19○

12.9K 267 54
                                        


-

"Baksana şuna Çağrı. Tam senlik duruyor."

Melis'in elindeki bayağı abartılı kırmızı elbisede gözlerimi gezdirdim. Transparan göğüs dekoltesi olan çok da zarif görünmeyen bir elbiseydi. Güzeldi ama elbise giyerken tercih etmeyeceğim bir modeldi. Diğerlerine baktım sorar gibi.

Sergen "Bilemedim ama canım ablama her şey yakışır."demişti. Çok mu şey istiyoruz ya beyler? Sergen'i örnek alın biraz.

Kutay "Dosyayı almaya gittiğimizde bunu giyebilirdin." diyerek aşırı abartılı olduğunu ima etti. Elindeki bardağı ağzına götürdüğünde ona gözlerimi kıstım. "Sana sormama gerek yokmuş."

"Kalbimi kırmayı kes portakalım."

Göz devirip Serhat'a döndüm. Benim ona baktığımı fark etmemiş bir şekilde kaşlarını çatmış elbiseye bakıyordu. Tepki vermesi için "Nasıl?" dedim düz sesimle.

"Sevmedim." Çenesinin kasıldığını görünce neye sinirlendiğini merak etmiştim. Kahverengilerini üzerimde gezdirip elbiseye çevirdi. O sırada Melis onun yanına yaklaşıp elindeki elbiseleri gösterdi. "Nasıl sence sevgili partnerim?" Ebeninki gibi Melis! Kafayı sıyırtacaktı bana.

Serhat bir şey söylemeden elbiselere baktı. Melis karar vermekte zorlamıyormuş gibi duran Serhat'tan biraz uzaklaşıp siyah elbiseyi üzerine tuttu. "İyi bir geceyi getirecek ideal elbise olur mu sence?" Gülerek alttan alttan soru sorduğunda Serhat yaklaşıp kulağına eğildi. Melis'in yüzüne bakarken bir yandan da elbiseleri elimle karıştırıyordum. Melis onu ağzı açık dinledikten sonra kahkaha atıp omzuna yavaşça vurdu. Ağzım açıkken kaşlarım çatıktı.

Ne yani bunlar cilveleşiyor muydu? Bu flörtoz tavırlar falan neyin nesiydi? Kafamı hızlı hızlı sallarken askıların arasında sertçe ellerimi dolandırıyordum. 'Tabii Serhat Bey gidip gelince kalbini de boşaltıvermiş. Tabi ne bekliyordum? Akılsız Çağrı akılsız."

Kafamı sinirle kaldırdığımda Melis'in beni incelediğini gördüm. Salak Çağrı. Sanki bana neydi ki? Sevmiyordum ve onu reddetmiştim.

Melis sinirli yüzüme bakınca yavaşça gülümseyip elimdeki elbiseyi kaldırdım. Bana sırıtıp önüne döndü.

"Çağrı bu nasıl?" Kutay'a döndüm. Beyaz mini elbiseyi bana döndürmüştü. Pek bir numarası yoktu elbisenin. Rengi hoş görünürdü vücudumda. Kafamı onaylar gibi salladım. Bana uzattığında elime alıp kabine girdim.

Tişörtümü ve pantolonumu çıkarıp elbiseyi elime aldım. Güzel bir elbiseydi ama onu tercih etmemin nedeni rahat olmasıydı. Elbiseyi üzerime geçirip fermuara uzanmaya çalıştım. Ucunu tuttuğumda yukarı çekemiyordum. "Off Allah'ım!"

"Çağrı hadi çıksana." Melis'in sesiyle ellerimi fermuardan çekip "Fermuarı çekemiyorum."dedim.

Pek de inandırıcı olmayan ses tonuyla "Benim ellerim dolu ya." dedikten sonra duraksayıp kıkırdadı. "Tamam dur Serhat geliyor." Gözlerimi kocaman açtım. Tam itiraz edecekken Serhat'ın kabine itilmesi ile sustum. Bana bakıp ensesini kaşıdı. Gözlerim gözbebeklerine takıldı. O da yüzüme bakarken arkamı yavaşça döndüm. Zaten küçük olan kabinde bana yaklaşmasına gerek kalmadan elini fermuara götürdü. Parmakları belime değince karıncalanma hissettim. Sıcak nefesi boynuma değiyordu. Elini yukarı doğru çıkardığında dokunduğu her yer karıncalanırken fermuarı yavaş yavaş çekti. Bana işkence mi uyguluyordu, derdi neydi acaba? Elimle boynuma yelpaze yapıp onun sıcaklığının üzerimde bıraktığı enerjiden kurtulmaya çalıştım.

Cılız fermuar sesinin kesilmesi ile işinin bittiğini anlamıştım. Minik kabine sırtımı yaslayıp Serhat'ı tişörtünden tutup kendime doğru çektim. Ellerimi sırtına dolayıp boynuna kafamı yaklaştırdım. Ben ona sarılınca o da ellerini belime koydu. Geldiğinden beri aramız soğuktu. Ne yaptığımdan habersiz yaptığım hareketlerimin nedeni bu muydu? Boynuna doğru çevirdiğim yüzümü biraz daha yaklaştırıp boynuna dudaklarımı değdirdim ve sessizce kokusunu hissetmeye çalıştım. Belimdeki elleri kasılınca dudaklarımı ayırıp ellerimi çektim.

ARKADAŞ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin