Canımın içleriii. Yb atmıyorum diye bana sövüyosunuz. Neden atmadım? Sebebim yok rixb. Sınav haftası, dershane, okul filan derken Watty'i de unuttum dubwbdhj. Neyse canlarım okuyun.
Multide öndeki Ilgın , en sağlaki Bilal, ortadaki de Berkay.
Ozan'ın Ağzından
Uyanmaya başladığımda vanilya, çilek kokusuyla açtım gözlerimi. Göğsümdeki çok hafif ağırlık hafif kıpırdayında kafamı çevirdim göğsüme. Gizem uyuyordu.
Hayatımdaki en değer verdiğim kız kollarımın arasındaydı. Bu saatten sonra ölsem 'Eyvallah' der geçerim açıkcası.
Gizem'e biraz daha sarılıp düşünmeye başladım. Bizi. Ben her yaz gelirdim İzmir'e. Gizem de gelirdi. Onunla beraber Dilay da. Biz böyle takılırdık. Can vardı bide. O da 1-2 haftaya gelicekti. Biz dördümüz hep beraberdik. Ayrılmazdık. Bu sene Gizem'in geliceğinden haberim yoktu. Dilay beni arıyıp her şeyi anlatınca dışarı çıkıp elimden geldiğince Gizem'i aramıştım. En sonunda bulmuştum.
Biz dördümüz yaklaşık 5 yıldır arkadaşız. Aslında kardeşiz. Gerçeği söylemek gerekirse bizim grubumuz oluşalı 5 sene olmuştu. Ben Can'la Gizem ise Dilay'la çocukluk arkadaşıydı. Can Dilaydan hoşlanıyordu. Ama açılacak cesareti bulamıyordu kendinde. Ben gider 'Seni seviyorum' diye hönkürürdüm amk. Ya da kendimi öyle avutuyorum.
"Günaydın." Duyduğum sesle kafamı Gizemin suratına çevirdim. Gülüyordu. O gülüyor diye bende gülüyordum.
"Günaydın meleğim. İyi uyuyabildin mi?"
"Senin kollarındayken heryer huzur canımın içi. Çok iyi uyudum." İstemsizce güldüm.
"Hadi bana kahvaltı hazırla." Gülen ifadesi bir anda yok oldu, kaşlarını çatıp bana bakmaya başladı. Bende dayanamayıp kahkahalarla gülmeye başladım. Ama çok komik napıyım yani?
"Komik mi amına koduğum?"
"Olmayan bişeye nasıl koyucam aşkım?"
"Ozan geber, öl, lütfen."
"Hadi hazırlan."
"Niye?"
"Burgere kahvaltıya gidicez."
"Vuhuu!" diye böğürerek kalktı yanımdan. Koşarak çantasını alıp merdivenlerden çıkışını izledim. Asla bu kız büyümeyecek.
Gizem Reis'in Ağzından -Tövbesteyşın-
Merdivenlerden koşarak inip Ozan'ın yanına gittim.
"Ben hazırııım!" dedim sevinçle. Ozan beni uzun uzun süzdükten sonra bakışları şortumda takılı kaldı.
"Dua et bugün ilk günümüz, şort giydin diye birşey yapmıcağım."
"Doo ot bogon olk gonomoz şort goydon doyo borşoy yopmoyocoğom." diyerek taklidini yaptım. Bana alttan alttan -yazarken bile fesatlaşıyom- bakarken 'Hadi gidelim.' dedim. Vanslarımı ayağıma geçirip gelişi güzel bir şekilde bağladım. Ozan'ın yanına gidince beni kolumdan çekip kolunun altına aldı. Kolunu da omzuma atınca bende elimi beline sardım. Ay çok romantik. Taam sustum ses kes.
↓∞↓
Ozan'a istediğim menüyü söylemiştim. O da odunluğunu bir kenara bırakıp bana istediklerimi almaya gitmişti. Ben ise üst kata çıkmış köşedeki masaya oturmuş elimdeki iPhone'la bir saattir bakışıyordum. En sonunda sıkıntıdan kafamı kaldırıp etrafımdakileri kesmeye başladım. Kafamı sol tarafa çevirip İzmir manzarasını izledim. İyiki cam kenarına oturdum amk. Kafamı sola çeviri- çevirmez olaydım. Çünkü Bilal, Ilgın ve Dilay oradaydı. Çantamdan beremi çıkarıp kafama taktım. Bakışlarımı manzaraya çevirip Ozan'ı beklemeye başladım.
Telefondan multi ekleniyomuş çok mutlu olduuuuum nejdbwj.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
İzmirli Meteor *Düzenleniyor*
Storie d'amoreDeniz gibi gözlere sahipti. Kahverengiydi ama deniz gibiydi. Bir okyanus gibi... "Gözlerine baktığımda sonsuzluğa ulaşıyordum. Huzuru buluyordum. Yine İzmir'deydim işte. Her zaman ki sahilde. Gözlerim denizde, seni arıyordu. Deniz yerine senin gözle...