26 Mart, 2024
Buraya geldiğimde içim dolmuş, bir şeyleri anlatma ihtiyacı hissetmiş olarak geliyorum hep. Çünkü yazdıklarımın hiçbirini keyfi olarak göremem. Keyfine yazdığım hiçbir satır yok burada, Uzun süredir ulaşmayı hedeflediğim bir şey var.Hayatımın büyük bir önemini karşılıyor çünkü eminim ki daha çok istediğim bir şey yoktur. Eğer bu hedeflediğim şeye ulaşırsam, diğer isteklerimi(eğer bir isteğim olacaksa) çok daha basit bir şekilde halledeceğime eminim. Ama çok çaba gerekiyor, çok fazla çaba, çok fazla sabır, çok fazla dikkat, çok fazla odak, çok fazla azim, çok fazla gözyaşı.
Ve çok fazla sigara.
Kafam haftalardır yerinde değil, eskisi gibi insanlara kendimi anlatamıyorum çünkü eskisi gibi kendimi ifade edemiyorum.
Edemeyecek ve kendimi karşı tarafa anlatamayacak kadar yorgunum.
Bu aralar saçma rüyalardan ziyade gerçekçi ve belki de* anlam çıkarmam gereken rüyalar görüyorum. O rüyalar bazen ürkütücü oluyor, bazen gördüğüm şeylerin arkasına saklanarak diğer geceyi uyanık geçirmeyi tercih ediyorum.
Hiç kimsenin hiçbir şeyden haberi yok.
Olmalı mı?Bilemiyorum.
Şarkılar eşliğinde bunları yazıyorum size, belki kafamdaki sesler size bunları yazabilmem için kesilir ve şarkı sözlerinin bir süreliğine de olsa kafamın içinde yer edinmesine izin verir diye. Ama sanırım yanlış düşünmüşüm.
Uyuyorum mesajını atmamın üstünden saatler geçmesine rağmen hala uyanık buluyorum kendimi, kendimi uyumak için zorluyorum çünkü bunu eskiden başarırdım.
Ama şu an hiçbir işe yaramıyor.
Ve artık uykunun bana iyi gelmediğini düşünüyorum. Eskiden uyku benim için bir kaçış yöntemiydi ve bu yöntem her zaman olumlu bir şekilde amacına ulaşırdı. Eskiden uyumak için can atarken şimdi uykumun olmasına rağmen neden hala gözlerimi açık tutmada direndiğimi anlayamıyorum. Oysa ki bunun böyle olmaması gerekirdi, sanırım yani. Neyin doğru, yanlış olduğunu bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var o da benim buradan gitmemin gerek olduğu.
Kalmak için herhangi bir çabam yok çünkü istemiyorum. Bunu büyük konuşmak gibi size akse ettirmek istemem. Amacım da bu değil zaten.
Sadece kendimi yanlış lanse etmek istemiyorum bundan hayatım boyunca hep kaçındım ve kendimi doğru ifade edebilmek, sizin beni doğru anlamınızı istiyorum.
Ne de olsa ben 6 yıldır size burada bir şeyler yazıyorum ve 6 yıl önce beni yazmaya teşvik eden sebep neyse şu an için olan sebep de bu.
Anlaşılmak.
Sadece anlaşılmak.
Bir şeyi bana neden yaptın diye sormalarından ziyade bunu yapmanı gerektirecek sebep neydi diye sormalarını isterdim. Ve sorduklarında ben de bunu açıklamayı isterdim. Ama artık istemiyorum.
İnsanların yalnızlığı nasıl sevdiğini hep merak ederdim, yalnız kalmaktan çok korkardım. Korktuğu şey insanın başına gelirmiş ve bazı şeyler başına gelmeden anlaşılmazmış. Hayatın bazen bir şeyler öğretebiliyor olması umut verici. Açıkçası kulağımda kulaklıklarımla ve önümde açık olan kendime ait play listlerimle yalnızlığı çok sevdim.
Gözler duvara bakıyor ama gördüğün şey duvar değil, görmek istediklerin. Daldın değil mi hayallere? Kafanda kurdun senaryoları, olay akışının içinde duygularını benimsiyorsun. Onunla olan bir şarkını dinledin, anısı var dedin üzüldün. Güvende hissettiren şarkını dinledin gülümsedin. Gerçeklik algını bir süreliğine kendi isteğinle kenara koydun, belki de hep orada kalmasını istiyorsun. Çünkü ben çok istiyorum.
İçimde hissettiğim ama algılayamadığım, benimsenmemiş bir duygu var. Tanımlamakta zorlanıyorum ama kötü bir şey olduğunu pek düşünmüyorum. Çok da tanıdık geliyor açıkçası, sanki ismini daha önce duymuşum gibi, hafızamın köşesinde bir yerlerde daha önce ev sahipliği yapmış gibi.
Ne bu duygunun adı?
Umut.
Birkaç gündür aklımda dolanan bir şeyi hayata geçirmeyi düşünüyorum çünkü bunun olması gerekiyormuş gibi geliyor, bunu yapmalıymışım, benim için en doğrusuymuş gibi hissediyorum. Peki bunu hayata ne zaman geçireceğim? Evet, sanırım bunu sadece bu bölümü okuyanlar bilecek. Sessiz sedasız kaybolacağım bir süreliğine, tamamen dünyadan bağlantımı keseceğim. Ne kadar süreliğine olduğunu tahmin etmek çok zor değil tabi. Önceliğinizi kendiniz yaptığınızda her şeyi anlıyorsunuz.
Bazı şeylerin ağırlığı kalbime basınç uyguluyor ve kaldıramayacak gibi oluyorum.
Senin bana 16 kere aşkım yazıp benim sana sadece bir kere aşkım yazmam gibi.
Sen öldükten sonra yazmam gibi.
Bazı şeylerin ağırlığı 100 yaşına da gelsen kalbinin üzerinden hiç kalkmayacak, bu yüzden bunu bilerek davran. Bir kalbi kırıp uyuduğun uyku ölümden beterdir. Bu eva'nın size verdiği ilk ve son tavsiyeydi.
İyi geceler, geceniz bal kadar güzel geçsin.
