Uyuması Gerekenler

896 58 7
                                        

Güzel bir uykunun ardından kalktığımda annem başımın ucunda duruyordu ve oldukça endişeliydi. Ona ne olduğunu sorduğumda ise bana Jeff' in mahalledeki çocuklar tarafından dövüldüğünü ve benzin ile yakıldığını söyledi. Şok olmuştum demek şüphelerim boşuna değildi. O kanlı kapşonu, akşamın o saatinde o halde eve girmesi... Hiç hoş değildi. Annem benim için endişelendiğini ve asla yalnız başıma dışarı çıkmamam gerektiğini söyledi. Ürkmüştüm. Yorganımı üstüme çekip gözlerimi tavana diktim. Nina olanları duymuş muydu ? Annem beni öperek odadan çıktı. Hemen telefonumu aldım ve Nina' yı aradım ama açmadı. Telefonu yatağa fırlattım ve yüzümü yıkamaya gittim. Üstüme hızla bir t-shirt ve altıma da bir pantalon geçirdim ve annemin ''nereye ?'' sorusuna cevap vermeden evden çıktım, Nina' nın evine gittim. Kapıyı Chris açtı. Ona ablasının nerde olduğunu sordum fakat ablasının çok kötü olduğu haberini aldım hemen içeri girdim ve Nina' nın odasını aramaya koyuldum. Nina yatağının üzerinde ellerini bacaklarında birleştirmiş olarak ağlıyordu. Yanına oturup onu teselli etmek istedim ama doğal olarak fayda etmedi. Jeff bir hastaneye gitmiş olmalıydı en azından Nina' ya hangi hastane olduğunu sorabilirdim ama onu yanımda götüremezdim çünkü Jeff' i gördüğünde muhtemelen kendini daha kötü hissedecekti. Nina bana hastanenin ismini söyledi ve ben de koşarak eve gittim. Babamdan beni hastaneye bırakmasını istedim ilkte ne kadar tek başıma gitmemem konusunda zorlasalar da onları ikna etmeyi başarmıştım. Hemen yola koyulduk hastane yarım saat kadar uzaklığımızda olduğu için varmamız pek uzun sürmedi. Hastaneye vardığımızda danışmanlıktan Jeff'in ''54'' numaralı odada kaldığını öğrendim. Asansörle 3. kata çıkıp 54 numaralı odaya gittim. Kapı kapalıydı. Bir anlık tereddütten sonra kapıyı tıkladım ve gir sözünü duyduktan sonra içeri girdim. Tüylerim diken diken olmuştu, sanki bütün bunların sorumlusu benmişim gibi hissettim. Jeff' i daha önce hiç bu halde görmemiştim. Yüzünü saran bezler kendini kötü hissettiriyor olmalıydı. İçim acıyordu. Kısık bir sesle ''geçmiş olsun'' diyebildim.

Ailesi teşekkür etti ve Jeff' in kardeşine bakmak üzere eve gideceklerini söylediler. Ben de Jeff' in yanında -onlar gelene kadar- kalabileceğimi söyledim. Bu fikirden memnun oldular. Jeff' le yalnız kalmıştım. Ona halini hatırını soracaktım fakat ona bakamıyordum bile. Ben de konuyu başlatmak için birşeye ihtiyacı olup olmadığını sordum.  Ama o bana ''dolabımın çok güzel boyandığını'' söyledi ben de alay ediyor diye düşünerek:

— Aslında ben boyamamıştım. Bilirsin işte okulun kabadayısı olduklarını zanneden üçlü boyadı.

— Sorun değil dolabın reni güzeldi.

— Bence iğrenç bir renkti.

— Güzeldi çünkü kan kırmızısıydı.

Donmuşçasına Jeff' e bakıyordum ve bir anda 

— Sana bunu kim yaptı ?

— Uyuması gerekenler.

— Ne yani onların uykuları mı var ?

Konu saçma bir yere gidiyordu ve Jeff' in bu haldeyken saçmalamasını normal buldum ama aslında sadece yapacağı şeylerin ipuçlarını verdiğini şimdi anlıyorum.

Jane The KillerBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin