18○

7.9K 253 24
                                        

Oy ve yorum görmeyi o kadar istiyorum ki... Sadece bir iki kişinin yapması üzüyor. Lütfen yorum yapın. Sizi seviyorum.  ♡

-

Melis'ten;

"Kutay ver şu kumandayı." Kolunu benden uzaklaştırıp kaldırdı. Uzun boylu olduğu için koltuğa çıkmıştım ama uzaklaştığı için tekrar inmek zorunda kaldım. "Hint dizisi izlemek zorunda mıyız ya?" İğrenircesine ona baktım.

"Ben sana itiraz ediyor muyum maviş Rusları izlemek istediğinde." Hafif sinirle söylendiğinde güldüm. 'Maviş Ruslar' kısmını vurgulamıştı. "Şimdi de Hintli beyleri izle." Kafasıyla televizyonu gösterince offlayıp koltuğa oturdum.

"Ay şey vardı...ımm çok yakışıklı bir Hintli." Çatık kaşlarına bakıp heyecanla "Hadi hadi açsana." dedim ve ellerimi çırptım.

"Demek öyle ha?" Kumandayı koltuğun arasına sıkıştırıp üstüne oturdu. Şaşkınlıkla ona baktım. "Televizyonu açanın Allah belasını versin!"

Bu hâline kahkaha attığımda bana gözlerini kısıp dil çıkardı. "Aç da götüne gül." Gerizekalı mıydı bu yahu? Dediği şeye bak! Yanına gidip bacağına tekme attım ve hızla merdivene ilerledim.

"Ne halin varsa gör pislik." Bağırdığımda kendime hayret ediyordum. Neler yaptırıyordu bana. Gülerek kafamı iki yana salladım. Koridorda yürüyüp lavaboya girecekken Serhat'ın odasının önünde durdum. Kapıyı yavaşça tıklattığımda ses gelmeyince yavaşça açıp içeri girdim.

Gördüğüm manzara karşısında sırıttım. Hâlâ 'arkadaşım' diyordu bir de. Diğerlerinin Serhat'ın hislerini farketmediklerini sanıyordum. Ama onlar da bunu çakmıştı. Sadece bildiklerini onlara çaktırmıyordular. Çağrı'nın ne hissettiğini ise bilmiyorum. Sadece o gittikten sonra biraz değişmişti.

Kafamdaki düşüncelerle cebimden telefonumu çıkarttım. Gülümseyerek yatakta uyuyan üçlünün fotoğrafını çektim. Küçük bebek bir eliyle Çağrı'nın tişörtünü tutmuş bir şekilde Serhat'ın üstünde yüzüstü uzanıyordu.Bir kaç fotoğraf çektikten sonra odadan gülerek çıktım.

Merdivenleri seke seke inip Kutay'ın yanına geldiğimde telefonu ile uğraşıyordu. Sergen de elindeki çay ile salona girdi. "Biz dışarı mı çıksak?" Sorduğum soruyla bana baygınca baktılar.

"Neden ki?"

"Imm şey...dolaşırız. Ben çok sıkıldım." Kutay bana sırıttı. "Diğerleri de gelsin gidelim." Sahte gülüş attığımda Sergen'in arkasını dönmesi ile ona ağzımı oynatarak derdimi anlatmaya çalıştım.

"Yyuyorlar. Birlikte çıkalım. Yalnız kalsınlar. Sergen'i ayağa kaldırma şimdi." Sergen arkasını dönünce Kutaya el kol yaptığımı fark etmesin diye sinek kovalıyormuş gibi yaptım.

"Haa aynen ben de bunaldım burada. Çıkalım dışarı." Kutay'a kafamı salladığımda merdivenlerden gelen adım sesleri ile oraya döndük. Gözlerini ovuşturarak aşağı inen Çağrı'ya umutsuzca baktım. Hepsi inadıma yapıyormuş gibi geliyordu.

Tek gözü kapalıyken bize baktı. Mimik oynatmadan yanımıza geldiğinde "Saat kaç?" dedi uykudan yeni kalktığı için boğuk olan sesiyle.

"Bayağı uyudunuz. Saat 5 olmuş."

Alt dudağını sarkıttığında Alp'in ağlama sesi ile yüzünü buruşturdu. Biz merdivenlerden yukarı bakarken hala ağlıyordu. Çağrı arkasını dönüp mutfağa girdiğinde "Bu bebek nereden çıktı? Off." diyen Sergen'e baktım.

ARKADAŞ Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin