Warmer Than Sun

586 63 23
                                        

Gergince ritim tuttuğu parmağını koltuktan çekip arkasına yaslandı ve bir kere daha telefonunu kontrol etti. Benjamin'e gelemeyeceğini, başka bir planının olduğunu söylediğinden beri cevap alamamıştı. Bu da esmeri nedensizce geriyordu.

Yavaşça durduklarında gözlerini kaldırdı Tony. Burasının lunapark olmadığı apaçık belliydi.

"Birkaç kişiyi alıp devam edeceğiz." Dedi Steve, sanki Tony'nin aklını okumuşçasına. Esmer genç arkada olduğu için göremeyeceklerini bildiği halde kafa sallayıp beklemeye başladı. Çok sürmeden sadece biri kız, dört kişi aynı evin kapısından çıkmıştı.

Tony ikisini tanımıştı. Lang ve Tyler. O gün Payton esmere vururken kollarından tutanlar.

Steve de bunu fark etmiş gibi oturduğu yerin kapısını açıp aşağı indi. Önce gelenleri sıcak ama erkeksi bir sarılmayla selamladıktan sonra Tyler'a öne geçmesi için işaret etti, sarışında diğerlerinden önce arkaya geçip Tony'nin yanına kuruldu. Steve'in koca gövdesi, esmerin hiç tanımadığı ve tanımak da istemediği üç kişi arasında paravan oluşturuyordu

"Kaysanıza lan! Kaputa mı oturayım?" Dedi arabaya binememiş kişi. Diğerleri gülerken Steve ve Tony sessiz kalmayı seçmişti.

Kapıya yakın olan Lang sırıtıp "Kucağıma otur aşkım." dedi dalgayla. Bu sözü üzerine dışarıda kalandan bir el hareketi yemişti. Tyler hızla arkasına göndü.

"Saçmalama yavşak! Dennis sen öne geç." Dedi ve Tyler da aşağı indi.

Yapılan ikinci yer değişiminden sonra Tyler Lang'in dizinin üstünde oturuyor, Hazel ise Steve'in çok yer kaplamasından şikayet ediyordu. Tüm bu konuşmalarla uğultu dolan arabada sesini duyurmak için Bucky'nin bağırması gerekmişti.

"Yerleştiyseniz gidiyorum? Bir kere daha yer değiştiren olursa bir kolunu kayber." Diye duyuru geçti ve hiç vakit kaybetmeden gaza yüklendi.

Birden çıkılan hızla herkes koltuklara yapışırken Steve'in Tony'nin önüne bir kemer gibi attığı eli, saniyeler sonra hıza alışılınca fark edilmişti. Sarışın kolunu hızla geri çekerken Tony'nin beyni olanları idrak edememişti. Dudaklarından dökülen şaşkın bir "Teşekkürler?" ile doğrudan mavilere bakmıştı. Steve, esmer genç sanki ruhuna dokunmuş gibi titredi. Gözlerini ilk kaçıran olarak bakışlarını, kucağında duran ellerine idirdi. Tony ile bacaklarının yapışık durduğunu fark ettiğinde, esmerden yayılan sıcaklığa çoktan alışık olduğunu da hissetti.

Bunlar dışında sessiz geçen kısa bir yolculuk ardından sonunda lunaparkın otoparkına park etmişlerdi. Herkes sevinçle dışarı atlayıp gerinmeye başlamasıyla Tony, gelen geçenin onlara tuhaf tuhaf bakmalarından komik göründüklerini anlamıştı. Tabii kimsenin umrunda değildi, arkada sıkış tekiş beş kişi oturmayı kimse sevmezdi.

Güneş batıp hava kararmaya başlarken topluca çeşitli yerlerin önünden geçiyorlardı. Esmer genç gruba tahmin ettiğinden daha çabuk ısınmıştı. Zaten hiçbir zaman sessiz bir kişiliği olmadığından çok da zor olmamıştı bu. Yinede göründükleri kadar itici ve kötü değillerdi

"Bahisleri açıyorum! Hepsini vurana, kaybedenler birleşerek şu ayıcığı alacak." Dedi Hazel, eliyle silahlı atış standını ve gerçek bir insan boyutundaki krem rengi ayıyı göstererek.

Diğerleri onaylarcasına kafa sallayıp ilk denemeleri için birbirlerini ittirirken Steve sadece sıkıntıyla kollarını birleştirmişti.

"Vurmak istemiyor musun? Şahsen bu vücutla askere gitsen şaşırmazdım Rogers." Dedi sırıtarak.

Sarışın göz devirip iç çekti ve ilk atışı yapmak üzere tüfeği eline alan Bucky'yi izlemeye koyuldu.

"İlgi alanım değil diyelim."

Boy In The Bubble [stony]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin