31; calla

3.2K 362 96
                                        



taehyung - singularity.

Beyaz bir sandalye koydum zihnime. Onun yanındaki duvara iki tane balon iliştirdim. Biri pembe diğeri beyaz. Yoksul hayallerimle süslediğim manzaraya bakarak gülümsedim. Bunu ben yapmıştım.

Bakışlarımı sabahtan beri beni izleyen çocukluğuma çevirerek fısıldadım. "Nasıl olmuş? Güzel değil mi?"

Oturduğu beyin kıvrımlarımdan kalkarak yanıma geldi. Hayallerime bakarak güldü. "Çok güzelde, sence de biraz yalnız değiller mi?" dedi. Sorgulamaktan çok doğruluğunu kanıtlıyor gibiydi.

Duvara iliştirdiğim balonlarımın yanına gidip onları işaret ettim. "İki tane balonu var ya, kalabalık bile." diyerek hayallerimi zihnimin duvarlarından astım.

"O balonlar zaten hep ordaydılar. Sen bu hayali yarattığından beri vardılar. Yani bu manzara bir bütün. Balonların sandalyenin bir parçası gibi. Onları kaybederse eksik kalır. Ama yine de onlarla da yarım." dedi.

Anlayamadım. Yaşım müsait değildi belki de. "Ne yapmam gerek?" diye sordum küçüklüğüme.

"Zaten kalabalık olan hayallerini yalnızlıktan kurtar. Çiçeğini büyütme onu sulamayı dene. Ve hiç büyüyememiş seni acı çekmesine izin ver. Çünkü sadece saf acı, seni büyütebilir küçüğüm." dedi ve sustu.

Bu sessizlik içimi burktu. Sonra hayallerimi susturdum. Zihnimin duvarlarından astığım tabloyu indirerek ordaki beyaz sandalyeye oturdum. Balonlarıma dokundum.

Yaşamak gerekti.

Hayallerimin olduğu gibi güzel kalmasını istememe rağmen onları yaşamalıydım.

Çünkü duvardan asılan tablo değeri ne kadar olursa olsun tozlanırdı ve yıllar geçince eskirdi.

Bu yüzden hayallerimizi anılara çevirmeliydik.

Sessizlik her tarafa hakimdi. Sessizlik içinde olduğum tek dünyaydı.

"Ay?"

Arkamdan seslenen o kadifemsi sesi duyduğumda hastane koridorunda attığım adımlarımı durdurdum.

Gülümseyen o ses, bir şeyler anlatıp gülen o ses ve nasıl olduğunu soran o ses, hepsi aynıydı. O tekerlekli sandalyede oturup onu izleyen kızla konuşan sesin sahibi, bana seslenen sesin sahibiyle aynı kişiydi.

Arkamı dönmedim, ona cevap vermek için herhangi bir girişimde bulunmadım. Birkaç saniye daha öyle kaldıktan sonra tekrardan öne doğru adımlarımı attım ve yürümeye başladım. Ama Taehyung birkaç büyük adımda aramızdaki mesafeyi kapatarak önümde durmuş, ilerlememi engellemişti.

"Senin burada ne işin var?" diye sordu kaşlarını çatarak.

Yorgun bakışlarımı gözlerine çevirerek öylece baktım ona. Hiçbir şey ima etmeden. Dümdüz.

"Kırıldı," diye fısıldadım kısık sesimle.

Taehyung kaşlarını mümkünmüş gibi daha da çatsa da, bakışları ayak bileğime kaydı ve aydınlanmış gibi kaşlarını çözdü.

"Ayağın mı?"

Ona, hayır kalbim diyemedim.

all bright wonders like taehyungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin