Karanlığın zarları devirdiği vakit gölgeler hüküm sürecekti siyahın cesetine. Ruhunu taçlandırmış kefen beyazlığını kaybederek toprakla karışmıştı. Uluyordu ölüler çaresiz gecenin en ince yerinden. Kıkırdıyordu kader trajikomik ruhumuza. Düğüm olmuş zihinlerde duvarların ardına fırlatılmış düşüncelerim mezarıyla övünüyordu. Her bir ceset üflüyordu baş ucundaki ölüm meleğine.
Ama..
Nerdeydi?
Benim ölüm meleğim nerdeydi?
Çığlıklarımı bastıran ahşap tahtalar kurnazdı. İlmik ilmik kazıyordu yalnızlığı çürümeye yüz tutmuş tenime.
Acı vardı, acımasızlık vardı dikişlerimde. Patlıyordu tuz basılınca donmuş kanım. Erimiyordu, soğuktu hâlâ.
Üşüyorum anne. Bir ihtimal, üzerimi örtecek çocukluğum olmadığı için mi?
"Hayır, o yüzden değil," dedi biri. "Ölüyorsun."
Ölüyorsun.
Ölemem. Korkuyorum. Kimse yok mu? Ruhumu sarmalayacak kollar yok mu? Huzura ermem için izleyeceğim gökyüzü yok mu?
O yok mu?
Gitmedi değil mi?
İzin veriyorum, bana yalan söyleyin.
Kar vardı, cenneti yeryüzüne serpiştiren. Kan vardı cehennemi gökyüzüne çıkaran. İki dünyanın ortasında ruhum sıkışmıştı. Dünyaya el sallamış iki kapının arasındaki delikte hapsedilmiştim.
Bu kez kalabalıktım, çok fazla gürültü vardı.
Karın üzerine dağılmış kan kadehi vardı, gözlerimin önünü kesen. Islanmış kar taneciklerinde kayıplar vardı, geleceğin kafasını çuvala sokup boynunu kesen.
Nefes nasıl alınıyordu?
Dünyanın havası bu kez bana yetmiyordu. Nefesimi tutup hayatımdan çaldığım saniyeleri bana geri vermeliydin. Bu bir son olamazdı.
Olmamalıydı.
"Bitti," dedim "Sonunda kurtulduk."
Soğuyordum, üşüyordum, bitiyordum. Ve en acısı kalabalıktım. Kalabalıkta ölüyordum ama yapayalnızdım. İşte ben kalabalığa çığ gibi düşen yalnızlıktım.
Göz kapaklarımı araladım.
Sanki her bir göz kapağımın üzerine kocaman bir dünya oturmuştu ve onları gözlerimin önünden kaldırmak imkansızdı. Çok azıcık aralayabildim göz kapaklarımı. Her taraf bulanıktı. Bembeyaz bir yerde bulanıklık hakimdi.
"Peki sorun ne?" diye sordu tanıdık bir ses.
"Hiç bipolar bozukluğu diye bir şey duydunuz mu?" Başka, yabancı bir ses daha duydum. Ama her şey çok bulanıktı. Hiçbir şey net değildi.
"Aman Tanrım." Yine aynı tanıdık ses. Sesi oldukça endişeliydi.
Anne?
"Alevlenme döneminde," diye konuştu hiç tanımadığım yabancı ses. "Özellikle ilkbahardan yaz aylarına geçiş hastaların alevlenmesi açısından en riskli dönem gibi görünmekte."
Bir ağlayış sesi. "Bunu nasıl yaptı anlamıyorum." Titreyen ses babama aitti. Onu ağlarken hiç görmemiştim ama şimdi ağlayışlarını duyuyordum. Annemden daha hassas bir yapıya sahipti babam.
"Durumu daha kötüye giderse rehabilitasyon merkezine yatırmamız gerekecek," Dur ne? "Herkesin iyiliği için."
Hayır.
"Bu kendine kaçıncı zarar verişi?"
"Bilemiyorum."
"Kendisini kontrol edemiyor gibi," Ses bir süre durdu. "Bu gidişle onu kaybedebiliriz."
Hayır.
"Aman Tanrım!" Annemin tekrardan endişeli sesini duydum. "Bir daha hiç kimse bana anne diye seslenemeyecek mi?"
Anne.
Gözlerimi kapattım.
Tekrardan açmaya çalıştığımda zaten açık olduklarını fark etmiştim. Bir kafeteryada oturmuş tek başıma yemek yiyordum. Bir anlığına duraksayarak etrafıma baktım. Buraya ne zaman gelmiştim ki?
Rüya'dayken gelmiş olmalıydım.
Ayağa kalktığım gibi koşmaya başladım. Buradan çıkmalıydım. Onu görmeliydim. Acaba o günden sonra ne olmuştu? O günden sonra, bana sarıldığı ve ismimi söylediği o günden sonra neler yapmıştım? Nerelere gitmiştim? O ne yapmıştı?
Onu bir daha görememiştim.
"Taehyung," diye fısıldadım.
Önümdeki kapıyı iterek iki taraftanda açılmasını sağladım ve uzun boş koridorda koşmaya başladım. Nereye gittiğimi bilmiyordum ama delicesine koşmaya başlamıştım.
Taehyung?
Önümdeki diğer kapıyıda açtım ve yine boş olan o koridoru koşmaya başladım. Burası da neresiydi? Çıkış neredeydi? Herkes neredeydi?
Neden yapayalnızdım?
Taehyung sen neredesin?
Önümdeki son kapıyıda açtığımda kocaman bir hole çıkmıştım. Etrafta bir sürü doktor ve hasta kıyafetli insanlar vardı. Kapının hemen yanında güvenlikçi, ve bir sürü kişi daha. Üzerimde buradakilerle aynı kıyafet varken, dışarı çıkamazdım. Burası rehabilitasyon merkeziydi. Daha öncede gelmiştim buraya.
Taehyung?
Buradan çıkamazdım.
Taehyung?
Buradan bir daha çıkamayacaktım.
Taehyung?
Onu bir daha göremeyecektim.
Bitmişti. Her şey.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.