23●

11.6K 240 22
                                        


-

Plajda uzanan annemlerin yanına ilerliyorduk. Diğerleri önden ilerlerken Serhat ile arkadan yürüyorduk. Sinirle bana bakarken "Bu kıyafetleri yakacağım."dedi.

Üzerimdeki şort ve tişörte bakıp "Saçmalama."dedim sadece. Kıskanması çok hoşuma gitmiyordu kısıtlamaya çalışması da delirtirdi beni.

"Levent amca neden bir şey söylemiyor ki?" diye kendi kendine konuştuğunda tişörtünü çekiştirip ilerdeki topluluğu gösterdim. "Baksana herkes böyle giyinmiş. Bir şey olduğu yok. Abartıyorsun."

İşaret ettiğim yere baktığında bana dönmedi. Tekrar oraya baktığımda kendime sinirlendim. Kafasını elimle kendime çevirip "Hoop buraya bak "dedim kaşlarım çatıkken.

"Ne oldu Çağrı. Abartıyordum hani?"diye sorar gibi konuşunca dudağımı büküp önüme döndüm. "Diğerleri yanında biri varken başkasına bakmıyordur."

Kahkahasını duyduğumda annemlerin yanına yaklaşmıştık. Elini omzuma attığında kollarımı göğsümde birleştirdim. "Git başımdan."

"Peki gidiyorum."dedikten sonra az önce gösterdiğim yere doğru gidecekken kolunu tutup "Hemen de gidiyorsun. "derken kolumu beline koydum. Gülüp kolunu omzuma attı.

Annem güneşlenirken Begüm Teyzeyle konuşuyordu. Babam denizden çıkıp yanımıza geldiğinde "Neler yapıyorsunuz çocuklar?"dedi.

"Şimdi şu taraflara gideceğiz size bakmaya geldik."diyen Kutay sahilin diğer tarafını gösterdi.

"Dikkatli olun." diyen Haluk Amcaya kafamızı sallayıp ilerlemeye başladık. Gerçekten kelimenin tam anlamıyla eşek kadar olmuştuk ama onlar hala uyarmaya devam ediyorlardı.

-

Havlumu sermiş yatarken Melis ayağa kalktı. "Bir şeyler alacağım. Gelsenize." dediğinde Sergen ve Kutay ona katıldı. Belli etmemeye çalışarak Serhat'a baktım. Onunla yalnız kalma şansı buldukça seviniyordum, ne yalan söyleyeyim. Serhat'ın da gözlerinin parladığını görmüştüm.

"Canım şu en ilerideki yerin kokteyllerinden çekti. Güneş kremimi de arabada unutmuşum. Size zahmet..." Sergen ricamla kaşlarını çatıp "Benimkini kullan."diye homurdandığında zorla gülümsedim. "Canım benim cildime göre değil senin kremin." İkna olmamış gibi dudaklarını araladığında Kutay onu kolundan çekip "İki dakikada alırız." dedi. Kutay'ım benim canım, hayatımın anlamı, kurt bakışlım, kıvırcık saçlarına öldüğüm...

Onlar arkalarını dönmüş uzaklaşırken gözlerimi sağımda duran Serhat'a çevirdim.  Ayaklanıp bana sırnaşarak "Canın kokteyl mi çekti?"diye imayla sordu. Onları bilerek en uzağa yolladığımı anlamak için ilerizekalı olmaya gerek yoktu bence. Burnunu burnuma sürttüğünde gülerek "Canım biraz seninle yalnız kalmak çekti." dedim cilveyle.

Kısa bir kahkaha atıp güzelim gülüşünü önüme serdiğinde bakışlarım gözlerinden dudaklarına kaymıştı. Üzerime eğilip dudaklarımı öptüğünde karşılık verdim. Bacakları bacaklarıma değerken kasıklarımız arasında biraz mesafe bırakmıştı. Geri çekilip kollarını iki yanımda sabitlemiş halde yüzümü izlediğinde gülüşümü durduramıyordum. Deniz, kum, güneş, O... Tadından yenmiyordu.

"Gelecekler şimdi." Kaşlarını kaldırıp umrunda değilmiş gibi bir ifade takındıktan sonra "Hiç sanmıyorum çünkü onları olmayan bir yere gönderdin." dedi. Bunu bilmiyordum ama utanmak durumunda kalmıştım. "Niyetim o kadarı değildi. Sonuçta gidip kendileri almayı tercih ettiler. Ben de yürüyüş olsun diye şey ettim."

"Tüh! Biraz daga baş başa kalmak zorundayız." Sahte bir üzüntü ile konuştuktan sonra şeytani bir sırıtış ile boynumu öpüp huylanmama sebep oldu. Sürekli olarak etrafa bakma eğilimi hissettiğim için onunla olmaktan zevk alamıyordum. Bir elimi karın kaslarında dolaştırırken "Yüzelim."dedim mırıltıyla. Denizde bizi fark etmezlerdi en azından.

ARKADAŞ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin