemem.'' dediğimde beni kendine biraz daha çekti. ''Seni seviyorum uyuz kız. Ama sen beni sevmemekte inat ediyorsun.'' dediğinde karnımda kelebekler uçuşmaya başlamıştı. Hem fazla yakındık. Nefes alış verişini duyabiliyordum. Gözlerinin içine bakıp dudaklarımı dudaklarıyla buluşturdum. Bedenlerimiz birbirine değerken ilk öpüşmemizi tamamlamıştık. Nefes nefese geri çekildiğimde ''Seni çok seviyorum.'' dedi. 

''Ben de seni seviyorum aptal.'' diyip tekrar dudaklarını öptüm. Kısa bir öpüşmeden sonra geri çekildim. 

''Demek beni kıskandın ha?'' diyince yüzümü buruşturdum. 

''Ne alaka canım? Hem ben kıskanmam''

''Tabi tabi kesin öyledir.''

''Ya bi gülmesene.'' 

''Ya sen bi gelsene buraya.'' deyip beni kucağına aldı ve tekrar denize fırlattı. 

Sudan kafamı çıkardığımda ''Şunu yapmayı kes.'' dedim gülerek. Sonra beni gıdıklamaya başladı. Hem gıdıklanıyordum hemde bedenlerimiz birbirine değdiği için heyecandan geberiyordum. Sonunda beni bıraktığında ona baktım. ''Sinir bozucu.''

''Gıcık.''

------------

Denizden çıktıktan sonra odalarımza çıkıp duş almıştık. Saat 5 e geliyordu. Ne yapacağımıza karar vermek için loby'de buluşacaktık. Kızlarla odadan çıktığımızda cebimi yokladım.

''Ah telefonu unutmuşum. Siz inin.'' dediğimde bana okey bakışlarını attılar. Ben de odaya geri döndüm telefonumu ve cüzdanımı cebime koyup aşağı indim. Lobi de onları gördüğümde onlara doğru ilerlerken birine çarptım. 

''Afedersiniz.''

''Önemli değil hayatım.'' 

Benden baya büyük bir bayandı ve çok güzeldi. Ona gülümseyip çocukların yanına gittim.

Çocuklarla konuşurken kahve istemeye karar verdik. Adam oda kartımızı isteyince elimi cebime atıp oda kartına baktım. Oda kartı cebimdeydi. Ama cüzdanım yoktu. Bu sırada Beril oda kartını vermişti. Ama benim cidden cüzdanım yoktu.

''Lanet lanet lanet.'' diye fısırdadım. Etrafa bakarken.

''Ne oluyo ?'' diye sordu Efe. Hepsi bana merakla bakıyorlardı. 

''Ya of cüzdanım yok.'' dedim. 

''Odadadır belki.''

''Hayır odadan çıkarken cebimdeydi.''

''Ya merak etme otelde bi yerde düşmüştür. Biri bulup resepsiyona verir elbet.'' diye beni teselli ettiklerinde rahatlamıştım. Biraz. Çünkü nüfus cüzdanım param falan hepsi içindeydi. Kaybolsun kesinlikle istemezdim. 

Kahvelerimiz geldiğinde sohbet edip ne yapacağımızı konuştuk

Sonunda bir alışveriş merkezine gitmeye karar verdik. İşte bu yüzden kesinlikle cüzdanıma ihtiyacım vardı. O sırada:

'Sayın Aylin Sönmez resepsiyona gelmeniz rica olunur.'

Çocuklarla oturdukuğumuz yerin hemen arkasında olan resepsiyona doğru yürüdüm. Deminki çarpıştığım bayanı gördüm elinde de cüzdanım vardı. Demek ki onla çarpıştığımızda düşürmüştüm.

''Ah demek size çaptığımda düşürdüm.'' dediğimde kadın bana içtenlikle gülümsedi.

''Aylincim seninle önemli bir konu da görüşemem gerek.''

--------------

Çocuklara mesaj attıktan sonra bir saat sonra alışveriş merkezine gitmeye karar vermiştik. Herkes odalarına falan çıkarken bende benimle konuşması gereken bayanla loby' de oturuyordum.

''Bir şey içer misin?''

''Teşekkürler.'' dedim kısaca. Bayan kahvesinden bir yudum daha alıp konuşmaya başladı.

''Öncelikle ben Zeynep.''

''Tanıştığıma sevindim.''

''Bak canım, bu duydukların belki de hoşuna gitmeyecek. Muhtemelen çok şaşıracaksın çünkü bunu bildiğini düşünmüyorum.''

''Sizi tanıyor muyum?''

''Sen beni değil, ama ben seni tanıyorum. Lütfen söylememe izin ver.'' dediğinde ona onayladığımı göstererek kafamı salladım. Neler dönüyordu?

''Ben ablanın çok yakın bir arkadaşıyım.''

AbicikHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin