17○

7.8K 258 32
                                        

-

Serhat'tan;

Huysuzluklarıyla uğraşamayacak kadar yorgundum. Yorgunluğum sabah karşılaştığım görüntü ve tartışmamız ile baş göstermişti.

Aylar önce de onu zorlamamıştım şimdi de zorlayamazdım. Böylesi de benim için hiç iyi olmuyordu ne yazık ki.

Hızla turladığım bahçede derin bir nefes aldım. Aramızda bu kadar mesafe olacağını düşünememiştim. Onu öpüp bu mesafeyi koymama tamamen hataydı. Bahçedeki sandalyeye sinirle tekme attım. Ayakta ileri geri yürüdükten sonra sandalyeyi kaldırıp oturdum. Kafamı gökyüzüne kaldırıp sakince otururken hiçbir şey düşünemiyordum.

Ne yapıyordu bana? Bu kadar büyütülecek neyi vardı da kendimi ilk defa bir şeyden geri çekemiyordum? Dümdüz kız işte. Daha güzeli de vardır. Güzel birini hayal etmeye çalışırken gözümün önünden onun dışında kimse geçmeyince "Siktir!"diye tısladım. İdeal tipim diye bir şey kalmamıştı ki onun yüzünden varsa yoksa Çağrı. Sevdiğim ten rengi, saç rengi, göz şekli, vücut tipi, karakter özellikleri; onunkiydi işte.

Tam bitti, diyorum; içimdeki her neyse çıktı içimden. Demesine diyorum da yine de başka bir kadına dönüp bakasım gelmiyor.  Sonra onun gözlerini görüyorum, aptal bakışlarını... Benim suçum yemin ederim. Albenili davrandığı tek bir an olmuyordu ama yine de gözümün önünde dönüp dolanan vücudunu unutamıyordum.

Kapının kapanması ile oraya döndüm. Melis dudaklarını birbirine bastırmış yanıma geliyordu. Yanıma gelmesini beklerken sandalyeye yaslandım. Karşımdaki sandalyeye oturup bir süre yüzüme baktı.

"Biraz sinirleri bozuk. Ve sen gittiğinden beri çok iyi sayılmaz."

Alayla güldüm. "Sinirleri bir tek bana bozuk." Üzgünce bana bakarken devam ettim. "Ayrıca sabah hiç kötü değildi." Bana gözlerini kısarak baktı. "Yani iyi olmasını isterim tabii. Ama bana farklı davranması beni delirtiyor."

Gözlerini yüzümde gezdirdi. "Sen, sabah derken neyden bahsediyordun?" Soru soruyordu ama alacağı cevaptan çok tepkimi merak ediyor gibiydi.

"Hiçbir şey." Ayağa kalktığımda kolumu tuttu. "Şuraya otur bir Serhat." İtiraz etmesem de oturmadım, yanlızca az önce oturduğum sandalyenin arkasına geçip dirseklerimi yasladım.

"Sabah çok iyiydi falan, ne diyorsun?" Yüzünde hafif bir sırıtış vardı. Kaşlarımı çattım.

"Kutay ve O..." Düz bir ifade ile konuşurken ona bakmıyordum. Güldüğünü duydum.

"Neye gülüyorsun?"

"Neden kızdığını anlamadım. Sonuçta arkadaşı. Sen de arkadaşısın." Tepkimi ölçmeye çalışıyordu gülerken.

Sakince kafamı onaylar gibi salladım. Haklıydı. Arkadaşıydık. Ne arkadaşı? Sikerler arkadaşlığını.

"Evet." Kısa kestiğimde yanıma gelip elini koluma koydu. "Şakalaşıyorlardı işte. Yani sen gidince bir şey olmadı aralarında." Kafamı aşağı yukarı salladım. Aralarında bir şey olmadığını duyunca. Ne? Bana sırıtan Melis'e döndüm.

"Ben ondan bahsetmiyordum. Sormadım, yani merak etmiyorum." Açıkça sormasam da merak etmiştim ama Melis bunu nasıl anlamıştı?

ARKADAŞ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin