8

26 2 0
                                    

Şimdi

Hilal

Gözkapaklarımın üstünde tonlarca ağırlık ağırlık  varmış gibi kıpırdatamıyordum.Sanki günlerce koşmuşum gibi sızlayan eklemlerim beni üstünde bulunduğum yatağa hapsetmişti.
Bilincim açık olmasına rağmen üstümdeki bu ağırlıktan dolayı tepki veremiyordum.
Yavaş yavaş ruhum bedenime dönüş yaparken ilk hissettiğim şey ellimi tamamen kaplayan kocaman bir  avuç.
Bu bana babamın küçükken eliyle  su içirmesini hatırlatmıştı.Hala sağlıklı düşünemiyordum ki bu hala nerede olduğumu düşünemiyor olmamın bir kanıtıydı.
Yavaşça parmak uçlarımı hissettiğimde üzerimdeki baskıyı biraz aştığımı düşündüm ve hafifçe gözlerimi araladım.Gördüğüm ilk şey beyaz florasan bir lamba olmuştu.Duvalardaki mavi ton o kadar koyuydu ki odayı gece gibi karanlık yapmıştı.
Gözlerimi tamamen açtığımda bir hastane odasında olduğunu anlamam uzun sürmedi.Kolumdaki serum kıpırdattığım için kendini belli ederken ellerimi tamamen saran kocaman avuçların sahibini gördüm.Koltukta uyuyakalmıştı,Açık kahve rengi saçları dağılmıştı ve yorgun gözüküyordu.
Ellerime bakıp yanlışlığı haykıran beynime uyarak onu uyandırmamak adına yavaşça elimi çektim.Tavanı izlerken aklıma dökülen düşünceleri toplayamadım.
Ne zaman vazgeçecektesin Deniz.Ne zaman?

En son olan şeyleri düşündüm ve nihayet neden burada olduğumu sorgulamaya başladım. Ne zamandır buradaydım?Buraya nasıl gelmiştim?

sorular beynimi turmalarken içeri giren hemşire hem sorularımın dağılmasına hem de Deniz'in adeta sıçramasına neden olmuştu.

Hemşire serumumu kontrol ederken Denizde gözlerini ovuşturmakla meşguldü.

"Az sonra doktor bey size bilgi vermeye gelecektir."
Gibi klasik bir cümle kurarken sadece gitmeyi ve her şeyi unutmayı istiyordum.
Hemşire kısa sürede odayı terketti ve beni Denizle yalnız bıraktı.

Gözlerimi odada gezdirirken merakıma yenik düştüm.

"Ne zamandır burdayım?"

Deniz açık çikolata kahvesi renginde gözlerini üzerime dikerken ben Berra'nın benden ne zamandır haber alamadığını hesaplamaya çalışıyordum.

"O olaydan sonra arkandan seninle konuşmak için geliyordum koridoru dönerken bayılınca hastaneye getirdim."

Cümlesini bitirdiğini düşündüğüm sırada ekledi.

"Korku hissettiğim tek şey oldu."

Yüzümü pencereye döndüm.

"Peki ne zamandır buradayım?"

"Dünden beri."

O kadar olmuş muydu? Sanırım Berra beni diri diri yakacaktı.Ya da şu an başka senaryolar kuruyordur.

Dışarı boş bakışlarımı gönderirken açılan kapıdan içeriye ellili yaşlarda olduğunu tahmin ettiğim çok yaşlı olmayan bir doktor girdi.
Gözlüğünü düzelttikten sonra sabırsızca konuşmaya başladı.

"Hilal hanım yoğun stresten dolayı ufak bir baygınlık geçirmişsiniz.Fakat biz yine de bazı testler yaptık."

İlgilenmediğimi belirten bir ses tonuyla konuştum
"Yani çıkabilir miyim?"

"Bu kadar acele etmeyin Hilal hanım.Çünkü testlerin sonucunda bir bulguya rastladık."

Umursamazlığımı dürten son cümlesiyle dikkatimi çekmeyi başarmıştı.

"Nasıl yani?"

"Beyninizde yanlış giden bir durum var,baskı gibi.bunun farkında olduğunuzu düşünüyorum."

...Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin